AKP Ülkeyi Hızla Karanlığa Sürüklüyor!
“Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşçesine
bu hasret bizim”
AKP HÜKÜMETİNİN VE BURJUVA SİYASETÇİLERİN İKTİDAR HESAPLARI ÜLKEMİZİ HIZLA KARANLIĞA SÜRÜKLÜYOR.
Başbakan Erdoğan’ın “Sil baştan yapar, başa döneriz” sözleri gün geçtikçe açıklık kazanmaktadır. AKP hükümeti, Kürt sorununda ezme ve tasfiye politikalarını bir bir devreye sokmakta, geliştirilen milliyetçi dalga üzerinden estirilen faşist kışkırtma ve saldırılar gün geçtikçe artmaktadır. Başbakanın üslubunu değiştirmesiyle birlikte, saldırıların dozu daha da artmış bulunuyor. DTP’yi kapatma davasının gündeme getirilmesi, linç girişimlerinin hız kazanması, parti binalarına yönelik kurşunlama ve kundaklamalar ortamı hepten germiş bulunuyor. Halkın demokratik tepkilerine ve sokak gösterilerine yönelik devlet şiddeti, gözaltı ve tutuklama furyası ve yaygınlaşan kışkırtmalar ve Reşadiye’de 7 askerin öldürülmesinden sonra yaşananlar halklar arası çatışmanın gün geçtikçe, bir ihtimal olmaktan çıkıp, pratik bir olgu haline geldiği tehlikesine işaret etmektedir.
Hükümet ve muhalefet şovenizm yarışında…
AKP hükümeti de, burjuva gerici muhalefet partileri CHP ve MHP de aynı hesabın peşindeler: Sermaye düzenin elde tutmak. Bunun için her türden siyasal manevrayı çevirmeye hazır olduklarını gösterdiler, şimdi bir kez daha bunu izliyoruz. Bu burjuva siyasal fraksiyonlarından Türkiye’ye, barış, özgürlük ve kardeşlik isteyen halkımıza hayır gelmeyeceği bir kez daha ortaya çıkmıştır. Onlarca yıldır ülkemizi yöneten bu ve benzeri partiler her adımda halklarımızı daha ağır sorunlarla yüz yüze bırakmışlardır.
“Açılım”ın çözüm işlevinden uzak olduğu ortaya çıkmıştır
AKP’nin “açılım” adıyla pazarlamaya çalıştığı Kürt Sorununa sözde çözüm getirme politikasının, bir çözüm işlevinden uzak olduğu ortaya çıkmıştır. Kürt Sorununu ‘terör sorunu’ olarak gören, Kürtlerin eşit yurttaşlık haklarını göz ardı eden, meşru ve yasal temsilcilerini muhatap almayan manevraların barış ve kardeşlik getirmeyeceği ortadadır.
Bir yandan demokratik açılım masalları anlatılırken, diğer yandan taleplerini dile getiren silahsız kitle gösterilerine tahammül edemeyip halkı ‘teröristlikle’ suçlayan, taş atan Filistinli çocuklara sahip çıkıyor görünerek şov yapan Başbakan’ın, Kürt çocuklarını ‘taş atan teröristler’ olarak ilan eden tutumunun demokrasi adına bir gelişme sağlaması mümkün olamazdı, olmadı da.
Bununla birleşen, Kürtlere Kürt denmesine bile tahammül edemeyen MHP’nin kışkırtıcı tutumlarıyla, CHP’nin şoven tutumları halklarımız arasında tehlikeli bir düşmanlığı tırmandırmaktadır. İzmir’de DTP konvoyuna saldırı ve Bayramiç’te Kürtlere dönük kitlesel linç girişimiyle başlayan, Diyarbakır’da bir üniversiteli gencimizin öldürülmesiyle devam eden tehlikeli süreç, birçok ilde DTP binalarına saldırıyı tetiklemiş bulunuyor. AKP, CHP ve MHP’nin bu kışkırtıcı tutumları sürdükçe, başkaca olumsuz gelişmeler devam edeceğe benzemektedir.
Diğer yandan otobüslere ‘molotof kokteyli’ atılıp masum bir genç kızımızın öldürülmesi olayında olduğu gibi, eylemlerinin halklar arasında düşmanlığı körüklemekten başka bir işe yaramadığı da ortadadır.
Yaşananlar halkın doğal tepkisi değil, planlı kışkırtma…
Yaşanan bu gelişmeler sunulduğu gibi kendiliğinden kitle tepkisi değil. Gerek DTP’ye dönük kapatma davasının “DTP kendini kapattırmak istiyor” denilerek gündeme getirilmesi, gerekse Kürt çocuklarını terörist olarak niteleyen yasal düzenlemeler ve diğer gelişmeler, başta hükümet olmak üzere, gerici-milliyetçi partiler tarafından tezgâhlandığı görülmektedir.
Tüm bu yaşananlar halkımızın barış ve kardeşlik umutlarının zayıflamasına neden olmaktadır. Bu umudun hayal kırıklığına dönüşmesi ise telafisi mümkün olmayan yeni acılara yol açacaktır.
Eşit, özgür ve kardeşçe bir arada yaşamak için mücadeleyi yükseltelim!
Ne ABD’nin mihmandarlığı, ne de burjuva gericiliği Kürt Sorununda demokratik çözüm getirebilir. Emperyalizmin ve burjuva gericiliğin sultasından uzak, Kürt halkının tüm hak ve özgürlüklerine sahip olduğu, eşit, özgür ve kardeşçe bir arada yaşamın temellerinin atılması için, hep birlikte harekete ihtiyaç bulunmaktadır.
Bunun için;
Başta AKP, CHP, MHP olmak üzere, bütün siyasal erk sahipleri, demokratik haklarını talep eden Kürtlere dönük saldırgan dilden vazgeçmelidir.
Halka dönük tüm saldırılar gerekçesiz reddedilip, kınanmalıdır.
Tutuklu Kürt çocukları derhal serbest bırakılmalı, Kürtlere dönük ırkçı saldırılar durdurulmalıdır.
Operasyonlara son verilmeli, savaş ve şiddet son bulmalı, çatışmalar durmalıdır;
DTP kapatılmamalı, barışın ve diyalogun yolu açılmalıdır.
Kürt halkı üzerindeki dil, kimlik, kültürel ve diğer baskılara son verilmeli, halkın temsilcileri muhatap kabul edilmelidir.
Anadilde eğitim hakkı ve bölgede Kürtçenin yerel yönetimler ve kamu yönetiminde kullanımının önü açılmalı, eşit yurttaşlık hakkı tanınmalıdır.
Bizler, başta emek örgütleri olmak üzere, aydın, sanatçı, bilim insanı ve tüm halkımıza çağrı yapıyoruz; Siyasal aktörlerin düşmanlaştırıcı siyasetlerine ve diline karşı duralım! Kardeşliğin siyasetini ve barışın dilini kuralım! Eşit ve özgür bir ülkede yaşamak için birlikte mücadele edelim! Halka dönük saldırılar karşısında kardeşçe, özgürce birlikte yaşamanın sesini yükseltelim! Barış içinde bir arada yaşamanın, Kürt sorununda demokratik çözümü geliştirmenin yolu buradan geçiyor.
Düşmanlık değil, kardeşlik zamanıdır!
Barış umudunun, umutsuzluğu yenmesi için, ülkenin kahredici kaderini değiştirmenin,
Kürt ve Türk halkının el ele vermesi zamanıdır!
Barışı başarmak mümkündür.
Türk ve Kürt halkının barış, kardeşlik ve eşitlik mücadelesini sürdürmeye devam edeceğiz.
Bizler bulunduğumuz her yerde; Barış ve demokratik çözüm olanaklarını geliştirebilmek için toplumsal düzeylerde de bütün gücümüzle çaba göstereceğiz. Kürtlerin ve Türklerin iç içe yaşadığı mahallelerde, üniversitelerde, iş yerlerinde, yaşamın her alanında, dışlayıcı, ötekileştirici söylemler ile faşist/şoven saldırılar karşısında, bu saldırıları püskürtecek, kardeşlik ve barış duygularını geliştirecek, bir arada yaşam zeminlerini güçlendirecek ve çoğaltacağız.
Barışı ısrarla, inatla ve kararlılıkla omuz omuza savunacağız.
EMEK PARTİSİ - ÖZGÜRLÜK VE DAYANIŞMA PARTİSİ - HALKEVLERİ


