İskender Bayhan: Üniversitelerde hak ihlalleri derinleşiyor

İskender Bayhan: Üniversitelerde hak ihlalleri derinleşiyor

İskender Bayhan: Üniversitelerde hak ihlalleri derinleşiyor

EMEP’li İskender Bayhan, yükseköğretim alanında artan hak ihlallerine ilişkin Bakan Yusuf Tekin’e verdiği soru önergesinde üniversitelerde hak ihlallerinin derinleştiğini belirterek “Akademik özgürlükler ve özerklik alarm veriyor” dedi.

Emek Partisi İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği (UNİVDER) tarafından yayımlanan “Üniversitelerde Hak İhlalleri Raporu 2025”e dikkat çekerek Türkiye’de yükseköğretim alanında artan hak ihlallerine ilişkin Bakan Yusuf Tekin’e soru önergesi verdi.

“Yaygın ve derin bir hak ihlali rejimi söz konusu”

Raporda 2025 yılı içinde basına yansıyan en az 251 hak ihlali tespit edildiğini hatırlatan Bayhan, “Bu veriler dahi üniversitelerdeki gerçek durumun yalnızca sınırlı bir bölümünü ortaya koymaktadır. Üniversitelerde çok daha yaygın ve derin bir hak ihlali rejimi söz konusudur” dedi.

Bayhan bu konuda Milli Eğitim Bakanlığı’na şu soruyu yöneltti: “Bu tablo karşısında Bakanlık, Türkiye’de yükseköğretimde akademik özgürlüklerin daraldığı gerçeğini kabul etmekte midir?”

“Akademik özgürlükler sistematik biçimde daraltılıyor”

Bayhan, akademik özgürlük ihlallerinin yaygınlığına dikkat çekerek: “Bilimsel faaliyetlerin engellenmesi, akademisyenlerin ifade özgürlüğünün kısıtlanması ve öğrenci etkinliklerinin yasaklanması artık sistematik hale gelmiştir” diye belirtti.

Raporda akademik özgürlük ihlallerini liyakatsiz atamalar ve yolsuzluk iddialarının izlediğini hatırlatan Bayhan, bu tabloya ilişkin Bakanlığa şu soruları yöneltti:

  • Son 10 yılda akademik özgürlük ihlali, liyakatsiz atama ve yolsuzluk iddialarına ilişkin kaç başvuru yapılmıştır?
  • Bu başvuruların kaçında soruşturma açılmış, kaçında ihlal tespit edilmiştir?
  • Tespit edilen ihlallerin kaçında yaptırım uygulanmıştır?
  • Bakanlık ve YÖK denetimlerinde benzer ihlallere rastlanmış mıdır?

“Üniversitelerde baskı kurumsallaştı”

Üniversitelerdeki yaptırımların önemli bir bölümünün fiziksel müdahale ve disiplin soruşturmaları yoluyla uygulandığını belirten Bayhan, şunları söyledi: “Üniversiteler, özgür düşüncenin üretildiği alanlar olmaktan çıkarılarak baskının kurumsallaştığı yapılara dönüştürülmektedir.”

2016 sonrası rektör atama sistemiyle birlikte karar süreçlerinin merkezileştiğini vurgulayan Bayhan, bu durumun hak ihlalleriyle ilişkisine dair şu sorunun yöneltildi: “Artan hak ihlalleri ile atanmış rektörlük sistemi arasında bir ilişki olduğu yönündeki değerlendirmeler hakkında Bakanlığın görüşü nedir?”

Ayrıca Bayhan, “Bu kadar yoğun hak ihlali bulgusuna rağmen etkin bir denetim yapılmaması, bu uygulamaların fiilen teşvik edildiği anlamına mı gelmektedir?” sorusunu da dile getirdi.

“Öğrencilerin demokratik hakları da hedefte”

Öğrencilere yönelik baskılara dikkat çeken Bayhan, özellikle 19 Mart sonrasında demokratik haklarına sahip çıkan öğrencilerin üzerindeki baskıyı şu şekilde ifade etti: “Öğrenci etkinliklerinin engellenmesi, disiplin soruşturmaları ve kolluk müdahaleleri, üniversitelerde özgürlük alanının ciddi biçimde daraldığını göstermektedir. Demokratik haklarını kullanan öğrencilerin soruşturma ve gözaltılarla karşı karşıya kalması, üniversite ortamının olağan bir parçası olarak mı görülmektedir?”

“Yüzlerce akademisyenin işten çıkarıldı”

Vakıf üniversitelerinde işten çıkarmaların yaygınlığına dikkat çeken Bayhan, akademisyenlerin güvencesizliğe itildiğini söyledi.

“Yüzlerce akademisyenin işten çıkarıldığı bu tablo, iş güvencesinin sistematik biçimde ortadan kaldırıldığını göstermektedir” diyen Bayhan, Bakana şu soruları yöneltti:

  • 2025 yılında toplam kaç akademisyen işten çıkarılmıştır?
  • Vakıf üniversitelerinde yaşanan bu hukuksuzluklara karşı Bakanlık etkili bir denetim ve yaptırım mekanizması işletmeyi düşünüyor mudur?

“Üniversitelerin rant ve kâr alanlarına dönüşmesi bilinçli bir politika mıdır?”

Raporda yer alan yolsuzluk bulgularına da değinen Bayhan, üniversitelerin piyasa ilişkilerine açıldığını vurguladı: “Üniversiteler giderek kamusal bilgi üretim kurumları olmaktan uzaklaşmakta, sermaye gruplarının faaliyet alanına dönüşmektedir.”

Bu kapsamda Bayhan, şu soruları yöneltti:

  • Üniversitelerin rant ve kâr alanlarına dönüşmesi bilinçli bir politika mıdır?
  • Bu süreç ile liyakatsiz atamalar, yolsuzluk iddiaları ve hak ihlalleri arasında bir bağ var mıdır?

“Sorun münferit değil, yapısal”

Bayhan, ÜNİVDER raporunun ortaya koyduğu tablonun yapısal bir krize işaret ettiğini belirterek şunları söyledi: “Bu ihlaller tekil olaylar değil, yükseköğretim alanında giderek yaygınlaşan yapısal bir sorunun parçasıdır.”

Bu doğrultuda Bakanlığa yöneltilen bir diğer sorunun da üniversitelerin yeniden yapılandırılmasına ilişkin olduğunu ifade eden Bayhan:

Üniversitelerin özerk, demokratik ve bilimsel kurumlar olarak yeniden yapılandırılması için bir politika değişikliği planlanmakta mıdır? diye sordu.

“Demokratik çözüm mekanizmaları oluşturulmalı”

“Eğer mevcut politikalarla bu sorunlar çözülemiyorsa, akademisyenlerin, üniversite emekçilerinin ve tüm bileşenlerin katıldığı demokratik mekanizmalar oluşturulmalıdır.” İfadelerini kullanan Bayhan “Üniversite bileşenlerinin katılımıyla, somut verilere dayalı demokratik politika mekanizmaları oluşturulacak mıdır?” sorusunu sordu.

Paylaş: