Kadına Yönelik Şiddet Son Bulmalıdır!

Çarşamba, 25 Kasım 2009 15:49
Yazdır PDF

 

25 Kasım “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü”nün kutlanışının 49. yılında ülkemizde kadına yönelik şiddet artış gösteriyor.

Kadınlarımız, işsiz, yoksul ve yoksun bırakılarak ekonomik ve politik şiddete maruz kalmış, fiziksel şiddet yüzünden hayatı karartılmış olarak bir 25 Kasım’ı daha gördü.

images/stories/1SelmaGurkan.bmpTürkiye’de her üç kadından biri evde, işte, sokakta erkek şiddetine uğruyor. Yalnızca bu yılın ilk 7 ayında 953 kadın cinayete kurban gitti. Töre cinayetleriyle; ailenin, aşiretin namusuna kurban edilen kadınların adları bile sayılamıyor. Kadınlar aile içi şiddete maruz kalınca muhatap bulamıyorlar. Tecavüze uğrayan, öldürülen, işkence gören, hayatı zindana çevrilen kadınların sesi karanlıkta boğulmaya devam ediyor.

Üstelik kadına şiddet uygulayanların “ağır tahrik” gördüklerine inanmaya hazır ve bu yüzden suçluyu cezalandırmamaya yatkın bir hukuk sistemi nedeniyle tecavüz, cinayet, şiddet ve işkence meşrulaştırılıyor.

Fakat kadınlar sadece hayatlarını karartan, bitiren ve bedenlerinde yara açan fiziksel şiddetten değil ruhlarını örseleyen bir şiddetten de mustaripler.

Dünyada yoksulların yoksulu kadınlar savaştan, ekonomik krizden, geleceği karartan neoliberal politikalardan en çok çeken kesimlerin başında geliyor.

Başbakan’ın üç çocuk doğurmasını buyurduğu kadınlar, doğurdukları çocuklarını doyuracak bir lokma ekmeği bulamaz durumdalar. Krizle birlikte çoğu işten atılarak aç çaresiz evlerine geri gönderildi. Kadınların büyük bir kısmı sosyal güvenlik haklarından yoksun bırakıldı. Büyük kentlerde kentsel dönüşüm projesine kurban edilenler de yine kadınlar.

Sistem sürekli olarak kadına yönelik şiddeti üretiyor, göz yumuyor.

Kadınların yaşadığı her şiddette, yargı, medya, eğitim ve sağlık sistemi tarafından her gün yüzlerce kez şiddetin yeniden üretiminde, her kadın cinayetinde devletin sorumluluğu vardır. O halde şiddetin ortadan kaldırılması ve şiddete uğrayan kadınların korunması ve olağan hayata kazandırılmasında da devletin sorumlulukları vardır.

Şiddete uğrayan her kadına, yaşadığı hayata çaresizlikten ve yalnızlıktan dolayı katlanmak zorunda kalmadıkları bir kamusal koruma sağlanmalıdır.

İşsizlik, açlık ve yoksulluğa karşı, kadınların toplumsal üretim süreçlerine katılması için eğitim ve iş olanaklarının yaratılmasının yanı sıra, çocuk, hasta ve yaşlı bakımının, ev işlerinin toplumsallaştırılması, eğitim ve sağlık hizmetlerinin parasız olması, emekçi ailelerin korunması talepleri, kadınların yaşadığı şiddetin ortadan kaldırılması mücadelesinin de talepleridir.

Kadına yönelik şiddete karşı mücadele gününde kadınlar, kendileri ve bütün ezilenler için, kadına yönelik şiddetin, her türlü baskının ve ayrımcılığın son bulduğu bir dünya özlemiyle barış, aş, iş, ekmek ve gül taleplerini bir kez daha dile getiriyor.

SELMA GÜRKAN

GENEL BAŞKAN YARDIMCISI