Erdal Eren ve yoldaşları mezarları başında anıldı: Esas hedefimiz saray rejimine son verecek birleşik mücadeleyi örgütlemek
12 Eylül cuntasınca idam edilen Erdal Eren ile Sinan Süner ve Ercan Koca, Ankara’da mezarları başında anıldı: “Esas hedef saray rejimine son verecek birleşik mücadeleyi örgütlemektir.”
Video link: https://video.twimg.com/amplify_video/1999840897358340098/vid/avc1/1920×1080/eYGcshmT93Y4KcDL.mp4
12 Eylül faşist cuntası tarafından idam edilen Erdal Eren ve yoldaşları Sinan Süner ve Ercan Koca, katledilişlerinin 45. yılında mezarları başında anıldı. EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan “saray rejiminin baskı ve zulüm politikalarıyla 12 Eylül’ü yaşattığını” söyleyerek, “Bugün artık Türkiye gençliğinin, işçi sınıfının, kadınların, gençlerin, üretici köylülerin esas hedefi bu saray rejimine son verecek birleşik mücadeleyi örgütlemektir. Bugün saray rejimini, asalak sermaye takımının iktidarını son verecek olan bu örgütlü güçtür” dedi.
Karşıyaka Mezarlığında düzenlenen anma programı mezarlığın 2 No’lu kapısında toplanmalar ile başladı. Buradan, “Denizlerden Erdal’a gençlik emeğin saflarında”, “Yaşasın devrim ve sosyalizm”, “Erdallar yaşayacak, sosyalizm kazanacak” sloganlarıyla Erdal Eren’in, Sinan Süner’in ve Ercan Koca’nın mezarlarına yürüyüş yapıldı.
“MESEM programı çocuklar için ölüm programıdır”
Erdal’ın mezarı başında konuşan Emek Gençliği MYK üyesi İrem Taçyıldız, “Erdal Eren, mücadeleyi meslek liseli sıralarında büyüten bir gençti. Onun mücadelesi meslek lisesi sıralarında okuyan gençler açısından kritik bir önem taşıyor. İktidarın mesleki eğitim kılıfında sunduğu MESEM programını her alanda pazarlıyor. Bu programlar sayesinde sermayenin çarkları çocukların kanıyla dönüyor. Artık bu cümle bir mecaz olmaktan çıktı, bu ülkede 14 yaşında bir çocuğun kafası sac büküm makinesine sıkıştı. Tam 16 dakika boyunca kurtarılmayı bekledi, ardından can verdi. Arda Tonbul son da olmadı, dün bu yıl çalışırken ölen 87. çocuğu toprağa verdik. İktidarın ortaya koyduğu MESEM programı işte böyle bir çocuk emeği sömürüsü programıdır, artık çocuklar için ölüm programıdır” dedi.

“Erdalların mücadele mirası yükselmeye devam ediyor”
Erdalların kolektif bir aklın, bilimsel sosyalizmin; devrimci irade ve örgütlü mücadeleyle buluşunca nasıl dünya tarihini değiştiren bir güce dönüşeceğini bilen mücadelenin sıradan ama kararlı neferleri olduğunu vurgulayan Taçyıldız, “Bizi 45 yıldır bu mezarın başında buluşturan da budur. Egemenler bunu unutturmak için Erdal’ı idam ettiler. Ancak planladıkları gibi olmadı, Erdal’ın idamı mücadeleyi söndürmedi. Çünkü Sinan’ın polis tarafından katli de söndürmemişti. Aksine Erdal gibi nicelerini protesto için sokağa dökmüştü. Erdalların mücadele mirası bugün Türkiye gençliğinin omuzlarında yükselmeye devam ediyor. Onların mücadelesi faşizmin o en koyu karanlığında, korkunun ve teslimiyetin hüküm sürdüğü o buz tutmuş denizde adeta bir buzkıran görevi gördü. Ve onların mücadelesi, bizim bugün daha kararlı yürümemizi sağlayan bir miras olarak tarihe geçti. Bugün devrim ve sosyalizm mücadelesinde daha kararlı atabiliyorsak adımları yürüdüğümüz yolun Erdallar tarafından düzlendiğini bildiğimiz, o mirasla beraber yürüdüğümüz içindir. Bu yüzden onlara bakınca ‘bitmiş bir hikaye’ değil, ‘yitip gitmiş gençler’ değil, ancak bitmeyen, süren bir kavga görebiliriz” diye konuştu.
“Erdallar yaşayacak, sosyalizm kazanacak”
Taçyıldız, “İşte şimdi Erdalların mücadele mirasını taşıyacak omuzlar, tam da şu anmada bu mezarın başında buluşanların omuzlarıdır. Bu omuzlar, her alanda mücadeleyi talepler etrafında büyütmeyi görev edinmiş omuzlardır. Şu bilinmelidir ki; sınıflar arasındaki bu kavga insanlık lehine sonuçlanmadığı müddetçe mücadele bu omuzlarda yükselmeye devam edecektir. Biz bakın sonunuz böyle olur diyenlere karşı sonumuzu kendimiz tayin edeceğiz. O yüzden buradan egemenlere sesleniyoruz; Erdal’ın o son bakışını hatırlıyor musunuz? Hani o idam sehpasında bile gözlerinde bulamadığınız o korku var ya. İşte o korku, şimdi yer değiştirdi. Dün o çocuğun gözlerinde arayıp bulamadığınız o korku, bugün sizin ecel teriniz olacak. Sizin sonunuzu da bizim mücadelemiz tayin edecek. Erdallar yaşayacak, sosyalizm kazanacak” diye konuştu.

EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, “45 yıl önce 12 Eylül askeri faşist cuntasının işçi, emekçi, kadın genç, demokrasi mücadelesi verenlere, sınıfsız sömürüsüz bir dünya mücadelesi verenlere korku salmak için Erdal yoldaşımızı astılar. Denizler için de öyle yaptılar. Binler on binler olarak Denizlerin Erdalların yolunda yürümeye devam etti” dedi.
“Erdal bugün işçi sınıfının grevlerinde yaşıyor”
Erdal’ın bugün işçi sınıfının grevlerinde yaşadığını vurgulayan Aslan şöyle devam etti: “Erdallar MESEM mücadelesinde, çocukların okullarda 1 öğün parasız yemek yemesi mücadelesinde, bilimsel demokratik özerk bir üniversite mücadelesinde yaşamaya devam ediyor. Saray rejimi baskı ve zulüm politikalarıyla bugün 12 Eylül’ü yaşatıyor. Belediyelere kayyum atıyor. Bugün Türkiye işçi sınıfının en ağır koşullarda çalışması için tekellerin ekonomi programını uygulayarak açlık sınırında bir asgari ücreti bize dayatıyorlar. İşçiler iş cinayetlerinde hayatını kaybediyor.”
Aslan, “Bugün artık Türkiye gençliğinin, işçi sınıfının, kadınların, gençlerin, üretici köylülerin esas hedefi bu saray rejimine son verecek birleşik mücadeleyi örgütlemektir. Bugün saray rejimine, asalak sermaye takımının iktidarına son verecek olan bu örgütlü güçtür. Devrim ve sosyalizm mücadelesinin bayrağını her gün biraz daha yükseltmeye söz veriyoruz” dedi.
Devrimci 78’liler Federasyonu adına konuşan Emel Uzman, “Onlar olmasaydı gurur duyduğumuz bir mücadelemiz olmazdı. Hak ve özgürlüklerin yok edildiği bir anlayış bu ülkenin başına bela oldu. Erdal’ı anlamak zorbalığa karşı çıkmaktan, mücadeleden geçer. Omuz omuza olmalıyız” dedi.
Erdal Eren Bolu’da anıldı: “Mücadele bayrağı yükseltiliyor”
12 Eylül askeri darbesi döneminde 17 yaşında idam edilen Erdal Eren, idam edilişinin 45. yılında Bolu’da düzenlenen anma etkinliğiyle anıldı. Etkinlikte, Erdal Eren’in yalnızca genç yaşta yaşamı elinden alınan bir isim değil; inancı, direnişi ve mücadelesiyle bugün de yol gösteren bir onur simgesi olduğu vurgulandı.
Anmada yapılan konuşmalarda, “Erdal’ı anmak yalnızca hüzünlenmek değil, onun bıraktığı mücadele bayrağını daha ileri taşımaktır” denilerek, Eren’in mirasının bugünün emek, gençlik ve demokrasi mücadelesiyle buluşturulmasının önemine dikkat çekildi.

Sinevizyon ve söyleşiyle anma
Anma programı, Erdal Eren’in yaşamını, mücadelesini ve dönemin toplumsal koşullarını hatırlatan bir sinevizyon gösterimiyle başladı. Programın devamında, Erdal Eren’in mücadele arkadaşlarından Tarık Erkan ile bir söyleşi gerçekleştirildi.
Söyleşide, Erdal Eren’in bıraktığı mücadele mirasının bugün nasıl sahiplenilmesi gerektiği ve bu mirasın emek, gençlik ve demokrasi mücadelesinde nasıl büyütülebileceği üzerine değerlendirmeler yapıldı. Eren’in idamının yalnızca bir bireyin değil, bir kuşağın geleceğinin susturulması anlamına geldiği vurgulandı.
“Erdal’ı anmak bugünü savunmaktır”
Konuşmalarda, günümüzde MESEM’ler üzerinden gençlerin eğitim, sağlık ve güvenli yaşam haklarının gasbedildiğine dikkat çekilerek, Erdal Eren’i anmanın yalnızca geçmişi hatırlamak değil; bugünün gençliğini, emeğini ve geleceğini savunma sorumluluğunu üstlenmek anlamına geldiği ifade edildi.
Söyleşide ayrıca kayyım atamaları, baskıcı yasalar, yargı paketleri ve artan ekonomik kaygıların, 12 Eylül askeri darbesiyle hayata geçirilen politikaların günümüzdeki devamı olduğu dile getirildi. 19 Mart eylemlerinde üniversite öğrencilerinin kitlesel katılımıyla ortaya çıkan mücadele hattının, Erdal Eren’in temsil ettiği direniş çizgisiyle nasıl buluştuğu ve buradan hangi politik sonuçların çıkarılabileceği tartışıldı.
Erdal Eren’i diğer gençlerden ayıran temel özelliğin, halk hareketine ve örgütlü mücadeleye duyduğu güçlü inanç olduğu vurgulandı.
Anma etkinliği, Erdal Eren’in adının ve mücadelesinin yaşatılacağı vurgusuyla sona erdi.
Erdal Eren idam edilişinin 45. yılında Kocaeli’de anıldı
Erdal Eren idam edilişinin 45. yılında Kocaeli’de anıldı. Genç Hayat tarafından düzenlenen anma etkinliğinde, 13 Aralık 1980’de idam edilen Erdal Eren’in mücadelesi ve 12 Eylül askeri darbesinin gençlik ve halk hareketi üzerindeki etkileri ele alındı.
Etkinlikte Erdal Eren için hazırlanan “Oğlunuz Erdal” belgeselinin gösterimi gerçekleştirildi. Gösterimin ardından konuklara söz verildi.

Kocaeli’de gerçekleştirilen anmaya, Erdal Eren’in mücadele arkadaşı Tarık Erkan ile Kocaeli Üniversitesi Öğrencisi Abbas Vural katıldı.
Konuşmasında 12 Eylül 1980 askeri darbesine değinen Tarık Erkan, darbenin faşist bir cunta tarafından gerçekleştirildiğini belirterek, bu sürecin örgütlü mücadeleyi yok etmeye yönelik kapsamlı bir saldırı olduğunu ifade etti. Darbe döneminde gençlik mücadelesinin ve emekçilerin hak arama taleplerinin hedef alındığını vurgulayan Erkan, Erdal Eren’in de bu koşullar içerisinde mücadelesini sürdürdüğünü dile getirdi.
Erkan, öğrencilerin parasız, bilimsel ve demokratik eğitim talepleri ile demokratik ve bağımsız bir Türkiye isteyen toplumsal kesimlerin sesinin baskı altına alınmak istendiğini söyledi. Bugünde benzer koşulların yaşandığına değinen Erkan “Yaşananları değiştirmenin tek bir koşulu var örgütlü olmak. Bugün taleplerimiz için mücadele etmeli, bunu da örgütlü bir şekilde yapmalıyız” dedi.
Etkinlikte söz alan Abbas Vural ise Erdal Eren’in bıraktığı mücadele mirasına dikkat çekti. Vural, bugün MESEM’lerde ve üniversitelerde gençlerin çeşitli baskı politikalarıyla karşı karşıya kaldığını belirterek bu uygulamalara karşı demokratik hakların savunulmasının önemine vurgu yaptı.
Üniversitelerde kulüp ve topluluk çalışmalarının üniversite yönetimleri tarafından engellendiğini ifade eden Vural, gençliğin temel faaliyet alanlarının bu baskılara karşı bir mücadele zemini olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Ankara Üniversitesi öğrencileri Erdal Eren’i andı: “Erdallar yaşayacak, sosyalizm kazanacak”
Ankara Üniversitesi Emek Gençliği’nin çağrısıyla DTCF ve Tandoğan kampüslerinden öğrenciler, Erdal Eren, Sinan Suner ve Ercan Koca’yı 45. ölüm yıl dönümlerinde anmak için bir araya geldi.
Anma etkinliği, üç devrimcinin öldürülüş süreçlerinin ve bu süreçler arasındaki tarihsel bağların aktarılmasıyla başladı. 12 Eylül askeri darbesinin koşulları, dönemin mücadele hattı ve bugüne yansımaları üzerine yapılan değerlendirmelerle devam eden etkinlikte, Erdal Eren’in devrimci yaşamı, mücadele amacı ve bugünün gençliğine bıraktığı miras konuşuldu. 12 Eylül’ün günümüz siyasi atmosferiyle karşılaştırmalı analizi yapılarak darbe döneminin bugüne ışık tuttuğu vurgulandı.
Bugün yaşanan kayyım atamaları, baskıcı yasalar, yargı paketleri ve artan ekonomik yükler gibi gelişmelerin 12 Eylül sürecinin devamı niteliğinde olduğu ifade edildi. Ayrıca 19 Mart eylemlerinde üniversite öğrencilerinin kitlesel katılımıyla ortaya çıkan mücadele hattının Erdal Eren’in örneğiyle nasıl ilişkilendirilebileceği ve buradan hangi sonuçların çıkarılabileceği tartışıldı. Erdal Eren’i anmanın en önemli yanının halk hareketine ve parti bünyesinde örgütlü mücadeleye duyduğu inanç olduğu, onu diğer gençlerden ayıran esas özelliğin de bu örgütlülük ve kolektif mücadele bilinci olduğu belirtildi.
“Erdalların mücadelesi bugünün gençliğine miras niteliğinde”
Etkinliğin son bölümünde üniversitelerde öğrenci hareketinin güçlendirilmesi için atılması gereken adımlar konuşuldu. Öğrenciler, yalnızca seçim süreçlerine bel bağlamayan, aktif katılımı, dayanışmayı ve bir araya gelmeyi mümkün kılan ortamların çoğaltılması gerektiğini vurguladı. Bugün gençlik hareketinin en büyük sorunlarından birinin örgütlü alanların kapatılması ve ÖTK gibi mekanizmaların işlevsizleştirilmesi olduğu ifade edildi. Etkinlik, örgütlü mücadelenin güçlendirilmesi çağrısıyla sona erdi.

Erdal Eren Balıkesir’de anıldı: MESEM Tezgâhları gençliğin darağacıdır
12 Eylül askeri darbesi döneminde 17 yaşında idam edilen Erdal Eren, idam edilişinin 45. yılında Balıkesir merkez ilçe, Edremit ve Burhaniye’de düzenlenen etkinliklerle anıldı. Emek Partisi ve Emek Gençliği’nin çağrısıyla yapılan anmalarda, 12 Eylül rejiminin baskı ve idam politikaları ile bugün gençliğe dayatılan güvencesiz çalışma düzeni arasındaki sürekliliğe dikkat çekildi.
Altınoluk Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirilen anmaya emek ve demokrasi güçleri destek verdi. Saygı duruşunun ardından Emek Partisi Edremit İlçe Başkanı Fikriye Yadırgı konuştu.
Yadırgı, 12 Eylül askeri darbesinin işçi sınıfı ve emekçilerin örgütlü mücadelesini ezmek için hayata geçirildiğini belirterek, darbe sürecinde yüz binlerce kişinin gözaltına alındığını, işkenceden geçirildiğini ve 48 kişinin idam edildiğini hatırlattı. Erdal Eren’in yaşının büyütülerek idam edilmesinin askeri faşizmin gençliğe gözdağı olduğunu vurgulayan Yadırgı, “Erdal Eren 12 Eylül zulmünün simgesidir. Onu idam edenler halkın vicdanında mahkûm olmuştur” dedi.
12 Eylül’ün aynı zamanda neoliberal politikaların ve sermaye düzeninin önünü açtığını ifade eden Yadırgı, bugün iş cinayetlerinin, yoksulluğun ve güvencesizliğin bu sürecin devamı olduğunu söyledi. MESEM uygulamaları kapsamında çocukların ve gençlerin denetimsiz çalıştırılmasına tepki gösteren Yadırgı, “Bugün gençlik MESEM adı altında sömürüye ve ölüme sürükleniyor. Erdal Eren’in mirası, bu düzene karşı verilen mücadelede yaşamaya devam ediyor” diye konuştu.
Anmada Emek Gençliği adına yapılan konuşmada ise MESEM’lerin gençleri meslek sahibi yapmak için değil, patronlara ucuz işgücü sağlamak için kurulduğu vurgulandı. Konuşmada, MESEM kapsamında yaşanan çocuk işçi ölümlerinin münferit değil, sistematik bir sömürü düzeninin sonucu olduğu belirtilerek, “Bu düzen gençlik için bir gelecek değil, bir darağacı kuruyor” denildi.
Eğitim bütçesinin azaltıldığı, bilimsel ve laik eğitimin tasfiye edildiği ifade edilen konuşmada, gençliğin yoksulluğa, güvencesizliğe ve geleceksizliğe mahkûm edildiği kaydedildi. MESEM karşıtı eylemler nedeniyle gençlerin tutuklanmasına da değinilerek, bunun Erdal Eren’in idamında görülen zihniyetin bugünkü yansıması olduğu vurgulandı.
Etkinlikte Salim Yalçın Erdal Eren için yazılmış bir şiir okurken, Emek Gençliği adına Şeref ve Ela da söz aldı. Anma boyunca “Faşizme karşı omuz omuza”, “İş, ekmek, özgürlük”, “Gençlik gelecek, gelecek sosyalizm”, “Erdallar yaşayacak, sosyalizm kazanacak” sloganları atıldı.
Program, Kamil Yadırgı’nın Erdal Eren’in sevdiği türküleri seslendirmesiyle sona erdi.
