Erol Büyükkaraca Zincirlikuyu’daki mezarı başında anıldı: Komünistçe yaşamak, barbarlığa karşı durmanın tek yoludur
Emek Partisi ve Emek Gençliği, Erol Büyükkaraca’yı ölümünün birinci yılında Zincirlikuyu Mezarlığı’nda andı. Anmada, devrim ve sosyalizm mücadelesindeki mirası vurgulandı.
Emek Partisi (EMEP) ve Emek Gençliği, geçtiğimiz yıl Almanya’da yaşamını yitiren Erol Büyükkaraca’yı ölümünün birinci yılında Zincirlikuyu Mezarlığı’ndaki mezarı başında andı. Yoldaşlarının, genç komünistlerin ve parti üyelerinin katıldığı anmada, Büyükkaraca’nın devrim ve sosyalizm mücadelesindeki yeri ve bıraktığı miras vurgulandı.
Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toplanan kitle, mezarlığa doğru yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüş boyunca sık sık “Erol yoldaş devrim ve sosyalizm mücadelesinde yaşayacak”, “Yaşasın devrim ve sosyalizm”, “Uzun’a sözümüz devrim olacak”, “Gençlik gelecek, gelecek sosyalizm”, “Sermaye mezara, emek iktidara” ve “Parti bayrağı daha da yukarı” sloganları atıldı.

Yürüyüşün ardından anma, devrim ve sosyalizm mücadelesinde hayatını kaybedenler için yapılan bir dakikalık saygı duruşuyla başladı.
‘Onun anısı bizlere yas değil görevdir’
Anmada konuşan Emek Gençliği İstanbul İl Yöneticisi Ezgi Tatlı, birçok gencin Erol Büyükkaraca’yı yüz yüze tanımadığını ancak onun mücadelesinin bugün hâlâ yol gösterdiğini söyledi. “Biz Erol yoldaşın yüzünü görmedik belki ama onu tanıyoruz” diyen Tatlı, Büyükkaraca’yı en karanlık dönemlerde bile örgütçülüğündeki disiplin, militanlığı ve komünist yaşamıyla bildiklerini ifade etti.
Tatlı, “Komünistler ölmez, bu mücadelenin içinde çoğalırlar” diyerek, Erol Büyükkaraca’nın işçi direnişlerinde, gençliğin öfkesinde ve kadınların isyanında yaşamaya devam ettiğini vurguladı. “Onun anısı bizlere bir yas değil, bir görevdir” dedi.
Ezgi Tatlı, “Kapitalizm bugün gençliğin canını açıkça öğütüyor” diyerek sözlerine devam etti ve ekledi: “Eğitim dedikleri şey, çocukların tabutlarına çakılan birer çiviye dönüştü. MESEM programlarıyla kardeşlerimiz, okul sıralarından alınıp sermayenin ölüm çarklarına sürülüyor. Çocuk işçi cinayetlerinin kanı bu düzenin elindedir. Üniversiteli gençlik kayyum rektörlerin, polis ablukasının ve soruşturma kıskaçlarının içinde nefes almaya çalışıyor. Akademik özgürlüğün kırıntısına tahammülü olmayanlar, bilimsel eğitimi hedef alıyor. Ama başaramıyorlar, başaramayacaklar.”
Tatlı, konuşmasında emperyalist savaş politikalarına dikkat çekerek, “Emperyalist barbarlar dünyayı kan gölüne çeviriyor. Her köşe başında yeni bir talan savaşının fitili ateşleniyor. Yanı başımızda İran’da, Suriye’de, Rojava’da, Filistin’de halklara dönük saldırılar, bu toprakların kardeşliğini hedef alıyor” dedi.
“Barbarlık, bu mücadeleyle yenilecek”
Halkların özgürlük talebinin baskı, yasak ve savaşlarla boğulmak istendiğini belirten Tatlı, buna rağmen mücadelenin süreceğini vurguladı. Tatlı, “Sömürü ve sürgün düzeninin karşısında Kürt halkının ve tüm ezilen halkların mücadelesi, işçi sınıfının mücadelesi, gençlerin ve kadınların mücadelesi elbet kazanacak. Barbarlık yenilecek, direnen halklar kazanacak” diye konuştu.
Erol Büyükkaraca’nın en zor dönemlerde bile umutsuzluğa kapılmadığını hatırlatan Tatlı, çıkış yolunun mücadeleyi büyütmekten geçtiğini söyledi. “Bu zifiri karanlıktan çıkabilmenin tek yolu, komünizm mücadelesini her fabrikada, her okulda, her sokakta büyütmektir. Bu çürümüşlükten çıkışın başka yolu yok” diyen Tatlı, gençlere seslendi.
Mücadele sırasında yaşanan yorgunluk ve tereddüt anlarında Erol Büyükkaraca’nın hatırlanması gerektiğini ifade eden Tatlı, “Ederlezi’nin o direngen melodisini, Erol yoldaşı hatırlayın. Komünistçe yaşamak ve komünistçe dövüşmek, bugün bu barbarlığa karşı durmanın tek onurlu yoludur” dedi.
Tatlı, Erol Büyükkaraca’nın mirasının Emek Gençliği’nin ellerinde yaşamaya devam ettiğini vurgulayarak, “Bir ömür taşıdığın bayrak bugün genç komünistlerin mücadelesinde dalgalanıyor. Sana bir kez daha söz veriyoruz; kardeşliği, eşitliği ve sosyalizmi bu topraklarda kurana dek mücadeleden bir an bile geri adım atmayacağız” ifadelerini kullandı.
Konuşma, “Bu kavga yarım kalmayacak, bu bayrak yere düşmeyecek. İşçi sınıfının kurtuluş mücadelesi gençliğin ellerinde büyüyerek sürecek” sözleriyle sona erdi.
Seyit Aslan: “İşçi sınıfı davasının neferiydi”
Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan da mezar başında yaptığı konuşmada, Erol Büyükkaraca’nın yaşamını işçi sınıfının mücadelesine adadığını söyledi. Aslan, “Erol yoldaş, partisinin bir işçisi olarak hiçbir zaman görev ve sorumluluklarından imtina etmeyen, verilen her görevi en ileri düzeyde yerine getirmek için çalışan bir komünistti” dedi.
Büyükkaraca’nın dünya işçi hareketini yakından izlediğini, fabrikalardaki nabzı tuttuğunu belirten Aslan, bilime, sanata ve kültüre olan ilgisinin de yol gösterici olduğunu ifade etti.
Fotoğraf: Burkay Rende/Evrensel
Türkiye’de ve bölgede yaşanan gelişmelerin görev ve sorumlulukları artırdığını söyleyen Aslan, grev yasaklarından, sermayeye sağlanan teşviklere, Kürt sorununda sürdürülen baskıcı politikalardan Ortadoğu’daki savaşlara kadar kapsamlı bir değerlendirme yaptı. “Bu sermaye düzeni yenilmez değildir” diyen Aslan, mücadelenin birleşerek büyütülmesi gerektiğini vurguladı.
Erol Büyükkaraca’nın bir hastalık sonucu yaşamını yitirdiğini hatırlatan Aslan, onun devrim ve sosyalizm mücadelesindeki yerinin bugün genç kuşaklar tarafından doldurulacağını söyledi. Aslan, “Erol yoldaş hiçbir zaman geri adım atmadı. Bugünkü yoldaşlarımız da bu mücadeleden asla geri adım atmayacak” diye konuştu.
“Bu düzen yenilmez değildir”
Türkiye’de, Ortadoğu’da ve dünyada yaşanan gelişmelerin parti üyelerinin, gençlik ve kadın örgütlerinin görev ve sorumluluklarını her geçen gün artırdığını vurgulayan Aslan, son dönemde Suriye’de yaşanan gelişmelerin emperyalistlerin ve işbirlikçilerinin bölge halklarına yönelik katliam ve işgalleri sürdürdüğünü açıkça gösterdiğini söyledi. İran’da emekçilerin molla rejimine karşı mücadelesinin çarpıtılmak istendiğine dikkat çeken Aslan, Filistin’de ise ABD emperyalizminin İsrail’in arkasında durmaya devam ettiğini ifade etti.
İktidarın uyguladığı ekonomik programın işçilerin, emekçilerin ve yoksulların yaşam koşullarını her geçen gün ağırlaştırdığını belirten Aslan, grevlerin yasaklandığını, sermayeye teşviklerin sınırsız biçimde açıldığını, buna karşın emekçilerin taleplerinin baskı ve zorbalıkla bastırılmaya çalışıldığını söyledi.

Kürt sorununda gelinen noktanın da açık olduğunu dile getiren Aslan, Suriye’de Kürt halkının kazanımlarını hedef alan politikaların Türkiye’de de baskı, kayyım ve tutuklamalarla sürdürüldüğünü belirtti. “Önümüzde zorlu bir mücadele dönemi var ancak bu dönem aşılmaz değildir. Bu sermaye düzeni yenilmez değildir” diyen Aslan, çıkış yolunun işçi sınıfının, emekçilerin, kadınların ve gençlerin birleşik mücadelesini büyütmekten geçtiğini vurguladı.
Aslan, konuşmasını, “Erol yoldaşımızın izinden yürüyerek, onun mücadelesini kendimize rehber alarak daha ileri bir mücadeleyi örgütlemek zorundayız. İşçi sınıfının ve emekçilerin mücadelesini birleştirmeden bu baskıcı düzenin yenilmesi mümkün değildir” sözleriyle tamamladı.
Konuşmaların ardından, anmada Büyükkaraca’nın sevdiği şarkılar ve türküler çalındı.
