Emek Gençliği’nden ‘Yaşam Nöbeti’ne ziyaret ve boykot çağrısı: Can güvenliği yoksa ders yok, mücadele var

Emek Gençliği’nden ‘Yaşam Nöbeti’ne ziyaret ve boykot çağrısı: Can güvenliği yoksa ders yok, mücadele var

Emek Gençliği’nden ‘Yaşam Nöbeti’ne ziyaret ve boykot çağrısı: Can güvenliği yoksa ders yok, mücadele var

Emek Partisi ve Emek Gençliği, MEB önündeki “Yaşam Nöbeti”ni ziyaret etti. Emek Gençliği ziyarette sorunun gençliğin değil çürümüş düzenin olduğunu belirterek okullarda boykot çağrısı yaptı; “Can güvenliği yoksa ders yok, mücadele var.”

Emek Partisi ve Emek Gençliği, Millî Eğitim Bakanlığı önünde Yaşam Nöbetini sürdüren eğitim emekçilerini ziyaret etti.

Tüm Türkiye gençliğine eğitimde şiddeti besleyen düzene karşı; öğretmenlerin dayanışma ve iş bırakma çağrılarına kulak vererek okullarda boykot örgütlemeye çağrıda bulunan Emek Gençliği Merkez Yürütme Kurulu üyesi İrem Taçyıldız, “Sorun gençlik değil, bu çürümüş düzendir. Can güvenliği yoksa ders yok, mücadele var; şiddet varsa ders yok, mücadele var; yoksulluk varsa ders yok, mücadele var” diye konuştu.

“Sorun gençlik değil, bu çürümüş düzendir”

Konuşmasında Taçyıldız, “Bizler biliyoruz ki, bu yaşananlar münferit değil. ‘Psikolojik sorunlar bunlar’ diyerek de geçiştirilemez. Her saldırının ardından toplumu değil, gençliği suçlayan; ardından da internet yasakları ve denetimlerle kendi otoriter politikalarını dayatan bu anlayışa bizler kanmayacağız. Sorun gençlik değil, bu çürümüş düzendir” dedi.

“Çocuklar ve gençler resmen yaşam mücadelesi veriyor”

İktidarın eğitimi bilimsellikten kopardığını, müfredatı tarikat ve cemaat kavramlarıyla doldurduğunu, MESEM’lerde çocukların iş cinayetlerinde kurban edilirken tarikatlarla protokollerin imzaladığını söyleyen Taçyıldız, “Eğitim, gençliğin geleceği sermayeye ve gericiliğe teslim ediliyor. Dindar ve kindar nesil diyip dillerinden düşürmedikleri politikaları toplumu gün geçtikçe kutuplaştırıyor. Milyonlarca çocuk okula aç gidiyor, yüz binlerce genç geleceksizlik içinde nitelikli barınma, beslenme hakkından mahrum biçimde resmen yaşam mücadelesi veriyor” dedi.

Düzenin gençleri hayatta kalabilmek için rekabete zorladığını söyleyen Taçyıldız, “İşte bu sistematik tablo şiddeti ve çeteleşmeyi bizzat üretendir. Ancak sermayenin bekçisi saray rejimi bu suçu üstlenmiyor. Hatta halkın çocuklarını korumayanlar kendi çocuklarını özel okullara yazdırıyor. Ayrıcalıklı hayat sadece o çocuklara sunuluyor” ifadelerini kullandı.

Emek Gençliği'nden 'Yaşam Nöbeti'ne ziyaret ve boykot çağrısı: Can güvenliği yoksa ders yok, mücadele var

“Güvenli bir gelecek örgütlü mücadelemizle mümkün olacak”

Taçyıldız, konuşmasında “Gençlere takke, torba ve torna arasına sıkıştıranlar; sermayeye gençliği ucuz iş gücü haline getirenler şiddeti besleyen bu karanlığın asıl sorumlularıdır. Bu düzen sürdükçe saldırılar artarak devam edecektir” dedi.

Bu düzenin içerisinden çıkışın kendiliğinden gelmeyeceğini söyleyen Taçyıldız, “Bugün okullarda gerçekten güvenli bir şekilde okumak istiyorsak parasız, bilimsel, laik ve demokratik bir eğitim için mücadele etmek zorundayız. Çünkü biliyoruz ki; güvenli bir gelecek ne yasakla ne polisle ne de iktidarın güvenlikçi politikalarıyla olmaz. Ancak bizim örgütlü mücadelemizle mümkün olacak. Bu düzene karşı sözümüzü örgütlü bir şekilde söylemekten başka bir yolumuz yok. Can güvenliği yoksa ders yok, mücadele var; şiddet varsa ders yok, mücadele var; yoksulluk varsa ders yok, mücadele var” dedi.

Bugün Ankara’da öğretmenlerini ziyarete gelen, okullarında eylemler örgütleyen liseli gençlerin olduğunu söyleyen Taçyıldız, “Biz bunun ülkenin farklı şehirlerinde de olduğunu biliyoruz. Kent meydanlarında sesimizi yükseltiyoruz ama buradan döndüğümüzde, okullarda, liselerde, üniversitelerde, amfilerde, atölyelerde bizi bu düzene mahkûm edenlere karşı mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

“Bu baskı ve yasaklarla yeni karşılaşmıyoruz”

Taçyıldız konuşmasına, “Tüm Türkiye gençliğine çağrımızdır: Eğitimde şiddeti besleyen bu düzene karşı birleşelim. Okullarda can güvenliği, sokaklarda özgürlük ve insanca yaşam için mücadeleyi büyütelim. Öğretmenlerin dayanışma ve iş bırakma çağrılarına kulak verelim okullarımızda boykotlar örgütleyelim. Bu baskı ve yasaklarla yeni karşılaşmıyoruz. Geçtiğimiz sene, tam da bu zamanlarda liseli gençler iktidarın eğitim sisteminin niteliksizleştirilmesine karşı; öğretmenlerinin rotasyonla başka okullara gönderilmesine karşı ‘Öğretmenime dokunma’ eylemleriyle bir araya gelmişlerdi. Şimdi bunun birikimini büyütmek, bu mücadeleyi ilerletmek ve okullara yönelik bu saldırılara karşı; bunların iktidarın politikalarının bir sonucu olduğunu bilerek mücadeleyi büyütmeye ihtiyacımız var” şeklinde devam etti.

“Yusuf Tekin derhal istifa etmelidir”

Taçyıldız son olarak “Sermayenin sadık bekçiliğini yapan; okullara şiddet ve sömürüyü yerleştiren ve üreten Bakan Yusuf Tekin derhal istifa etmelidir. Eğitim kurumlarını tüm bileşenler birlikte demokratik bir şekilde yönetmelidir. Tarikat ve cemaatlerle yapılan protokoller derhal iptal edilmelidir. Öğrencilerin müşteri olduğu ve eğitimin ticarileştirildiği bu anlayışa derhal son verilmelidir” şeklinde talepleri sıraladı.

Paylaş: