Kadınlar El Ele Verecek Dünya Değişecek
KADINLAR EL ELE VERECEK DÜNYA DEĞİŞECEK
SOSYAL HAKLAR, EŞİTLİK, DEMOKRASİ VE BARIŞ İÇİN HER GÜN 8 MART!
Krizin bütün yükünün, en ağır biçimiyle kadınların omuzlarına çöktüğü günler yaşıyoruz. Hükümetin sağlık, eğitim, tarım, barınma, enerji, ulaşım, vergi alanlarında ve çalışma yaşamında izlediği politikalar emekçileri eziyor ve özellikle emekçi kadınların hayatında yıkıcı sonuçlara yol açıyor. Emperyalizmin ve AKP hükümetinin, büyük bir pervasızlıkla hayata geçirdiği uygulamaları 8 MART'la temsil edilen kadınların taleplerini halen güncel ve bir o kadar yakıcı kılıyor.
Gün geçtikçe büyüyen işsizlik, artan yoksulluk, sefalet ve yıkım en alttaki kadının yaşamını cehenneme çeviriyor. Çocuklarını tedavi ettiremeyen, okutamayan, giydirip doyurmakta bile zorlanan kadınlar hayatın tadından değil, sadece mihnetinden pay alıyor.

Yüz binlerce kadın için barınma hakkı fiilen kullanılamıyor. Bin bir güçlükle, kent varoşlarında ördüğü iki duvarı ile bir çatısı çok görülüp, rantiyeci belediyecilik anlayışı ile başına yıkılıyor. Binlercesi, kira ödeyemedikleri için kapı dışarı edilip sokağa atılıyor.
- Dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 756 lirayken asgari ücret 497 liradır.
- İşsizlik çığ gibi büyümekte, kadın işsizliğinin oranı daha da büyümektedir.
- Güvencesiz ve ağır çalışma koşulları Urfa Ceylanpınar'da, Bursa'da ve son olarak İstanbul İkitelli iş cinayetlerinde yüzümüze çarptığı gibi katlanılamaz boyutlardadır.
- Eğitim, sağlık, sosyal güvenlik harcamaları sürekli kısılmakta; biz kadınlar daha eğitimsiz, daha sağlıksız ve daha güvenliksiz hale getiriliyoruz.
- Doğalgaz, elektrik, su faturaları ek vergilerle ve zamlarla sürekli kabartılmakta, ulaşım masrafı katlanarak artmaktadır.
- Sağlıklı ve güvenli barınma hakkımız gasp edilmektedir.
- "Krizi iyi atlattık" diye övünen AKP hükümetinin, 2010 bütçesinde eğitime, sağlığa, sosyal güvenceye, yani halka ayırdığı pay yalnızca yüzde 7,8`dir.
- Bugün her kuruşu bizlerin cebinden çıkan bütçenin yüzde 92,2'sini sermayeye aktarmanın planları yapılmaktadır.
Hazırlanan bütçeden de anlaşılmaktadır ki, hükümetten, emekçi kadının içinde bulunduğu koşulların iyiye doğru gitmesini beklemek saflık olacaktır. Çalışma ve yaşam koşullarımızı değiştirmek, birlikte mücadeleye uzanan kendi ellerimizdedir.
Şiddete ve eşitsizliğe karşı mücadele!
Kadınların bütün mücadele ve kazanımlarına rağmen, kadına yönelik sokaktan ve aile içinden erkek şiddeti, siyasal nitelikli ve devlet kaynaklı cinsel şiddet eylemleri artarak sürmektedir. Kadın cinayetleri son yıllarda ürkütücü boyutlara gelmiştir. Son 7 yılda kadın cinayetleri yüzde 1400 kat artmış, sadece bu yılın ilk 7 ayında 953 kadın öldürülmüştür.
Ayrımcılığa, düşmanlaştırmaya, yabancılaştırmaya karşı, barış ve eşitlik mücadelesi!
Savaş, şiddet, yabancılaştırma ve ayrımcılık körüklenmekte, linç kültürü geliştirilmektedir. Savaşın yarattığı nefret, korku ve düşmanlık ortamının şiddeti normalleştirerek gündelik yaşamın her alanında karşımıza çıkardığı bir ülkede yaşıyoruz. Şiddetin her türlüsü emekçi halkın yaşamını olumsuz etkilerken, sonuçlarını en yakıcı biz kadınlar yaşıyoruz. Yalnızca Kürtler değil tüm yurttaşlar, yalnızca anneler değil tüm kadınlar barışa acil ihtiyaç duyuyor.
Kadınların yakıcı barış talebi ve umudu, hükümet ile muhalefetin kışkırtıcı/aldatıcı söz düellosuna indirgenen "açılım" tartışmalarının gölgesinde kalıyor.
Ayrımcılığı, düşmanlığı ve yabancılaşmayı kışkırtan her türlü tutumu etkisiz bırakacak, bu coğrafyada yaşayan bütün halklardan kadınların birlikte sahiplendiği eşitlik, demokrasi ve barış mücadelesini daha da büyüteceğiz.
150 yıllık birikimle kadın mücadelesini daha da büyüteceğiz!
Uzun bir mücadele geçmişine sahip emekçi kadınlar, yaklaşık 150 yıl önce el ele verip örgütlenmeye başladılar. Kadınlar, "eşit işe eşit ücret", "8 saatlik işgünü", "seçme ve seçilme hakkı" talepleri başta olmak üzere gerçekleştirdikleri mücadele ve direnişler sonucunda, bugün sahip olduğumuz ve sermayenin geri almaya çalıştığı birçok hakkı elde ettiler.
Ve tam 100 yıl önce 1910'da, uluslararası emekçi kadın hareketi, Clara Zetkin'in önerisiyle, böylesi büyük mücadelelerin gerçekleştiği bir tarih olan 8 MART`ın, emekçi kadınların dünya çapında bir mücadele ve dayanışma günü olarak kutlanmasını kararlaştırdı.
Partimiz, 23-24 Mayıs 2009'da düzenlediği kadın konferansında, 8 MART'ın Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak ilan edilmesinin 100. yıldönümü vesilesiyle 2010 yılını "kapitalizmin ve krizin kadınların yaşamı üzerindeki yıkıcı etkilerine karşı mücadele yılı" olarak ilan etmiştir.
Bu karar doğrultusunda bugün, "Kadınlar El Ele Verecek Dünya Değişecek" şiarı altında bir kampanya çalışması başlatıyoruz. Emek Partisi olarak, EMEP’li kadınlar olarak emekçi kadınları el ele vermeye, issizliğe, düşük ücretlere, açlığa ve yoksulluğa karşı çıkmaya; faturası bizlere kesilerek aşılmak istenen krizin yükünü çekmeyi reddetmek üzere harekete geçmeye ve örgütlenmeye çağırıyoruz.
2010 yılının 8 MART'ını da kapsayacak olan kampanyamız, yalnızca 8 MART'larda düzenlenen büyük, merkezi eylemler ve etkinliklerle sınırlı kalmayacak. Geniş kadın yığınları içinde karşılık bulan bir çalışma anlayışıyla, ulaşabildiğimiz her mahallede ve semtte, her fabrikada ve işyerinde, her hizmet kurumunda emekçi kadınların el ele verip, talepleri etrafında örgütlenmelerini hedefleyeceğiz. Paneller, söyleşiler, ev toplantıları, kültürel etkinlikler, sokak eylemleri, fabrika ve işyeri çalışmaları, imza kampanyaları eşliğinde emekçi
kadınların hayatını etkileyen her alanda taleplerimizi yükselteceğiz. Emekçi kadınlar olarak bizi ilgilendiren, hayatımıza dokunan her meselede sözümüzü söyleyeceğiz.
2009 küresel krizinde bir kez daha görüldüğü gibi kapitalizm iyileşmesi mümkün olmayan çürümüş bir düzendir. Her kriz, neden olduğu ekonomik ve sosyal yıkımla; her yönden hortlattığı ve geliştirdiği ataerkil, gelenekçi, militarist, milliyetçi, vs. her türden gericilikle kadınların bağımlılığını, ezilmişliğini ve kadın emeği sömürüsünü derinleştiriyor. Sömürünün olmadığı, kadınlar için de güvenli, özgür ve eşit bir gelecek için sosyalizm ufkumuzu aydınlatmaya devam ediyor.
TALEPLERİMİZ
* Cinsiyetçi istihdam politikalarına son verilmeli; kadınlara güvenceli iş olanakları sağlayacak politikalar hayata geçirilmeli, eşit işe eşit ücret ödenmelidir.
* SSGSS Yasası geri çekilmeli; evde ve tarımda ücretsiz aile işçiliği yapan kadınlar sosyal güvenlik kapsamına alınmalıdır.
* Eğitim ve sağlık hizmetleri herkese eşit-parasız ve nitelikli sunulmalı, özelleştirmeden vazgeçilmelidir.
* Kadın istihdamının önündeki önemli engellerden birisi çocuk bakımıdır. Özel sektör ve kamu işyerlerinde kreş ve emzirme odaları kurulmalı, ebeveyn izni hayata geçirilmeli, her mahalleye ücretsiz kreş açılmalıdır. Anneler işe, çocuklar kreşe gitmelidir!
* Yaşlı ve engelli bakımı kadının yükü olmaktan çıkarılmalı, toplumsallaştırılmalıdır.
* Kriz bahanesiyle işten atmalar, ücretsiz izin, sosyal hakların budanması gibi uygulamalar yasaklanmalı; çalışma süreleri, ücretler düşürülmeden kısaltılmalıdır.
* Krizin yıkıcı etkilerine karşı, kadınların bağımsızlığına imkan tanıyacak şekilde kişi başına ‘Asgari Sosyal Yardım’ düzenlenmelidir.
* İşsizlik Sigortası'nın kapsamı genişletilmeli, fonu kriz bahanesiyle yağmalama çabasından vazgeçilmeli, iş arayan kadınlara ve işsizlere aktarılmalıdır.
* Derhal ve koşulsuz barış sağlanmalı; Kürt sorunu başta olmak üzere bütün ayrımcı uygulamalara son verilmeli, anadilde eğitim ve eşitlik için Anayasal ve yasal engeller kaldırılmalıdır.
* Kadına yönelik her türlü şiddete karşı kamusal koruma sağlanmalıdır. Belediyeler sığınma evi açma yükümlülüklerini yerine getirmeli, güvenlik ve yargı makamları duyarlı davranmalıdır. Şiddete karşı korumanın maddi temelini yaratmak üzere şiddete uğrayan kadınlara öncelikle iş ve sosyal güvence sağlanması kamunun görevi olmalıdır.
* Devlet dini anlayışı ve pratiği, kadınlar arasında inanca dayalı yabancılaşma ve eşitsizliklerin, bu coğrafyada yaşanan acıların da kaynağıdır. Alevi/ Sünni/ Hırıstiyan/ Yahudi/ Yezidi/ Süryani vs. tüm inançların ve inançsızlığın eşitliği için gerçekten laik ve demokratik bir düzen istiyoruz.
* 8 MART Emekçi Kadınlar Günü, resmi tatil olmalıdır.
Selma GÜRKAN
Genel Başkan Yardımcısı


