Dün yangındı, trafik kazasıydı... bugün sel, 100 yıldır kadın işçilerin ölümüne neden olan rant...
Nebahat Salkım, Nuriye Taş, Bircan Karataş, Özden Binal, Fikriye Özen, Altın Yüksek ve Mevide Kırcı... Onlar, Halkalı Pameks Tekstil fabrikasının işçileriydi.
Çarşamba sabahı İstanbul’da şiddetli yağış vardı. Tekstil işçisi 7 kadın, sel suları geldiğinde, fabrika servis aracı diye bindirildikleri minibüste boğularak can verdi. Nefes alacak ne bir penceresi ne de içeriden açılabilecek sürgülü bir kapısı vardı aracın. Fabrika sahibinin işçilerine servis olarak reva gördüğü araç onlara tabut oldu.

Bursa’da 2005 yılında, fabrikanın kapıları üzerlerine kilitli olduğu için yanarak ölen 5 tekstil işçisi kadın... 2007’de Urfa-Ceylanpınar’da sabahın kör karanlığında tıkıştırıldıkları kamyonun dereye devrilmesiyle boğulan 10 tarım işçisi kadın... Ve daha nice benzer olay...
Yangın, trafik kazası, sel midir gerçekten bu ölümlere sebep olan? Yoksa işverenlerin işçi ve emekçilere dayattıkları yaşam ve çalışma koşulları mı?
Daha fazla kâr uğruna işçi sağlığını ve can güvenliğini hiçe sayan işveren, kadınlara kuralsız, ucuz işçilik yapmayı tek seçenek olarak dayatmaktadır. 100 yıldır kadınlar bu dayatmalara karşı, “eşit işe eşit ücret”, “sağlıklı çalışma koşulları”, “sendika, sigorta ve sekiz saatlik” işgünü için mücadele ediyor. Kadınların insanca yaşam için verdikleri mücadeleye kulak tıkayan iktidarın kadınlara reva gördüğü şey ise hapishane aracından farksız bir araçta boğularak can vermek oluyor.
Dün sabaha karşı İstanbul’a yağan şiddetli yağış, yetkililerin almadığı önlemler, vurdumduymazlığı ve “Ak” Belediyeciliğin 15 yıllık rantçılığıyla birleşince bir felakete dönüştü. Otuzu aşkın can kaybı ve daha bulunamayan 10’a yakın kişi... Halkın sağlığını, can güvenliğini hiçe sayan iktidar, “onlar da dere yatağına ev yapmasalarmış”, “takdiri ilahi” gibi basiretsiz açıklamalarla suçu üzerinden atmanın yolunu arıyor. Telafisi mümkün olmayan maddi-manevi zararların nasıl karşılanacağının hesabını veremiyor.
Sel felaketinin birinci dereceden sorumlusu, rantçılara alan açan ve dere yataklarına plan yaptırtıp yerleşime izin veren yerel yönetimlerdir; şehircilik ilkelerini yok sayan, meslek odalarının uyarılarını kulak arkası eden, hatta uyardıkları için suçlayan iktidardır.
Sorumlular derhal istifa etmelidir. Tüm can ve mal kayıplarıyla ilgili gereken soruşturma ve incelemeler başlatılmalı, bütün yöneticiler hesap vermelidir.
Ölenlerin yakınlarına başsağlığı dilerken, bir avuç zengine ve rant çevrelerine hizmet eden bu yerel yönetim anlayışına, siyasi zihniyete karşı tüm kadınları birleşmeye ve mücadele etmeye çağırıyoruz.
Cuma günü (yarın) saat 15.00’te, hayatını kaybeden kadınların çalıştığı Pameks Tekstil fabrikasının önünde işçi ve memur sendikaları tarafından protesto eylemi düzenlenecektir. Cumartesi günü de İstanbul’da ki kadın örgütleri ortak eylem yapacaktır. Bütün kadınları her iki eyleme de katılarak güç vermeye çağırıyoruz.


