EMEP Ankara İl Örgütü, Erkunt’taki zehir yığınının kaldırılması için imza kampanyası başlattı

EMEP Ankara İl Örgütü, Erkunt’taki zehir yığınının kaldırılması için imza kampanyası başlattı

EMEP Ankara İl Örgütü, Erkunt’taki zehir yığınının kaldırılması için imza kampanyası başlattı

EMEP Ankara İl Örgütü, Erkunt Sanayi’de yaşanan zehirli atık skandalına ilişkin basın açıklaması yaptı. İşçi sağlığı, halk sağlığı ve çevre açısından ciddi riskler bulunduğu vurgulanan açıklamada, sorumluların derhal harekete geçmesi çağrısı yapıldı.

Emek Partisi (EMEP) Ankara İl Örgütü tarafından Erkunt Sanayi’ye ait fabrikalardan çıkan zehirli atıkların önlem alınmadan fabrika arazisine atılmasına dair basın açıklaması yapıldı. Açıklamayı okuyan EMEP Ankara İl Yöneticisi Hilal Kılıç, imza kampanyası başlattıklarını duyurarak “Zehirli bir Sincan’da yaşamak istemeyen işçi aileleri bir an önce gerekli önlemlerin alınmasını istiyor. Birçok meslek örgütü ve demokratik kurumla görüşmeler gerçekleştirdik. Onlarla birlikte ortak bir mücadeleyi birlikte büyütmeyi istiyoruz. Bu sorun Ankara’nın sorunudur ve bu sorunun ortadan kalkması için mücadele etmek de bütün demokratik kamuoyunun da görevidir” diye konuştu. Zehir skandalını Mecliste gündem eden EMEP Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca ise “Mecliste bu sorunu gündem ettiğimizin hemen ertesinde Çevre ve Çalışma Bakanlıklarının devreye girdiğini gördük. Ankara’nın göbeğinde, Bakanlıkların sadece 30 km ötesinde olan bu skandalı görmek için illa ki bu suçu böyle teşhir etmemiz mi gerekiyordu?” dedi.

Basın açıklaması EMEP Genel Merkez binasında yapıldı. Açıklamaya DEM Parti Ankara İl Başkanı Fatin Kanat ile Tüm-Bel Sen MYK Üyesi Bülent Türkmen de katıldı. EMEP Genel Başkan Yardımcısı ve Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, EMEP Ankara İl Başkanı Rüstem Kahraman ve EMEP Sincan İlçe Örgütü Yöneticisi Selen Akçakoca’nın da katıldığı açıklamanın metnini Hilal Kılıç okudu. Kılıç, “Bugün burada ciddi bir işçi sağlığı, halk sağlığı ve çevre sorununu konuşmak için sizleri davet ettik. Ankara Sincan OSB’de insan canını, doğayı, çevreyi hiçe sayan bir durumla karşı karşıyayız. Hint tekeli Mahindra’ya ait olan Erkunt’ta, döküm atıkları Makine Fabrikası’nın ortasındaki açık araziye hiçbir koruma olmaksızın dökülüyor” dedi. Kılıç, atıkların bilimsel analizlerinin yapıldığını ve yapılan bilimsel analizlerde zehirli atıklar tespit edildiğini ifade etti.

“İşçiler zehir soluyor”

Söz konusu metallerin akciğer ve kalp başta olmak üzere birçok organa ciddi zararlar verdiğini ifade eden Kılıç, “Bu metallerden yalnızca birine bile maruz kalmak onlarca hastalık riskini beraberinde getiriyor. Erkunt’ta ise bu metaller döküm atıklarının içerisinde en zehirli haliyle bulunmakta. Atık yönetmeliğine tamamen aykırı biçimde fabrikanın ortasına kamyonlarla dökülen bu atıklar bir zehir yuvası yaratıyor. Çevre raporlarına göre bu metaller olması gerekenin çok üstünde” dedi.
Yapılan incelemede metallerin referans değerlerinin normalin çok üzerinde olduğunu anlatan Kılıç, “Antimon, arsenik, kadmiyum, cıva, krom, kurşun gibi maddelerin olduğu ortaya çıkan bu atıklar uzun süreli yüksek maruziyet durumunda ciddi akciğer, solunum, kalp rahatsızlıkları başta olmak üzere birçok hastalığı ortaya çıkarabiliyor. Ölçülen değerlerin çoğu normalin çok üstünde, bazıları referans değerlerinin 100, bazıları 200 katı neredeyse” dedi. Konuyla ilişkili bakanlıkların henüz hiçbir adım atmadığını da söyleyen Kılıç, “Bu atıklar Erkunt işçilerinin üzerine yapışarak ailelerine, evlerine taşınıyor. Yağmur ve rüzgar aracılığıyla Sincan OSB’ye yakın olanlar başta olmak üzere tüm mahallelere taşınıyor. Çalışma Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Çevre, Şehircilik ve İlkim Değişikliği Bakanlığı bu konuya dair hiçbir adım atmıyor” dedi.

“İşçi aileleri, gerekli önlemlerin alınmasını istiyor”

Açıklamada, Erkunt’un geçtiğimiz sene yaptığı 3 milyar TL satışla Türkiye’nin en büyük döküm sanayicilerinden biri olduğunu anlatan Kılıç, “Erkunt’un arkasında Hint tekeli Mahindra bulunuyor. İşçileri ağır iş yükü ve yoğun baskı altında çalıştıran Erkunt, kârından vazgeçmemek için bu atıkları dökmekten çekinmiyor. Yalnızca kendi işçilerini değil, onların ailelerini, Sincan’da yaşayan çocuk, genç, yaşlı kimseyi umursamadan bu skandala imzasını atıyor. Skandal ortaya çıktıktan sonra Sincan’da birçok mahallede kapı kapı gezip imzalar topluyoruz. İşçi duraklarından başka fabrikalarda çalışan işçilere ulaşıyoruz. Zehirli bir Sincan’da yaşamak istemeyen işçi aileleri bir an önce gerekli önlemlerin alınmasını istiyor. Birçok meslek örgütü ve demokratik kurumla görüşmeler gerçekleştirdik. Onlarla birlikte ortak bir mücadeleyi birlikte büyütmeyi istiyoruz. Bu sorun Ankara’nın sorunudur ve bu sorunun ortadan kalkması için mücadele etmek de bütün demokratik kamuoyunun da görevidir” dedi.

“İşçiler zehir skandalının Erkunt’tan ibaret olmadığını söylüyor”

Meselenin sadece Erkunt’tan ibaret olmadığını bildiklerini söyleyen Kılıç, “Burada buzdağının görünen yüzünü ifşa etmiş oluyoruz. Sincan’da faaliyet gösteren birçok işletmede işçi sağlığı ve iş güvenliği açısından skandallar yaşanıyor. Görüştüğümüz işçi ve emekçiler de Erkunt’un zehir skandalının sadece Erkunt ile alakalı olmadığını bize söylüyor. Patronlar zenginleşmeye devam ederken işçilerin payına düşük ücretler, yoksulluk ve zehirlenme düşüyor. Artık buna dur demek istiyoruz! Patronların bu pervasızlığı karşısında işçileri ve emekçileri birlikte mücadeleye çağırıyoruz.” diye konuştu.
Toplumun tüm kesimlerine birlikte mücadele çağrısı yapan Kılıç, işçilere de seslenerek “Öyle görünüyor ki işçinin canını hiçe sayan bu zihniyet toplumsal bir tepki ile karşılaşmadan geri adım atacak gibi durmuyor. Bir kere daha söylemek istiyoruz, bu zehri işçilerin örgütlü gücü, birliği temizler. Sadece Erkunt işçilerine değil, bu zehri soluyan tüm işçi ve emekçilere bir kez daha söylüyoruz; sermaye suçları ve buna göz yuman sendikal bürokrasi karşısında yalnız değilsiniz. Yoksulluk ve zehir cenderesine mahkum değiliz” dedi.

Karaca: Görevinizi yapmanız için suçu teşhir etmemiz mi gerekiyordu?

Olayı Meclis gündemine taşıyan Karaca, “Mecliste bu sorunu gündem ettiğimizin hemen ertesinde Çevre ve Çalışma Bakanlıklarının devreye girdiğini gördük. Ben buradan sormak istiyorum; Ankara’nın göbeğinde Bakanlıkların sadece 30 km ötesinde olan, bu skandalı görmek için, bu skandal karşısında görevlerini yapmak için illa ki bizim bu suçu böyle teşhir etmemiz mi gerekiyordu?” diye sordu. Karaca konuşmasında şu ifadelere yer verdi. “Bugün müthiş bir halk sağlığı skandalı, korkunç bir işçi sağlığı skandalını konuşmak için bir aradayız. Ama bu korkunç skandalı konuşmadan önce bugün sabah saatlerinde ESP’ye yapılan operasyona ilişkin birkaç şey söylemek zorundayız. 96 yol arkadaşımızın gözaltına alındığı, kapıların yine sabah saatlerinde kırıldığı, yine basın emekçilerine dönük özel;  evlerine koçbaşları ile girildiğini, basın merkezlerine baskınların olduğu bir sabaha uyandık.  Aslına bakarsanız çok iyi bildiğimiz bir gerçeği bu sabah bir kez daha gördük. Ne zaman memlekette; memleketin yoksullarının, işçilerinin, emekçilerinin derdi konuşulmaya başlansa, ne zaman özellikle Kürt sorununda demokratik çözüm konusunda demokratik kesimlerin birliği bir arada olması konusunda yan yana dursak işte o zaman böylesi operasyonlara uyanıyoruz. Emek Partisi olarak ESP’ye yönelik bu operasyonu kınadığımızı aynı zamanda bu mesnetsiz saldırılara karşı yol arkadaşlarımızla yan yana olduğumuzu bir kere daha söylemek istiyoruz. Ve gözaltıların derhal serbest bırakılmasını istiyoruz. Bugün bu basın toplantısında  Ankara’da, bu şehirde yol yürüdüğümüz mücadele ettiğimiz sevgili yol arkadaşlarımız da var. Onlara da çok teşekkür ediyoruz.”

“Erkunt’un işlediği suçun bedelini ödemeyeceğiz”

Erkunt’un işlediği suç karşısında bu bedeli ödemeyeceklerini ifade eden Karaca, “Bugün memleketin dört bir yanında sanayiciler kârlarına kâr katarak büyürken, memleketin her tarafında, bütün tarım alanları ve meralar organize sanayi bölgesine dönüştürülürken seyirci kalanlara bir kere daha seslenmek istiyorum. Göz göre göre işlenen bu suçların bedeli halka ödetiliyor. İşçilere ödetiliyor. Ancak biz bu bedeli ödemeyeceğiz! Dolayısıyla biz Ankara halkına, Sincan halkına ve işçilere yalnız olmadıklarını söylemek istiyorum. Biraz önce ifade edildi. Bu kimyasal atıkların normal şartlar altında özel biçimde bertaraf edilmesi, ortadan kaldırılması gerekirken, fabrika bahçesine böyle istifleniyor olmasının arkasında bir cüret var!Bu cüret sermayenin korunup kollanması, hukukun ayaklar altına alınmasına göz yumulması ama bir taraftan da bunu kendilerinde hak görmeleriyle ilgili. Ve biz tam da bunu tartışmak istiyoruz. Erkunt Sanayi döktüğü atıklarla bütün Sincan ve Ankara halkının hayatta kalma ve sağlıklı bir çevrede yaşama ve çalışma haklarını ayaklar altına alırken sadece bugün değil; yıllar sürecek bir suçun imzacısı olmuştur. Emek Partisi olarak bu konuda Erkunt Sanayi’nin Sincan halkını zehirleyen, işçileri bile isteye bu zehirin içine maskesiz, eldivensiz atan, mola ve yemek saatlerini kimyasal atıklar içinde geçirmelerine neden olan bu suç karşısında Sincan halkı ve işçilerle yan yanayız” diye konuştu.

“Mücadeleyle yan yana durmaya davet ediyoruz”

İlgili bakanlıkları görevini yapmaya davet eden Karaca, emek ve demokrasi güçlerine de bilimle, hukukla ve mücadele ile yan yana durma çağrısı yaptı:

“Biz bu suçu teşhir ettikten senra, alelacele o atıkların ortadan kaldırılmaya çalışıldığını, daha önce alınmayan işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin alınmaya çalışıldığını öğrendik. Buradan bir kere daha suç duyurusunda bulunmak istiyoruz. Bu suçu göz göre göre işleyen Erkunt Sanayi patronu, sektörün en önemli tekellerinden biri olan Mahindra, işlediği suçun bedelini işçilere ödetmek istiyorsa karşısında işçileri, Ankara halkını ve bu ülkenin bu şehrin emek ve demokrasi güçlerini bulacak. Bununla kastım açık. Erkunt Sanayi işlediği suçun bedelini işçilere ödetmek için onların ekmeğini küçültmekle, hatta ekmeklerini elinden almakla tehdit edecekse eğer karşısında işçilerinin birliğini, işçilerin haklarını korumakla yükümlü Çalışma Bakanlığını, Sağlık Bakanlığını ve Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığını bulmak durumunda. Dolayısıyla buradan Sağlık Bakanlığını, Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığını görevini yapmaya davet ediyorum. Talepler açık; bu suç yalnızca bir ekolojik suçu değil, çok ciddi bir halk sağlığı ve işçi sağlığı suçu! Ve biz bu suçun ortaya çıkaracağı sonuçlarını on yıllar sonra işçilerin bedenlerinde çeşitli hastalıklarda göreceğiz. Sadece işçiler değil, aileleri de bu hastalıklarla karşı karşıya kalacak. Yıllar sonra ortaya çıkacak sonuçları üstlenmek devletin görevidir. Bir an önce organize sanayi bölgesinde işçilere kapsamlı sağlık taraması yapılması gerekir. Ortaya çıkan sonuçların belgelenmesi, bunun uzun vadeli sonuçlarının da belgelenmesi ve bu belgelenme ile birlikte ortaya çıkan sonuçların ortadan kaldırılması için acil adımlar atılması gerekmektedir. Ankara İl Örgütümüz ve Sincan İlçe Örgütümüz mahalle mahalle dolaşarak, işçi duraklarında işçilerle görüşerek bu konuda birlikte hareket etmenin önemine dikkat çekiyor.  Sincan halkının tepkisi onların talebiyle bir imza kampanyasına dönüşmüş durumda. Bu zehri ancak Erkunt fabrikasındaki işçilerin birliği temizleyebilir. İşçilere buradan sesleniyorum; bu mücadelede yalnız değiller, Emek Partisi olarak yanlarındayız.”

“Zehirli atıklar, işçilerin sağlığına uygun bir şekilde kaldırılsın”

Basın açıklamasında dile getirilen talepler şunlar:

  • Erkunt’taki zehirli atıklar işçilerin sağlığına uygun bir şekilde kaldırılsın.
  • Yeni atıklar için işçilerin sağlığına ve çevreye uygun bir döküm atık sahası yapılsın.
  • Tüm Erkunt işçileri ve aileleri için tam teşekküllü hastanelerde ücretsiz detaylı sağlık taraması yapılsın.
  • Tarama sonuçlarına göre Erkunt işçileri ve aileleri gerekli tüm tedaviyi ücretsiz olarak alsın.
  • Çalışma Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı bu skandalı temizlemek için harekete geçsin, Erkunt’a gerekli caydırıcı cezalar verilsin.
  • Çevre fabrikalarda çalışan işçilerle birlikte, çevre mahallelere dönük kapsamlı sağlık taramaları yapılsın. Sincan Çayı’nın hemen üstünde bulunan bu atıkların, havaya ve suya ne oranda karıştığı bilimsel analizlerle bir an evvel tespit edilsin. Gerekli önlemler gecikmeden alınsın.
Paylaş: