Emek Partisi İstanbul İl Örgütü, Ankara Katliamı’nda yaşamını yitirenler anısına “Seçim Sonuçları, Demokrasi Güçlerinin Ortak Mücadele Platformu, İhtiyacı ve Örgütlenmesi” başlığı altında Şişli Kent Kültür Merkezinde panel ve forum düzenledi.
İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nilgün Tunçcan Ongan’ın moderatörlüğünde gerçekleşen panele DİSK, KESK, TMMOB, TTB, Türkiye Gazeteciler Sendikası temsilcileri de katıldı.
Kısa film ile başlayan panelde hayatını kaybedenler için saygı duruşunda bulunuldu. Açılış konuşmasını yapan Emek Partisi İstanbul İl Başkanı Güven Gerçek, “Türkiye’de doğudan batıya yaşayan halk güçleri nasıl bir araya getirilebilir ve ortak mücadele edilebilir sorusunu kendimize dert ediniyoruz. İşçi ve emekçilerin taleplerini ileriye çıkararak, işçileri nasıl demokrasi saflarına çekebiliriz? Meselemiz budur” şeklinde konuştu.
Doç. Dr. Nilgün Tunçcan Ongan panel öncesi Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin öldürüldüğü haberini verdi. Ongan, “Bu ülkenin emekçileri, ezilen halkları, ötekileri, kadınları, azınlıkları, demokrasiden yana tavır koyan muhalif güçlerinin bir arada olması gereken bir dönemdeyiz” diyerek sözü konuşmacılara bıraktı.
‘ÇÜRÜMEYE TANIĞIZ’
İlk sözü alan Demokratik Toplum Kongresi Daimi Meclis Üyesi ve HDP Siirt Milletvekili Besime Konca, “Türkiye’de insanlık adına çürümeye tanıklık ediyoruz” dedi. Konca, “Türkiye’de militarizmi, cinsiyetçiliği, muhafazakarlığı tartışıyoruz ancak ortak bir bakış açısı geliştiremiyoruz. Yapısal sorunlarda ortaklaşmamız gerekiyor.”
“Sözün bittiği yerdeyiz” sözleriyle konuşmasına başlayan BirGün Gazetesi Yazarı Oğuzhan Müftüoğlu, “AKP’nin arkasına dizilen bu kadar insan acaba bütün politikalarını benimseyerek mi AKP’ye oy verdi?” diye sordu. Müftüoğlu, soruya yanıt olarak şu sözlerle konuşmasına devam etti: “Bunun bir nedeni solun ve muhalefet güçlerinin topluma inandırıcı ve ikna edici bir seçenek sunamamış olmalarıdır”
Dinamik bir toplumun desteğini kazanmadıkça AKP karşısında kazanmanın mümkün olmadığı söyleyen Müftüoğlu, “Yan yana akan ırmaklarız ama birlikte akan bir büyük nehre dönüşemiyoruz” dedi.
‘EŞİT YURTTAŞLI HAKKI İÇİN MÜCADELE’
Eşit yurttaşlık sorununa dikkat çeken Geçmez, “Eşit yurttaşlık sorununu hayata geçirmediğimiz sürece, Aleviler, Kürtler, işçiler kendi kendilerine sorunlarını dile getirerek çözemiyor. Demokrasinin gerçekleşebilmesi için Aleviler, Kürtler, işçiler, tüm toplumsal kesimler eşit yurttaşlık hakları için, farklı kimlik ve inançların birlikte yaşayabileceği bir toplum için birlikte mücadele etmeli” dedi.
Panelin son konuşmacısı Evrensel Gazetesi Yazarı Aydın Çubukçu, “Dünya bir savaşa gidiyor. Belki de dışarıda başlamış bir provokasyon zincirini, içeride savaşa dönüştürmek isteyenler var. Bu durum siyasi ve sosyal baskılarla birlikte daha baskıcı bir iktidar için ortam hazırlıyor. Türkiye’de daha fazla kan dökmeden ayakta kalamayacak bir iktidar var, bu iktidar kan içerek ayakta kalacaktır. Faşizm ya geldi ya geliyor” dedi. “Birlikte, ortak mücadelenin başlangıç noktası ve programı ne olacaktır diye oturduğumuzda soldaki örgütler bunu kendi aralarında probleme dönüştürüyor. Halkla faşist iktidar arasındaki bir meseleyi kendi aramızdaki bir mesele gibi tartıştığımız zaman birliktelik çıkmıyor” diyen Çubukçu, “Solcuları bir salona toplayıp onlar arasındaki birliği konuşmak kolay. Ama mesele işçilerin arasındaki birliği ve mücadelesini hayata geçirebilmek” şeklinde konuştu.
TERÖRÜN YARATICISI KAPİTALİST SİSTEM
Kapitalizm üzerine kısa bir sunum gerçekleştiren Akademisyen Özgür Müftüoğlu, “Kapitalistlerin var ettikleri din temelli terör örgütleri karşımıza çıktı. Terörün temel yaratıcısı bu sistemin kendisidir. Bu terörle mücadele edemeyeceğini anlayan Ali Koç gibi kapitalistler bu düzeni sorgulamak gerektiğini söyler oldular. Doğayı savunanları susturdular ama doğayı susturamadılar. Bugün üniversiteler kördür. Savaşta ölen gençlere de kadın katliamlarına da işçi cinayetlerine de suskun bugünkü üniversiteler. Hedefi iyi tanımlayarak her alanda mücadele yürütmek gerekir. Bizim sadece AKP ya da devleti değil, egemen olan sınıfları ortadan kaldırmamız gerekir” dedi.
EMEK VE MESLEK ÖRGÜTLERİ
Panelistlerin ardından emek ve meslek örgütleri temsilcileri de söz aldı. KESK Genel Sekreteri Hasan Toprak, 12-13 milyon kamu işçisinin sadece 500 bininin toplu sözleşmelerden toplu sözleşmelerden yararlanabildiğine dikkat çekerken, TMMOB İKK üyesi Süleyman Solmaz, Türkiye’de geniş bir emek ve demokrasi mücadelesine ihtiyaç duyulduğunu söyledi. TTB adına konuşan Sedat Mengüç, “Siyasetin ana bilgisi algı bilgisidir. Kapitalist siyaset bunu çok iyi biliyor, insanlar kendilerine bilmedikleri bir şeyden bahsedilince ürker ve hareket etmezler. Bunu çok iyi kullanıyorlar” dedi. TGS Başkanı Uğur Güç de “AKP’nin iktidar olmasının sebebi, kapitalistlere vereceği imtiyazların daha fazla olması, emekçilere daha çok yükleneceğini göstermesidir” dedi.
