Balyoz-Darbe Planı, Askerin yargılanması, TEKEL Direnişi ve AKP’nin gerçek yüzü!

Cuma, 22 Ocak 2010 11:36
Yazdır PDF

TEKEL işçilerinin hak mücadelesi sürüyor. Taşeronlaştırmayla işçiler ya kapının dışına konuluyor, ya da kölelik koşullarında çalışma dayatılıyor. Türkiye’nin dört bir yanında, soğuğa, sermaye ve devlet baskısına rağmen ekmek, barış ve demokrasi talepleri yükseliyor.

images/stories/emep.bmpAKP hükümeti ise, işçi ve emekçilere yönelik ekonomik, sosyal ve siyasi saldırılara ara vermeden devam ediyor; “Tam Gün Yasası” sağlık alanını piyasaya açıp, özelleştirmeyi ve talanı arttırmak üzere onaylandı.

Anayasa Mahkemesi, Askerin sivil mahkemelerde yargılanmasının yolunu açan düzenlemeyi iptal ederek; ABD eğitimiyle, Pentagon ve CIA desteğiyle planlar hazırlamaya, icraat yapmaya alışık askeri düzenin devamını sağlamış oldu.

M. Ali Ağca gibi katiller salıverilirken, Hrant Dink davasında bir arpa boyu yol alınamıyor. Kürt halkının demokratik taleplerini karşılamak bir yana, halkın seçtiği yerel yöneticiler süren operasyonlar eşliğinde tutuklanıyorlar.

Diğer tarafta, arka arkaya darbe planları açığa çıkıyor. “Islak imza”, “Suikast planları”, “kozmik odalar”, dinlemeler, yargıdaki gelişmeler, “Kafes Darbe Planı”, şimdi de “Balyoz-Darbe Planı” halk egemenliğine kasteden birer skandal olarak karşımıza çıkıyor.

Darbe karşıtı olduğu iddiasındaki hükümetin, darbelere, darbecilere ve arkasındaki gerçek güçlere dokunmadan sürdürdüğü tutumda bir değişiklik bulunmuyor. Ergenekon Davası Türkiye’nin karanlık tarihini aydınlatmaktan, kontrgerillayı açığa çıkarmaktan uzak; JİTEM’i, Özel Harp Dairesi’ni deşifre edip, suç işleyenleri cezalandırarak, bu organizasyonları lağvetmek biçiminde gelişmiyor. İç Hizmet Kanunu 35. Maddesiyle birlikte yürürlükte kalmaya devam ediyor. Askerin iç politikaya müdahalesini engelleyen yaptırımlar devreye sokulmuyor. Ergenekon davası, Ağca, Samast gibi katillerin arkasındaki gerçek güçleri, aydınları katleden düzeneği, Maraş’ta, Çorum’da, 77 1 Mayıs’ında, Bölge’de işlenen cinayetleri ortaya çıkarmaktan uzak, AKP’nin iktidar kavgasının davası olarak devam ediyor.

Sömürü ve baskı uygulayanlar, darbelere karşı olamazlar!

Türkiye’nin tarihinde darbeler önemli bir yer tutmaktadır. 12 Eylül’den sonra bir kaç darbe ve ‘balans ayarı’ yapıldı. Kafes Darbe Planı‘da bunlardan biri. Genelkurmay’dan yapılan açıklama planı yalanlamıyor. Ancak amacına gerekçe uyduruyor. Söz konusu belgelerin mevcut olduğu, ancak bunların, darbe planı değil, bir tatbikat belgeleri olduğu iddia ediyor.

Tartışmanın “Darbe planı mı?”, “EMASYA protokolü mü?” kapsamında sürdürülmesinin de demokratikleşmeye bir katkısı olmayacaktır. Demokratikleşmenin yolu, darbelere ve darbecilere karşı köklü demokratik adımların atılmasıyla mümkündür.

Darbe planlarını açığa çıkarmayı konumunu güçlendirmek, ‘mağduru oynama’ ve demokratikleşme yanlısı güçleri yanına alma hesabıyla sürdüren AKP’nin, emek, demokrasi ve halk düşmanı yüzünü gizlemek mümkün olmuyor. AKP’nin halkın demokratik taleplerine, işçilerin iş, ekmek haklarına, Kürtlerin barış taleplerine, inançların özgürlüğü sorununa yaklaşımı, yalanı ve şiddeti daha da arttırmak oluyor. Polisi güçlendiren ve darbe hesapları yaptığını iddia ettiği askeri güçleri iş, ekmek, özgürlük isteyen halkın üzerine sürenlerin, hala 12 Eylül Anayasası ile Türkiye’yi yöneten bir hükümetin darbe karşıtlığı hiç de inandırıcı olmamaktadır.

Darbelerden ve darbecilerden kurtulmanın yolu, Türkiye’nin karanlık tarihini aydınlatacak, başta 12 Eylül darbecileri olmak üzere tüm darbecileri yargılamaktan, halkın demokratik taleplerine karşılayacak demokratik bir anayasanın hazırlanmasından ve hayata geçirilmesinden geçiyor. Bunu gerçekleştirecek olan güçler ise, işçiler, emekçiler, ezilen ve sömürülen halklardır. Darbecilerle birlikte, AKP’yi de hedefine koyan demokratik halk cephesi ile Türkiye’nin önünü açmak mümkün olacaktır.

EMEK PARTİSİ

GENEL MERKEZİ