İzmir’de sit ve mera alanına 15 bin konut ısrarı: ‘Barınma hakkı mı, rant programı mı?’

İzmir’de sit ve mera alanına 15 bin konut ısrarı: ‘Barınma hakkı mı, rant programı mı?’

İzmir’de sit ve mera alanına 15 bin konut ısrarı: ‘Barınma hakkı mı, rant programı mı?’

EMEP’li İskender Bayhan, İzmir Menemen Doğaköy’de 1. derece sit ve mera alanına planlanan TOKİ projesini Meclis gündemine taşıdı: “Kamu arazilerinin vasfı değiştirilip projelere açılması planlama değil rant odaklı dönüşüm izlenimi yaratıyor.”

Emek Partisi (EMEP) İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, İzmir Menemen Doğaköy’de 1. derece sit ve mera alanına yapılmak istenen 15 bin konutluk TOKİ projesini Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’a sordu.

TOKİ’nin “500 Bin Sosyal Konut Projesi” kapsamında İzmir’de planlanan 21 bin konutun 15 bininin, Menemen ilçesi Doğaköy Mahallesi’nde 101 ada 8 ve 9 parsellerde yapılmasının planlandığını hatırlatan Bayhan, söz konusu alanın 1. derece arkeolojik sit ve mera niteliğinde olduğunu vurguladı. Bayhan, bölgede yaklaşık 2.300 küçükbaş ve 300 büyükbaş hayvan bulunduğunu, 600’e yakın yurttaşın geçimini tarım ve hayvancılıkla sağladığını belirterek, “Ortak meranın daralması üretimi sürdürülemez hale getirecek, kırsal yoksullaşmayı derinleştirecektir. Gıda enflasyonunun yükseldiği bir dönemde üretim alanlarını betona açmak, bölge halkını göz göre göre sefalete sürüklemektir” dedi.

İzmir’de sit ve mera alanına 15 bin konut ısrarı: 'Barınma hakkı mı, rant programı mı?'

‘4 bin yıllık tarih tehdit altında’

Bayhan, proje alanının Herodot’un sözünü ettiği 12 Aiol kentinden biri olan dört bin yıllık Neonteikhos antik kentiyle çakıştığına ilişkin bilimsel değerlendirmelere dikkat çekti. 1. derece arkeolojik sit alanında iş makineleriyle çalışmalara başlanmasının kültürel miras açısından telafisi mümkün olmayan riskler doğurduğunu ifade etti.

‘Planlama mı, rant odaklı dönüşüm mü?’

2024 yılında AKP’li Menemen Belediyesi’nin hazine arazilerini belediye uhdesine geçirmek istemesi ve bazı parsellerin mera vasfının değiştirilmesi sürecini de hatırlatan Bayhan, Belediye Başkanı Aydın Pehlivan döneminde kamu arazilerinin devri, mera vasfının değiştirilmesi ve büyük ölçekli taşınmaz satışlarına ilişkin iddialar karşısında Bakanlığın inceleme başlatıp başlatmadığını sordu.

Bayhan, “Kamuya ait tarım ve mera alanlarının önce vasfının değiştirilip ardından büyük ölçekli projelere açılması planlama değil, rant odaklı bir dönüşüm izlenimini güçlendirmektedir” ifadelerini kullandı.

‘Sosyal konuta değil, seçilen yere karşıyız’

Bölge halkının sosyal konuta değil, konutun yapılacağı yerin niteliğine itiraz ettiğini belirten Bayhan, “Barınma hakkı temel bir haktır. Ancak bu hak; üretim alanlarını, ortak meraları ve kültürel mirası ortadan kaldırarak değil, kamusal planlama ilkeleri ve halkın katılımı temelinde güvence altına alınmalıdır” dedi.

Bayhan, Bakan Kurum’a şu soruları yöneltti:

● 1. derece sit ve mera niteliği taşıyan parsellerin yapılaşmaya açılmasının hukuki dayanağı nedir?

● 600 yurttaşın geçim kaynağı ve 2.600’e yakın hayvanın yaşam alanına ilişkin kapsamlı bir etki analizi yapılmış mıdır?

● Yapılmadıysa, geçimini hayvancılıkla sağlayan yurttaşların gelir kaybı nasıl karşılanacaktır? “Ne hali varsa görsün” anlayışı mı benimsenmektedir?

● Daha önce taş ocağı yapılmak istenen bu bölgenin şimdi 15 bin konutluk projeye konu edilmesinin gerekçesi nedir?

● İzmir’de tarım ve sit alanı niteliği taşımayan alternatif kamu arazileri neden değerlendirilmemiştir?

● Neonteikhos antik kentiyle çakışan alanda inşaat faaliyetlerine hangi bilimsel ve hukuki gerekçeyle izin verilmiştir?

● Son 10 yılda TOKİ projeleri kapsamında kaç hektar tarım ve mera alanı yapılaşmaya açılmıştır?

● Sosyal konut ihtiyacı ile kırsal üretimin korunması arasında bir planlama dengesi kurulmuş mudur?

‘150 milyon metrekare kimin için?’

Bayhan, ayrıca Bakanlığın 2026 bütçe belgesine de dikkat çekti. Belgede yer alan “Hazine taşınmazları satış, kiralama, kullanma izni ve irtifak hakkı tesisi suretiyle ekonomiye kazandırılacaktır” ifadesini hatırlatan Bayhan, 2026 yılı için hedeflenen 150 milyon metrekarelik hazine taşınmazının sit, mera ve tarım alanlarını da kapsayıp kapsamadığını sordu.

“Koruma–kullanma dengesi gözetilerek korunan alanlarda imar planları yapılacaktır” ifadesinin korunan alanların fiilen yapılaşmaya açılması anlamına gelip gelmediğini de gündeme taşıyan Bayhan, Doğaköy projesinin bu politikanın bir parçası olup olmadığını sordu.

‘Barınma hakkı mı, sermaye programı mı?’

Bayhan, “500 bin Sosyal Konut Projesi gerçekten dar gelirli yurttaşların barınma hakkını güvence altına almak için mi yürütülmektedir, yoksa inşaat ve çimento tekellerinin açıkça ifade ettiği gibi piyasayı canlandırmaya yönelik bir sermaye programı mıdır?” diye sordu.

“Sosyal konut adı altında yürütülen projelerin kamu arazilerinin özel sermayeye devri ve inşaat sektörünün desteklenmesiyle eş zamanlı ilerlemesi tesadüf müdür?” diyen Bayhan, Bakan Kurum’u kamuoyuna açık ve net yanıt vermeye çağırdı.

Paylaş: