Bu kara düzenin koruyucusu NATO’yu da askeri üslerini de istemiyoruz

Bu kara düzenin koruyucusu NATO’yu da askeri üslerini de istemiyoruz

Bu kara düzenin koruyucusu NATO’yu da askeri üslerini de istemiyoruz

7-8 Temmuz’da Ankara’da toplanacak 36. NATO zirvesinin hazırlıkları sürerken ülkemizdeki NATO varlığını güçlendirecek adımlara her gün yenileri ekleniyor. NATO üyesi 32 ülkenin devlet başkanlarını karşılamak için havalimanı yapılırken, Ankara Valiliğinin zirve döneminde Ankara’yı insansızlaştırmaya dönük bir yasak kararı açıklayarak adeta fiili bir OHAL düzeni ilan etmiştir.

Milli Savunma Bakanlığı, zirveye birkaç hafta kala Konya’daki NATO üssüne yeni bir hava savunma sistemi konuşlandırıldığını duyurdu. İran Savaşı devam ederken İsrail’in savunulmasında etkili olan Malatya Kürecik Radar üssüne Partiot bataryaları yerleştirildiği hafızalardadır. Aynı şekilde İstanbul Boğazı’nda bir komutanlık; Adana’da ise yeni bir NATO karargahı kurulması planı da NATO zirvesi öncesi gündeme getirilmiştir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan halk nezdinde düşen güveni ve itibarını; “bölge gücü” olduğu iddiası ve NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip olmakla gizlemeye çalışmaktadır. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler de katılacağı toplantılarda NATO’ya silahlanma ve lojistik destek açısından nasıl destek vereceklerinin haberini veriyor. Daha önceki NATO Zirvesi’nde alınan karar doğrultusunda ülke bütçesinin yüzde 5’inin Hürmüz Boğazı ve Ukrayna’daki savaşın desteklenmesi gibi NATO ihtiyaçları doğrultusunda harcanacağı ortadadır.

Oysa işçi ve emekçilerin temmuz ayında beklediği ek zam ve ücret artışlarının iktidarın gündeminde olmadığını görmekteyiz. TUSAŞ ve ASELSAN gibi askeri sanayi şirketlerinin ülkenin 10 büyük şirketleri içerisinde yükselmesi de silahlanmaya ayrılan bütçedeki artışın göstergesidir.

NATO bir “güvenlik örgütü” olmak bir yana; emperyalist güçlerin hizmetinde, halkların özgürlüğüne, bağımsızlığına ve geleceklerine kasteden bir savaş örgütüdür. Ülkemizin emek, demokrasi ve barış güçleri olarak; emperyalizmin ülkemizdeki varlığını, halkların geleceğini karartan bu kara düzenin koruyucusu durumundaki NATO’yu ve askeri üslerini istemiyoruz.

Ülkemizin emekçileri, kadınları ve gençleri olarak; zirvede alınacak yeni kararlarla, ülkemiz evlatlarının ucuz asker ve ucuz işçi olmasına, ekmeğinden çalınmasına, kardeş halklarımızın içişlerine müdahaleye ortak olmayacağımızı göstermeye kararlıyız.

Levent Tüzel
Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı

Paylaş: