Filo Jet faciasının sorumlusu kâr ve rant düzenidir! 

Filo Jet faciasının sorumlusu kâr ve rant düzenidir! 

Filo Jet faciasının sorumlusu kâr ve rant düzenidir! 

Girne–Taşucu seferini yapan Filo Jet’in batması sonucu yaşamını yitiren yurttaşlarımızın ailelerine ve yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyoruz. Kayıp yurttaşlarımızın bir an önce bulunmasını bekliyor, ailelerinin acısını ve kaygısını paylaşıyoruz. 

Acılı aileler, yakınlarının cenazelerini beklerken dahi doğru ve düzenli bilgiye ulaşamadıklarını, cenazelerin teslimi ve defin süreçlerinde gerekli organizasyonun sağlanmadığını ifade ediyor. Facianın yaşanmasını önleyemeyen kamu yönetiminin, facianın ardından ailelerin en temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamaması kabul edilemez. Türkiye ve KKTC makamları ailelerin bütün ihtiyaçlarını karşılamak, cenazelerin tesliminden ulaşıma ve defin işlemlerine kadar süreci tek elden, şeffaf ve düzenli biçimde yürütmek zorundadır. 

Yaşananların bütün yönleriyle açığa çıkarılması ve sorumluların hesap vermesi, yaşamını yitirenlere ve ailelerine karşı hepimizin sorumluluğudur. 

Filo Jet faciası bir “deniz kazası” değildir. Bu facia; ulaşımı sermayenin kâr ve rant alanına çeviren, kamu denetimini şirketlerin çıkarlarına göre işleten ve Türkiye ile Kıbrıs’ın kuzeyi arasındaki ilişkileri halkların değil sermaye çevrelerinin ihtiyaçları doğrultusunda kuran düzenin sonucudur. 

Şimdi bütün sorumluluğu kaptana ve birkaç liman görevlisine yükleyerek dosyayı kapatmak istiyorlar. Oysa sorumluluk, geminin çalışmasına izin verenlerden teknik yeterliliğini kabul edenlere, hat iznini verenlerden son seferin önünü açanlara kadar uzanan siyasi ve idari mekanizmanın tamamındadır. 

Türkiye Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı da KKTC Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı da sorumluluğu birbirine, kaptana ya da birkaç alt kademe görevliye havale edemez. 

Bir dönem Hatay Deniz Otobüsleri (HADO) için alınmak istenen, hakkında ciddi teknik uygunsuzluklar tespit edilen bir gemi yıllar sonra Filo Jet adıyla HADO’nun giremediği Girne–Taşucu hattında çalışmaya başladı. HADO’ya kapatılan hatta Filo’ya kim, hangi kararla ve hangi koşullarda yol açtı? Geminin geçmişte tespit edilen teknik uygunsuzlukları nasıl giderildi? Denetim raporları neden kamuoyuna açıklanmıyor?

Filo Denizcilik’in ortaklık yapısı, ortaklarının Türkiye ve KKTC’de siyaset, bürokrasi ve sermaye çevreleriyle ilişkileri de bütün açıklığıyla ortaya konulmalıdır. Şirket ortaklarına verilen KKTC vatandaşlıklarının gerekçeleri, tarihleri ve bu süreçlerin şirketin yatırım ve hat izinleriyle ilişkisi açıklanmalıdır. Kamuya ait bir hattın hangi şirkete açılacağı, kime vatandaşlık verileceği, hangi geminin yüzlerce insanı taşımasına izin verileceği kapalı kapılar ardında belirlenemez.

Filo Jet faciası Türkiye’de deniz taşımacılığının nasıl örgütlendiğini de yeniden gündeme getirmiştir. Milyonlarca insanın kullandığı deniz ulaşımı sermayenin rant ve kâr alanına çevrilirken yolcuların ve çalışanların can güvenliği yok sayılıyor. Şirketlerin maliyet ve kâr hesapları insan yaşamının önüne geçiriliyor; facia yaşandığında ise siyasi sorumlular geri çekilip birkaç çalışanın üzerine suç yıkılıyor.

Bu düzen yalnız denizde karşımıza çıkmıyor. Madenlerde, fabrikalarda, şantiyelerde, demiryollarında ve denizlerde aynı anlayış hüküm sürüyor: Kâr şirketlerin, risk emekçilerin ve halkın; facianın ardından hesap ise en aşağıdakilere kesiliyor.

Kıbrıs’ın kuzeyinde ise bu tablo Türkiye’nin yıllardır sürdürdüğü ekonomik ve siyasi vesayet ilişkisinden ayrı düşünülemez. Kıbrıs Türk halkının iradesini ikinci plana iten bu bağımlılık ilişkisi, Türkiye ve KKTC’deki sermaye çevreleri ile siyasi bağlantıları olanlar için ayrıcalık alanları yaratıyor.

Bu nedenle Ankara, Filo Jet faciasının sorumluluğunu Kıbrıs’ın kuzeyindeki kurumlara bırakamaz. Türkiye hükümetinin ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının şirketin hat izinlerinden geminin Türkiye–KKTC arasında çalışmasına kadar üstlendiği bütün rol açıklanmalıdır. KKTC hükümeti ve ilgili Bakanlık da verilen izinleri, vatandaşlık kararlarını, denetim raporlarını ve şirketlerle yapılan bütün resmi yazışmaları kamuoyuna açmalıdır.

Ancak mesele yalnız birkaç belgenin yayımlanması değildir.

Ulaşım bir hak ve kamu hizmetidir. Şirketlerin kâr hesabına bırakılamaz. Deniz ulaşımı başta olmak üzere temel kamu hizmetleri rant ve kâr alanı olmaktan çıkarılmalı; halkın ihtiyaçları doğrultusunda kamusal olarak örgütlenmeli, çalışanların ve yurttaşların doğrudan denetimine açılmalıdır.

Şirketlerin, bürokrasinin ve siyasi iktidarların sorumluluğunun üzerinin örtülmesine izin vermeyeceğiz.

Çünkü değiştirilmesi gereken yalnız Filo Jet’i sefere çıkaran karar değildir. İnsan yaşamını sermayenin kârına, halkların iradesini sermaye ve siyasi iktidarların çıkarlarına tabi kılan bu düzendir.

İnsan yaşamı sermayenin kârından değerlidir.

Kıbrıs halkının iradesi Ankara’nın ve sermayenin çıkarlarına teslim edilemez.

Halkların eşit ve özgür olduğu, ulaşımın ve bütün kamu hizmetlerinin halkın ihtiyaçları için örgütlendiği bir düzeni birlikte kuracağız.

Seyit Aslan
Emek Partisi Genel Başkanı

Paylaş: