Karaca DIGEL işçilerini ziyaret etti: ‘Bu dönemeci işçi sınıfının gücüyle halklar lehine aşmalıyız’

Karaca DIGEL işçilerini ziyaret etti: ‘Bu dönemeci işçi sınıfının gücüyle halklar lehine aşmalıyız’

Karaca DIGEL işçilerini ziyaret etti: ‘Bu dönemeci işçi sınıfının gücüyle halklar lehine aşmalıyız’

433 gündür direnen DIGEL işçilerini ziyaret eden EMEP Milletvekili Sevda Karaca, “Ekmekle birlikte barış ve özgürlük için mücadele zorunlu” diyerek 1 Mayıs’ın önemine dikkat çekti.

EMEP’li Karaca 433 gündür direnen DIGEL işçilerini ziyaret etti:

İzmir — Emek Partisi (EMEP) Genel Başkan Yardımcısı ve Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca ile EMEP İzmir İl Örgütü, 433 gündür sendikal hakları için direnişte olan TEKSİF üyesi DIGEL Tekstil işçilerini ziyaret etti. Ziyarette sık sık “DIGEL işçisi yalnız değildir”, “İş, ekmek, özgürlük” sloganları atıldı.

“Bu dönemeci işçi sınıfının gücüyle halklar lehine aşmalıyız”

‎Ziyarette konuşan Sevda Karaca, 433 gündür süren direnişin işçi sınıfına çok şey öğrettiğini kaydetti. İşçi sınıfının birlikte hareket etme gibi çok temel bir talebinin bulunduğunu ifade eden Karaca, “Bu talebi karşılayacak olan da yine işçinin kendisidir. İşçi bunu kendi iş yerinden örer, yukarıdan birileri öğretmez. 1 Mayıs öncesi İzmir’deyiz. Hem bu mücadele deneyimini sürdürenlerin buluşmasına hem de bu senenin 1 Mayıs’ının çok özel bir dönemeçte olduğunu birlikte konuşmaya geldik. Bu dönemeci işçi sınıfının gücüyle halklar lehine nasıl aşarız diye birlikte düşünmeye ihtiyacımız var” diye konuştu.

Karaca DIGEL işçilerini ziyaret etti: 'Bu dönemeci işçi sınıfının gücüyle halklar lehine aşmalıyız'

“Ekmekle birlikte barış ve özgürlük için de mücadele etme zorunluluğu ortaya çıkıyor”

Ülkede ve Ortadoğu’da emperyalistlerin savaş koşullarını derinleştirdiği, işçi sınıfının haklarının, ekmeğinin daha da daraldığı bir dönemde 1 Mayıs’a hazırlanıldığını kaydeden Karaca, “Dünyanın dört bir yanında savaş koşulları var, bu koşullar çok derinleşti. Pek çok ülkede emperyalist savaş koşulları işçi sınıfının zaten ekmeğini, yasal haklarını kağıt üzerinde bile neredeyse bırakmayacak biçimde tahrip etti. Bir yanda bölgesel savaşlar, bir yanda emperyalist güçlerin sürekli yağmacılığı; hepimiz hem ekmek derdini hem de savaş derdini bir arada yaşıyoruz. Dolayısıyla ekmekle birlikte barış ve özgürlük için mücadele etme zorunluluğu ortaya çıkıyor. Baskıların ne anlama geldiğini en iyi direnişin çemberinden geçmiş işçiler biliyor” dedi.

Son olarak NATO zirvesinin 2026 yılında Türkiye’de yapılacak olmasının tesadüf olmadığını vurgulayan Karaca, kendilerini yoksulluğa iten savaş politikalarına karşı birlikte mücadele etmenin önemine değinerek 4 Nisan’da yapılacak eyleme çağrıda bulundu.

“1 Mayıs’ta kürsüde direnişteki işçilere söz verilmeli”

Akabinde konuşan Teksif Sendikası İzmir Bölge Sorumlusu İbrahim İpek, “1 Mayıs’ta alanlarda tüm siyasi partileri, emek dostlarını görmek isteriz. Kürsüde direnişteki DİGEL, Temel Conta işçilerine ve TİS sürecindeki işçilere yer verilmesini isteriz. İşçi sınıfının geleceği yine işçi sınıfının kendi ellerinde. Tüm fabrikalardan da ses çıkması, mücadelenin büyümesi gerek” dedi.

Karaca DIGEL işçilerini ziyaret etti: 'Bu dönemeci işçi sınıfının gücüyle halklar lehine aşmalıyız'

“Tüm kesimlerin direnişlere destek vermesi lazım”

‎Teksif Sendikası Genel Başkan Danışmanı Makum Alagöz, “Bizim taleplerimiz TİS’in uygulanması ve 15 arkadaşımızın işe dönmesi. İşveren ile görüşmede net ve dik bir duruş sergileyerek taleplerimizi ilettik. Fabrikalardaki işçiler, mücadele ile işverenlerin aciz kalabildiğini görüyor ve örgütlülüğümüz büyüyor. Güçlenmemiz gerekiyor bunun için de tüm kitle örgütlerinin, siyasi partilerin, ülkenin farklı yerlerindeki işçi direnişlerine destek vermesi lazım” dedi.

EMEP İzmir İl Başkanı Elif Çuhadar, “1 Mayıs’ı fabrika önlerinden başlatmak, kitlesel olarak alanda hep beraber olmak çok önemli. İşçi sınıfının, ortak taleplerle yan yana gelmesi, mücadele etmesi çok önemli” dedi.

“Bize çok şükür dedirtmeye çalışıyorlar”

Ziyarette konuşan işçiler savaş politikalarıyla kendilerinin daha kötü koşullara razı edilmeye çalışıldıklarını aktardılar. Bir işçi, “Bize çok şükür dedirtmeye çalışıyorlar ancak daha ne kadar kötü durumda olabiliriz. Öğretmenler, geçinemedikleri için el iş olarak taksicilik yapıyor. İnsanlar geçinebilmek dışında bir şey düşünemiyor” diye konuştu.

Bir diğer işçi ise, “Savaşı bahane ederek haklarımız yağmalanıyor. Hissettirilmese de biz de savaşıyoruz. Bize daha az kötüsünü kabul ettirmeye çalışıyorlar. Daha iyi örgütlenerek tüm alanlarda sesimizi duyurmalıyız” dedi.

Paylaş: