Çernobil’in 40. yılında Mersin’de nükleer karşıtı açıklama: ‘Akkuyu’ya hayır’

Çernobil’in 40. yılında Mersin’de nükleer karşıtı açıklama: ‘Akkuyu’ya hayır’

Çernobil’in 40. yılında Mersin’de nükleer karşıtı açıklama: ‘Akkuyu’ya hayır’

Emek ve Demokrasi Platformu, nükleer santrallerin çevre ve insan sağlığı için büyük risk oluşturduğunu belirtip, “bağımsızlık değil, enerji tekellerine bağımlılık” diye açıklama yaptı.

Çernobil Nükleer patlamasının 40 yılı nedeniyle Emek Partisi Mersin İl Örgütü Koton önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Mersin Emek ve Demokrasi Platformu bileşenlerinin de katılarak destek verdiği açıklamada EMEP İl Başkanı Sedat Başkavak, sonuçları ağır olan bu nükleer kaza sonrası 200 bin kişi hayatını kaybederken 70 binden fazla kişinin de kalıcı olarak sakat kaldığını ifade ederek “1986-2001 yılları arasında Ukrayna’daki tiroid kanserlerinin yüzde 30’u, Belarus’takilerin ise yüzde 60’ının Çernobil kaynaklı olduğu belirtiliyor. Çernobil ilk değildi, son da olmadı. Japonya Fukuşima’da 400 kişi yüksek dozda radyasyona maruz kaldı, 160 binden fazla insan yerinden ayrıldı. 1 milyon ton radyoaktif kirli su denizi kirletti. ABD’de Three Mile Adası’ndaki santralde çekirdek erimesi sonrası havaya karışan radyasyon, İngiltere’de Windscale Nükleer santrali kazasında 200 kişinin ölümcül şekilde kansere yakalandığı, Brezilya’daki Goiânia kazasında 4 kişi ölürken 112 bin kişi radyasyondan etkilendiği belirtilse de tüm bu nükleer santral kazalarında gerçekler hep gizlendi.” dedi.

Başkavak Çernobil nükleer felaketinden Türkiye’nin de ciddi anlamda etkilendiğini söyleyerek “Fransa, ABD’ye ihraç ettiği kekikler az gelince Türkiye’den kekik alıp ABD’ye sattı. Fakat ABD, kekikleri radyasyonlu olduğu gerekçesiyle iade etti. İhraç edilen fındıklar iade edilince fındık karaborsaya düştü, 130 bin ton fındık yeniden ihraç edilirken, 10 bin tonu da ülke içinde okullarda dağıtıldı. Almanya radyasyon içeren 62 ton çayı geri yollayınca, o yıl toplanan 145 bin ton çay, önceki yıldan kalma 55 bin ton çayla harmanlanarak piyasaya sürüldü. Halkın tepkisi artınca, dönemin Sanayi ve Ticaret Bakanı Cahit Aral ‘Türkiye’de radyasyon vardır diyen dinsizdir’ derken, 14 Ağustos’ta üniversitelerde radyasyonla ilgili izinsiz yayın yapılmasını yasakladı.” şeklinde konuştu.

“Ucuz değil, temiz değil, bağımsız hiç değil”

Yapımı devam eden Akkuyu Nükleer Santralinden kaynaklı meselenin en yakından Mersinlileri ilgilendirdiğini ifade eden Başkavak “Ruslar yapıyor, onlar işletecek. 15 yıl boyunca üretilen elektriğin %50’sine alım garantisi var. Dünyada elektriğin ortalama fiyatı 4-5 dolar/cent ama Akkuyu NGS’den 15 yıl boyunca 2-3 katı fiyatla, 12,35 dolar/centten elektrik alınacak. Santrali Rusya yapıyor, nükleer yakıtı Rusya getiriyor, Rusya’nın santraldeki hissesi hiçbir zaman yüzde 51’in altına düşmeyecek ama AKP bize, bağımsızlık güzellemesi yapıyor. Karı enerji tekellerine kalırken, her türlü zararının halkın üzerine yıkıldığı nükleer santrallerde ısrar, enerji tekellerine para kazandırmanın ısrarıdır. Milyonlarca insanın radyasyonla zehirlenmesi, kanser olması, toprağın, suyun, havanın kirlenmesi de umurlarında olmuyor. Varlığını doğanın yağmalanması ve insanın sömürülmesi üzerine kuran bu sistemde ne temiz enerji ne de halkın ortak yararı mümkün değildir. Her yıl bütçesinden daha çok insanı öldürecek silahlanma için kaynak ayıran ülke yönetimlerinin nükleer silahlarını yarıştırdığı, daha çok nükleer bomba yaptıkları bu dünyaya barışta gelmez. Emek Partisi olarak işçi emekçi halkımızı, gelecek kaygısındaki gençleri birleşmeye ve örgütlenerek barış içinde insanca yaşayacak bir dünya için mücadeleye çağırıyoruz.” Dedi.

Göksoy: “Bir taş bile vermeyenler ülkenin onlarca parçasını satıyor”

Açıklamanın ardından konuşan Mersin Emek ve Demokrasi Platformu adına konuşan DİSK Çukurova Bölge Temsilcisi Kemal Göksoy iktidarı ve iktidar ortağını eleştirerek bizim ülkemizde bir çakıl taşını bile kimseye vermeyen şu anda iktidar ortağı olan ve ülkeyi yönetenler nükleer santralin bulunduğu alan gibi toprağımızın onlarca parçasını satmışlar. Kapitalist, emperyalist sistem sadece sınırları ihlal etmiyor. Yaşadığımız doğayı da kirleterek hayatımıza da kast ediyorlar. Bizler burada Çernobil’i dile getirirken dünya üzerindeki bütün nükleer santrallerin kaldırılmasını istiyoruz.” şeklinde konuştu. Göksoy’un ardından söz alan Mersin Elektrik Mühendisleri Odası Şube Başkanı Alkan Alkaya ise ülkede nükleer santrale ihtiyaç olmadığını belirterek “bizim kurulu gücümüz 126 bin MW saatlere ulaşmış durumda. Kullandığımız ise bunun yarısı bile değil. Bir nükleer santrale ihtiyacımızın olmadığını veriler söylüyor bize. Kaldı ki bugün kendi topraklarımızda olan bu santral aslında hiçbir zaman bize ait olmayacak. Bizlerin oda olarak talepleri hiçbir zaman karşılanmadığı gibi kamuoyuna bilgi vermek üzere bu santrali görme şansımız dahi olmuyor. Tüm kentin bileşenlerinin bu meseleye dair çalışmalarını güçlendirmesi gerekmektedir. Nükleere karşı mücadelemiz devam edecektir.” dedi.

Paylaş: