ÇERÇEVE YASA MECLİS’TE
Kanun teklifinin genel çerçevesi bir kez daha bize Saray iktidarının bu süreci Kürt sorununun demokratik çözümü ve kalıcı barış açısından ele almadığını gösterdi. Tamamen PKK’nin fesih ve silah bırakma kararına paralel olarak kadroların ve üyelerin durumunun ne olacağı açısından ele alınıyor.
Cezaevlerindeki ve yurt dışındaki sürgünlerdeki binlerce yurttaşımızın kaderi, örgütün silahları tasfiye edip etmediğinin teyit ve tespit mekanizmasına bağlanıyor. Kanun teklifi Kürt işçilerinin, emekçilerinin ve gençlerinin beklentilerine yanıt vermekten uzak, oldukça sınırlı ve çelişkili ifadeler içeriyor. Teyit ve tespit hükümleriyle kurulan bağ, bütün ipleri Erdoğan’ın ve Saray rejiminin eline teslim ediyor. Kimse buradan Kürt sorununun demokratik barışçıl çözümü gibi iyi niyetli beklentilere girmemeli. Erdoğan’ın ‘Kürt sorununu çözdüm, geriye terör sorunu kaldı’ yaklaşımıyla yola devam ettiğini unutmamak gerekir.
‘AİHM kararlarının uygulanmaması meşrulaştırılıyor’
Selahattin Demirtaş ve onun durumunda olan tutuklu siyasetçilerin cezaevinde tutulmasının hukuk dışı olduğu AİHM ve AYM kararlarıyla zaten saptandı. Mevcut yasal düzenleme, bu hukuksuzluğu yeni bir kanun şartına bağlayarak iktidarın AİHM ve AYM kararlarını uygulamama tutumunu meşrulaştırıyor. Eğer bu yasa Cumhurbaşkanı ve MGK’nin onayıyla yürürlüğe girerse, teknik olarak Demirtaş bu yasadan yararlanabilir. Ancak aldığı cezalar itibarıyla 10 yıl süreyle denetimli serbestlik kapsamında kalacak ve en az 3 yıl boyunca siyasi yasaklı olacak bir pratikle yüzyüze bırakılıyor.
Yani bu düzenleme Selahattin Demirtaş’ın ve onun pozisyonunda olanların durumunu, siyasi yasağının kalkıp kalkmayacağını, yasal olarak saray rejiminin ve Erdoğan’ın kararına bağlıyor.
‘Siyasetin önünü açan değil, şarta bağlayan ve erteleyen bir irade var’
Bu kanun teklifinde demokratik temelde siyasetin önünü açan bir tutum yok. Aksine siyaseti yeni koşullara, kurallara ve Saray iktidarının çıkarlarına bağlayan bir düzenleme var. Uygulamayı 3 yıl gibi süreçlere erteleyen, 10 yıla kadar uzatma imkanı taşıyan bir çerçeveden söz ediyoruz. Bu düzenlemeyi ‘Siyasetin önünü açmak’ olarak değerlendirmek, mevcut kanun teklifini fazlasıyla iyimser yorumlamak olur ve gerçekliğinin ötesine geçer.
‘Olumlu tek yanı tahliyeler ve eve dönüştür. Çözüm birleşik mücadeledir’
Bu kanun teklifiyle olumlu görülebilecek tek şey var: silahların susması ve eğer uygulanırsa cezaevinde, sürgünde ve sınır ötesinde olan binlerce insanın tahliye olması, ülkeye dönmesi ve toplumsal yaşama katılmasıdır. Bir tek bu açılardan olumlayabiliriz. Bunun ötesinde yasaya hakettiğinden fazla anlam yüklemek, insanları gereksiz beklentilere sokmaktır.
Türk ve Kürt halkının; işçilerinin, emekçilerinin, kadın ve gençlerinin eşit koşullarda, kardeşçe yaşamasının hukuki güvenceye kavuşması için daha güçlü bir birleşik, demokratik mücadele şart!
Beklentiyle somut hiçbir şey elde edilemez.
Demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümü için Türk ve Kürt emekçilerinin enternasyonal güç birliğiyle vereceği mücadeleden başka seçeneğimiz yok!
İskender Bayhan
İstanbul Milletvekili
