İskender Bayhan’dan Akın Gürlek’e: ‘Cezaevindekilere gönderilen para nasıl suç oluyor?’

İskender Bayhan’dan Akın Gürlek’e: ‘Cezaevindekilere gönderilen para nasıl suç oluyor?’

İskender Bayhan’dan Akın Gürlek’e: ‘Cezaevindekilere gönderilen para nasıl suç oluyor?’

Mahpuslara gönderilen ve sadece temel ihtiyaçlar için kullanılabilen paralar “terör finansmanı” soruşturmasına konu edildi. EMEP Milletvekili İskender Bayhan, “Devletin kayda aldığı para nasıl suç olur?” diyerek bakanlığa açık kanun maddesini sordu.

Emek Partisi (EMEP) İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, cezaevinde bulunan kişilere gönderilen ve doğrudan cezaevi idaresinin denetiminden geçen para transferlerinin “terörizmin finansmanı” iddiasıyla soruşturma konusu yapılmasını Meclis gündemine taşıdı. Bayhan, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde, uygulamanın açık ve belirli bir yasal dayanağı olup olmadığını sordu.

Telif ödemesi soruşturma konusu yapıldı

Bayhan, Kor Kitap yayınevinin temsilcisi hakkında, cezaevinde bulunan yazar ve editörler Tonguç Ok ile Necip Baysal’a yapılan telif ödemeleri gerekçe gösterilerek “terörizmin finansmanı” suçlamasıyla soruşturma başlatıldığını ve temsilci hakkında konutu terk etmeme şeklinde adli kontrol tedbiri uygulandığını hatırlattı.

Benzer biçimde, cezaevindeki yakınlarına ya da insani dayanışma amacıyla para gönderen çok sayıda yurttaş hakkında da soruşturmalar yürütüldüğünü belirten Bayhan, söz konusu uygulamanın fiilen yaygınlaştığına dikkat çekti.

“Devletin denetlediği para nasıl suç oluyor?”

Önergede, cezaevine yatırılan paraların banka kanalları veya cezaevi veznesi aracılığıyla, kayıtlı ve denetime açık biçimde yapıldığı vurgulandı. Cezaevi mevzuatı gereği bu paraların yalnızca idarenin gözetimi altında ve temel ihtiyaçların karşılanması amacıyla kullanılabildiğini hatırlatan Bayhan, “Serbest kullanım imkanı bulunmayan, doğrudan devlet denetiminden geçen ve yalnızca idarenin izin verdiği harcamalar için kullanılabilen bir para transferi hangi hukuki gerekçeyle ‘terörün finansmanı’ sayılmaktadır” diye sordı. Bayhan, “Eğer cezaevine para göndermek terör finansmanıysa, bu ülkenin ceza infaz sistemi neye göre çalışıyor? O zaman devlet kendi denetim mekanizması üzerinden mi ‘finansman’ sağlıyor” sözleriyle hukuksuzluğa dikkat çekti. 

“Bir de yoksulluk cezası mı eklenmek isteniyor”

Ceza infazının, temel hakların tümüyle askıya alınması anlamına gelmediğini vurgulayan Bayhan, “Mahkumiyet bir ceza ise, şimdi cezaevindeki kişiye bir de yoksulluk ve tecrit cezası mı eklenmek isteniyor” diye sordu. Cezaevine gönderilen ve idare denetiminden geçen paranın suç unsuru haline getirilmesinin, mahkumiyet dışında fiili bir ek yaptırım doğuracağını belirtti.

Görüşte yakınlık şartı var, para göndermede yok

Bayhan, ceza infaz kurumlarında bir hükümlüyle görüşebilmek için yakınlık derecesi ve açık mevzuatla belirlenmiş kriterler aranırken; cezaevi hesabına para yatırmak için herhangi bir yakınlık şartı aranmamasına rağmen bu işlemlerin sonradan soruşturma konusu yapılmasının ciddi bir hukuki çelişki yarattığını belirtti: “Görüş için açık kriter koyan mevzuat, para yatırma konusunda herhangi bir yakınlık şartı aramıyorsa, idare tarafından kabul edilen bir işlemin sonradan suç sayılması nasıl açıklanacaktır?” 

Yanıt bekleyen sorular

Bayhan, Gürlek’ten önergesinde şu sorulara yanıt istedi:

  • “Cezaevindeki kişilere, yalnızca idare denetiminde ve temel ihtiyaçlar için kullanılabilen para transferlerini ‘terörizmin finansmanı’ kapsamına alan açık bir kanun maddesi var mıdır? Varsa hangisidir?
  • Böyle bir açık düzenleme yoksa, bu uygulama hangi yorum, talimat ya da genelgeye dayanmaktadır?
  • Son beş yılda, cezaevine para gönderdiği gerekçesiyle kaç kişi hakkında ‘terörizmin finansmanı’ iddiasıyla işlem başlatılmıştır?”

Bayhan, “Yasa açık değilse, geriye sadece keyfiyet kalır” diyerek Adalet Bakanlığını cezaevine para gönderilmesinin hangi somut hukuki zeminde suç sayıldığını kamuoyuna açıklamaya çağırdı.

Paylaş: