İktidar umut tacirlerinin yarattığı enkazı halkın sırtına yüklüyor

İktidar umut tacirlerinin yarattığı enkazı halkın sırtına yüklüyor

İktidar umut tacirlerinin yarattığı enkazı halkın sırtına yüklüyor

– Bunlar kendilerine bağladılar hortumu, kendilerine bağladılar!

– Ne hortumu? Kanalizasyon borusu kanalizasyon!

Türkiye siyasi tarihinin hafızalarda yer tutan bu diyaloğu, henüz MHP’nin AKP’nin iktidar ortağı olamadığı ancak “sert muhalefeti” ile bu koltuk için çabaladığı bir dönemde, MHP’nin bir taşra mitinginde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile bir vatandaş arasında geçmişti. O diyaloğun kamera kayıtları zaman zaman ihtiyaç dahilinde arşivin tozlu raflarından indirilerek sosyal medyada dolaşıma sokulur.

Geçtiğimiz iki günde yaşanan iki silkeleme operasyonu da bu diyaloğu hatırlara getirdi. Türkiyeli işçi ve emekçiler son günlerde çift yönlü bir soygunla silkeleniyor. Bir yanda zam yağmurlarıyla üç haneli rakamlara ulaşan motorin fiyatları, diğer yanda barınma krizinin yol açtığı ev sahibi olma hayalinin istismarına dayanan borsa spekülasyonları!

Borsa İstanbul’da önceki gün yaşanan kriz bir süredir patlamanın eşiğinde bulunan tasarruf finansman şirketlerinin taşıdığı riski görünür kıldı. Fonlardan hızlanan para çıkışı ve bazı fonlarda geri ödeme yükümlülüğünü zamanında yerine getirilememesi ile görünür olan bu kriz buz dağının yalnızca görünen kısmı. Sorunun su altındaki daha derin bölümü Erdoğan-Şimşek ekonomi programının doğrudan bir sonucu ve daha büyük patlamalar riskini beraberinde taşıyor.

İktidar politikalarının sonucu konut fiyatları ve özellikle kiralardaki fahiş artış milyonlarca emekçinin bütçesinde en ağırlıklı yüke dönüştü. Bugün İstanbul’da ortalama kira fiyatı asgari ücretin 1,5 katı. Asgari ücret zamlarını katlayan kira artış oranları karşısında iktidar barınma sorunu için gerçek çözümler üretmek yerine “sosyal konut projeleri” üzerinden siyasi propagandayla yetindi. Yoksul emekçilerin ödemeye gücü yetmeyecek bu projeler iktidar çevresindeki inşaat şirketleri ile sermayesini rant gelirleriyle artıran sınıflar açısından yeni olanaklar anlamına gelirken; gelirleri her geçen gün eriyen işçi ve emekçiler barınma krizinin çözümü için borsa gibi yüksek riskli alanların insafına terk edildi. Yüksek enflasyon karşısında gelirleri hızla eriyen emekçiler enflasyonu dizginleyeceği iddia edilen yüksek faizler nedeniyle yüksek maliyetli borçlanmayla yüz yüze kaldı. İktidarın yarattığı bu ortamda tasarruf finans şirketleri, umut ticareti ile piyasada alıcı bulmaya başladı.

Gelinen noktada emekçileri barınma kriziyle yüz yüze bırakan iktidar; onların yıllar boyu alın teri dökerek, dişinden tırnağından artırarak edindiği birikimlerin bu şirketler eliyle iç edilmesinin mimarı oldu. Şirketler eliyle toplanan 950 milyar liralık fon spekülasyonlar eşliğinde buhar oldu.

Şimdi ne mi olacak? Barınma krizi üzerinden Malazgirt Savaşı’na atıfla “1071” kiralık sosyal konut vaadiyle propaganda yürütmeye devam eden ve milyonlarca emekçi barınma krizi yaşarken sınırlı sayıdaki kiralık sosyal konutla “piyasayı regüle edeceğini” ileri süren Saray düzeni, borsa vurgununun faturasını da kamu bankaları aracılığıyla yine birikimlerine çöktükleri de dahil tüm işçi ve emekçilerin sırtına yükleyeceğini açıklıyor.

Öte yandan akaryakıt zamlarıyla motorin fiyatı 100 lira eşiğini aştı. Bu zam furyası önümüzdeki günlerde temel tüketim maddeleri başta olmak üzere işçi ve emekçilerin bütçesinde yeni zamlarla gedik açmaya devam edecek. Bir cebimize akaryakıt hortumunu daldıran, diğer cebimize daldırdığı hortumla birikmiş üç kuruşumuza çökmeye yeltenen; hortumladıklarını da sermayenin kanalizasyonuna aktaran bu sermaye iktidarına karşı mücadeleden başka yol bulunmamaktadır.

Motorin ve temel tüketim mallarına yapılan zamlar geri alınsın!

Üretici köylünün kullandığı mazotta ÖTV ve KDV sıfırlansın!

Lüks yat ve teknelerde kullanılan akaryakıt vergilendirilsin, sermaye sahiplerinden servet vergisi alınsın!

Seyit Aslan
Emek Partisi Genel Başkanı

Paylaş: