EMEP’ten İran’a saldırılara karşı açıklama: ABD ve İsrail açıkça kınanmalı, NATO üsleri kapatılmalı
EMEP Esenyurt İlçe Örgütü, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını protesto etti; CHP yöneticileri de eyleme destek verdi.
Emek Partisi Esenyurt İlçe Örgütü, Esenyurt Tabela Meydanı’nda ABD ile İsrail’in İran’a dönük saldırılarına karşı basın açıklaması düzenledi. Basın açıklamasına CHP Esenyurt İlçe Örgütü yöneticileri de katılarak destek verdi. “Yoksulluğa, özelleştirmelere ve emperyalist saldırganlığa dur de” çağrısıyla düzenlenen eylemde açıklamayı EMEP Esenyurt İlçe Örgütü adına Sinem Eren okudu. Halkların yoksullaştırılması ile savaş politikalarının aynı düzenin iki yüzü olduğunu söyleyen Eren, “Türkiye’yi yönetenler emperyalist saldırganlık karşısında sessiz kalmamalı; ABD ve İsrail’in saldırılarını açıkça kınamalı, ülkemizdeki ABD ve NATO üsleri derhal kapatılmalıdır” çağrısında bulundu.
Yoksulluğun bir ayağının ülkenin ortak değerlerinin yerli ve yabancı sermayeye devredilmesi ve ülkenin emperyalist politikalara daha fazla bağımlı hale getirilmesi olduğunu vurgulayan Eren, “1986-2025 arasında 73,5 milyar dolarlık kamu varlığı satılmış; bunun büyük bölümü AKP döneminde gerçekleşmiştir” hatırlatmasında bulundu. Boğaz köprüleri ve BOTAŞ başta olmak üzere stratejik kurumların satış planlarının hedefinde olduğunu belirten Eren, “TPAO, TEİAŞ, EÜAŞ ve Eti Maden gibi kurumlar da aynı akıbete sürüklenmektedir” dedi.
“Açık bir saldırganlık ve ikiyüzlülüktür”
Eren, “Emperyalist saldırganlık bölgesel değil küresel bir tehdittir ve halkların yoksullaştırılmasıyla savaş politikaları aynı düzenin iki yüzüdür” ifadelerini kullandı. “İnsanca bir yaşam için birleşelim, bu düzeni değiştirelim” çağrısıyla sona eren eylemde, Kurtuluş, yoksulluğa ve savaşa karşı ortak paydada buluşan milyonların örgütlü birliğindedir.” denildi.
Aslan: Emperyalistlerle iş birliğini sürdürenler de sorumlu
EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına sert tepki göstererek, saldırganlığın sadece İran’ı değil tüm emekçi halkları tehdit ettiğini söyledi. Aslan, “Emperyalistler gittiği her ülkeye demokrasi ve özgürlük götürdüklerini iddia ediyor, ancak gerçek yüzleri yıkım ve yağmadır” dedi. Aslan, geçmişte Libya, Gazze, Suriye ve Irak’ta yaşanan emperyalist müdahalelere dikkat çekerek, “Operasyonları yapanların önceliği petrol ve yer altı ve yer üstü zenginliklerdir, İran’a yapılmak istenen de budur. Türkiye’yi yönetenler, gizlemeye gerek duymadan ABD’nin çizgisinde hareket ediyor. Emperyalistlerle iş birliğini sürdürünler de sorumludurlar” ifadelerini kullandı. (Evrensel)
“İşbirlikçi Saray rejimi ABD çizgisinde hareket ediyor”
Konuşmasında AKP iktidarının saldırılar karşısındaki sessizliğine de tepki gösteren Aslan, “Türkiye’yi yönetenler gizlemeye bile gerek duymadan ABD’nin çizgisinde hareket ediyorlar. ABD’nin bölge politikalarında ABD için yol temizliği yapıyorlar. Saray rejimi hiçbir zaman Ortadoğu’daki halklardan yana olmadılar ve bundan sonra da olmayacaklar. Emperyalistlere işbirliği yapmaya devam ediyorlar. Türkiye’nin yönetenleri Gazze’ye barış adı altında kurulan masada da İsrail ile bir aradadır” ifadelerini kullandı.
ABD ve İsrail’in İran halklarını hedef alan saldırganlığın dünyanın tüm emekçi halklarını tehdit ettiğini söyleyen Aslan, “Türkiyeli işçi ve emekçiler olarak bizim tarafımız nettir. İranlı işçi ve emekçilerin yanındayız. Gazze’de, Lübnan’da, Suriye’de hayatlarını kaybeden yoksul Arap halklarının yanındayız. Bu barbarlığı ancak birleşerek, mücadele ederek durdurabiliriz” dedi.
Halkın vergilerinden toplanan kaynakların savaş ve silaha harcanmasına da tepki gösteren EMEP Genel Başkanı Aslan, Saray rejimine çağrı yaptı:
“Emperyalistlerin taşeronluğunu bırakın. Ortadoğu’da barışın sağlanması için emperyalistlerle yapılan anlaşmaları feshedin, NATO’dan çıkın. Türkiye’deki ABD ve NATO üslerini kapatın. Bunları yapmadığınız sürece bileceğiz ki akan her kanda sizin de sorumluluğunuz vardır.”
Emperyalist barbarlığın sonlanması, savaşların bitmesi için işçi ve emekçilere de birleşik mücadele çağrısı yapan Aslan, “Hep birlikte bu savaşa ve barbarlığa dur demeliyiz. Tüm emekçi halklar kendi yönetenlerine karşı barış talepleriyle mücadele etmelidir” dedi.
“Halkların yoksullaştırılması ve savaş politikaları düzenin iki yüzüdür”
“Yoksulluğa, özelleştirmelere ve emperyalist saldırganlığa dur de” çağrısıyla düzenlenen basın açıklamasını EMEP Esenyurt İlçe Örgütü adına okuyan Sinem Eren ise halkların yoksullaştırılması ile savaş politikalarının aynı düzenin iki yüzü olduğuna dikkat çekerek “Türkiye’yi yönetenler emperyalist saldırganlık karşısında sessiz kalmamalı; ABD ve İsrail’in saldırılarını açıkça kınamalı, ülkemizdeki ABD ve NATO üsleri derhal kapatılmalıdır” çağrısında bulundu.
Yoksulluğun bir ayağının ülkenin ortak değerlerinin yerli ve yabancı sermayeye devredilmesi ve ülkenin emperyalist politikalara daha fazla bağımlı hale getirilmesi olduğunu vurgulayan Eren yağma düzeninin yalnızca içerideki sermayeye değil, uluslararası tekellere ve emperyalist merkezlere kaynak aktarımının da zeminini hazırladığını vurguladı.
“Sorun müdahale edilen ülkelerdeki rejimlerin niteliği değil; ülkelerin kaynaklarının emperyalist çıkarlar doğrultusunda denetim altına alınmak istenmesidir. Kendisi ve İsrail nükleer silahlara sahipken başka ülkelerin nükleer çalışmalarını bahane ederek saldırganlık yürütmek açık bir ikiyüzlülüktür. Emperyalist saldırganlık bölgesel değil küresel bir tehdittir ve halkların yoksullaştırılmasıyla savaş politikaları aynı düzenin iki yüzüdür” ifadelerini kullandı.
Özelleştirmelere ve kayyımlara karşı mücadeleleri birleştirme çağrısı
Basın açıklamasında söz alan CHP Esenyurt İlçe Yöneticisi Tolga Zilek, “Özelleştirme işsizlik ve yoksulluk demektir. AKP iktidarı özelleştirmelere devam etmek istiyor. Bizlerse özelleştirmelere karşı mücadelemizi sürdüreceğiz. Asgari ücret ve emekli aylığı açlık sınırının altında. Biz yoksulluğa karşı dostlarımızla bir aradayız” dedi. Esenyurt Belediyesinin kayyumla yönetildiğini de hatırlatan Zilek, “Esenyurt’ta iki kişiden birinin oyunu alan Ahmet Özer hâlâ göreve iade edilmedi. Özelleştirme nasıl kamu kaynaklarının gasbı ise kayyum da halk iradesinin gasbıdır” diyerek özelleştirmelere ve kayyım uygulamalarına karşı mücadeleleri birleştirme çağrısı yaptı.
