25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü tüm dünya kadınlarının şiddete karşı dayanışma bağını kurduğu gündür.
Diktatörlüğün katlettiği Mirabel kızkardeşlerin anısı, dünyanın dört bir tarafında erkek-devlet şiddetine rağmen daha iyi bir yaşama kavuşmak için mücadele eden, yaşamak için direnen, direnerek yaşayan kadınların tek tek yaşamlarında sürüyor.
Mirabel kızkardeşlerin anısı, bütün saldırılara, sistematik şiddete, kadın katliamlarına rağmen her gün hayatta kalabilen, ertesi günü görebilen kadınların yaşama azminde sürüyor.
Bugün geldiğimiz noktada, savaşın, yoksulluğun, gericiliğin, yerinden yurdundan edilmenin, erkek şiddetinin, güvencesizliğin sistematik saldırısı altında, kadınlar hayatta kalabilme mücadelesi veriyor. Ertesi gün yaşamaya devam edebilmeyi bir “şans” haline getiren bu sistematik saldırı kadınları güvenli bir hayat için en temel haklarından vazgeçmeye itiyor. “Güven” ve “istikrar” adı altında kadınların en temel yaşam haklarına el konuluyor, kadınların eşit yaşam taleplerinin üstü örtülüyor, kadınlar şiddet karşısında savunmasız bırakılıyor.
Bugün, tek tek her kadının yaşamı devlet şiddetiyle erkek şiddetinin nasıl iç içe geçtiğinin bir göstergesi adeta. Tüm toplumu gerici şiddet karşısında savunmasız bırakıp sokağa çıkmaktan korkar hale getiren, “güvenlik” adı altında sokağa çıkma yasakları uygulayan, kadınları evlerinin içine hapseden devlet, evleri hapishane haline getiriyor, sokağı, kenti, ülkeyi tekinsizlikle kuşatıyor. Kadınları da erkekler karşısında güçsüzleştirip şiddeti körüklüyor. Evde, işyerinde, sokakta, okulda her an saldırıya uğrama, her an tacize, tecavüze, darpa, sömürüye maruz kalma, her an öldürülebilme ihtimali karşısında kadınlardan sinerek yaşamaları isteniyor. Kadınlar bu sistematik şiddet karşısında ses çıkardığı, haklarını aradığı, dayanışma ağlarını güçlendirmek için destek aradığı her seferde devlet, kolluğu, yargısı ve tüm kurumlarıyla çıkış yollarını kapatıyor. Kadınları keyfi nedenlerle katleden erkeklerin cezalarında indirim üstüne indirim yapılırken, hayatlarını değiştirmek için mücadele eden kadınlar bizzat devlet diliyle, devlet eliyle ötekileştiriliyor, cezalandırılıyor, şiddete uğruyorlar.
Kadınlar, sadece “eşit” koşullarda yaşam hakkına sahip olabilmek için hayatlarının her anında erkeğe, polise, askere, yargıya, medyaya karşı savaşmak zorunda bırakılıyor.
Kadınlar yaşamak için her türlü eşitlik talebinden vazgeçmeye itiliyor!
Biliyoruz ki şiddet, eşitsizliğin hem nedeni hem de sonucudur. Kadınları korumayan, şiddet ortamından kurtulmaları, güçlenip yeni bir hayata başlamaları için olanak sağlamayan, şiddet uygulayan erkekleri engellemeyen, cezalandırmayan devlet suçludur! Yarattığı şiddet dalgasıyla, kadınları aşağılayan beyanlarıyla, körüklediği çatışmalı ortamla, kutuplaştırma politikalarıyla eşitsizliği derinleştiren devlet, kadın katliamlarından sorumludur!
Bilinsin ki güvenle yaşamak için eşitlik ve özgürlük talebimizden vazgeçmeyeceğiz! Güvenle yaşamanın ancak ve ancak erkek devlet şiddeti karşısında kadınların dayanışması ve mücadelesiyle mümkün olduğunu biliyoruz.
25 Kasım’da tüm kadınları bu dayanışmanın parçası olmaya, kadınların eşit ve özgür olduğu bir hayat için mücadele etmeye çağırıyoruz.
Yaşasın kadın dayanışması, yaşasın kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesi!
Şükran DOĞAN
Genel Başkan Yardımcısı
