Soma Katliamı’ndan bu yana 78 ‘Soma’ daha yaşandı!
Mezbaha düzenine karşı mücadelelerimizi birleştirelim
301 madencinin hayatını kaybettiği Soma Katliamı’nın üzerinden 12 yıl geçti. Bu 12 yılda bir yandan işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmaması nedeniyle işçi katliamlarına yenileri eklendi; öte yandan işçi katliamlarına karşı verilen mücadelelere tanıklık ettik. Soma Katliamı, iktidar ve patron çevrelerinde kaza, facia benzeri ifadelerle anılarak suçu işleyenlerden soyutlanmak istendi. Ancak bu katliam da diğer iş cinayetleri gibi tedbirsizlik, denetimsizlik ve cezasızlık üçgeninde işlenmiş bir katliam olarak tarihe geçti.
Soma’da üretim baskısını belirleyen rödovans sistemi, “hadi hadi” düzeniyle dayatılan aşırı üretim ve maliyet düşürme politikaları madencilerin yaşamını hiçe saydı. Madendeki tüm riskler, göz göre gelen katliamı haber veren uyarılar, teknik raporlar ve denetimlerde ortaya çıkan eksikler ya görmezden gelindi ya da hasıraltı edildi. Devletin asli görevi olan etkin denetim mekanizması işletilmedi; şirketlerin kâr hırsı, işçilerin yaşam hakkının önüne geçirildi.
2000’li yılların başından itibaren ülke genelindeki madenlerde rödovans ve benzeri yöntemler ile özelleştirme hız kazandı, özel madenlerde üretimi artırmak için tedbirler göz ardı edildi. Kısa zamanda en fazla cevheri çıkarmaya odaklanan madencilik anlayışının toplu katliamların artmasına neden oldu.
Soma Katliamı davası sürecinde ise patronlara ve sorumlu kamu görevlilerine ödül gibi cezalara verilirken, süreç hafızalara madenci yakınlarının Yusuf Yerkel gibi bürokratlarca tekmelendiği görüntülerle kazındı. Dava süreçlerinde mahkeme ve yargıtay heyetlerinde değişiklik yapıldığına tanık olduk. Bu değişiklikler hükümet ve patronların istediği sonuçları beraberinde getirdi.
301 işçinin ölümünden sorumlu patron Alp Gürkan yargılanmazken, Cem Gürkan hayatını kaybeden her işçi başına yalnızca 8 gün cezaevinde kaldı. Kamu görevlilerinin önemli bölümü beraat etti; hüküm giyenlere ise aylarla ifade edilen sembolik cezalar verildi. Bu cezasızlık tablosu Türkiye’de işçi ölümlerinin neden durmadığını da açıklıyor. Patronlar ve kamu görevlileri korunuyor, işçiler ölmeye devam ediyor.
Bu katliam düzeni Soma ile sınırlı değil. Kozlu, Şirvan, Amasra, Ermenek, İliç gibi çok sayıda madende katliamlar yaşandı. İSİG Meclisi verilerine göre 2013-2025 yılları arasında maden işkolunda en az 1267 işçi hayatını kaybetti. Bu katliam davalarında da kamu görevlilerinin ve patronların korunduğunu görmekteyiz.
Bu katliam düzeni sadece madenlerde değil; diğer tüm iş kollarında da on binlerce işçinin ölümüne sebep oldu. AKP’nin iktidarda olduğu yıllarda en az 38 bin işçi çalışırken hayatını kaybetti. Soma Katliamı’nın yaşandığı Mayıs 2014’ten bu yana hayatını kaybeden işçi sayısı ise 23 bin 813. Bir diğer ifadeyle Soma Katliamı’ndan bu yana süren iş cinayetleri düzeni nedeniyle yaklaşık 78 Soma Katliamı daha yaşandı.
Öte yandan işçi ölümlerine karşı tedbir almayan devletin; konu işçilerin hak arama mücadelesi olunca en sert tedbirlere başvurduğuna tanık oluyoruz. Doruk Madencilik işçilerinin ücret ve tazminat alacakları için yaptıkları eylemlerde bunun en çıplak halini gördük. Yaşananlar devletin işçilerin ölmemesi için değil isyan etmemesi için tedbir aldığını gösterdi.
Soma’nın failleri bugün hayatlarına olağan biçimde devam ederken, Soma ailelerinin yanında duran avukatlar Can Atalay ve Selçuk Kozağaçlı hapiste tutuluyor. Fabrikalardaki insanlık dışı üretim koşullarını dile getiren, iş cinayetlerinin politik sorumluluğunu teşhir eden BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen’in tutuklanması da bu ülkede işçilerin değil patronların korunduğunun son göstergesi oldu.
Yıl dönümü vesilesiyle Soma başta olmak üzere iş cinayetlerinde hayatını kaybeden işçileri saygıyla anıyoruz. Daha fazla kâr elde etmek için mezbaha düzeninde çalışma dayatan patronlara, bu koşulları denetlemeyen siyasi sorumlulara ve iş cinayetlerinin faillerini koruyan yargı düzenine karşı insanca yaşam ve çalışma koşulları için tüm işçi ve emekçileri birleşmeye ve mücadeleye çağırıyoruz.
Ölenler için yas, kalanlar için mücadele!
Seyit Aslan
Emek Partisi Genel Başkanı
