Her gün yeni bir ölüm haberiyle sarsılıyoruz.
Temmuz ayından bu yana Kürt illerinde uygulanan sokağa çıkma yasakları ve işgalci ordular edasıyla halka yönelik ağır saldırılarda, şu ana kadar onlarca kadın ve çocuk hayatını kaybetti. Bir halkın eşitlik ve statü talebine, Erdoğan-AKP zihniyetinin yanıtı, “kadın çocuk demeden gereği yapılacak” sözleriyle tarif ettikleri güvenlik paketlerinin açtığı yoldan; tanklarla, toplarla, özel kuvvetleriyle ilerleyerek sürdürdüğü savaş konsepti oldu.
Kendi yurdunda topla, tüfekle esir alınmaya çalışılan bir halk; kadınıyla, çocuğuyla, hatta doğmamış bebeğiyle ölüm sırasını beklerken, biliyoruz ki kuşatılan ve teslim alınmaya çalışılan, aynı zamanda bizim geleceği kurma mücadelemiz!
Kadınları vuruyorlar önce!
Taybet İnan’ın 7 gün yerde bekleyen cansız bedeni de, kahvaltı sofrasında çocuklarıyla yemek yerken top mermisiyle oracıkta can veren Melek Alpaydın’ın resmiyette “nedeni belirsiz denilen” ölümü de aslında topyekûn teslim almaya çalıştıkları topluma birer mesajdı. 35 günlük Tahir bebek de, 3 aylık Miray da aynı zihniyetin, silahla, kuşatmayla vazgeçiremediği “eşit ve özgür bir yaşam kurma” mücadelesi verenlere gözdağıydı aslında.
Tıpkı önceki gün Silopi’de katlettikleri üç Kürt kadın gibi… DBP PM üyesi Sêvê Demir, Silopi Halk Meclisi Eşbaşkanı Pakize Nayır ve KJA aktivisti Fatma Uyar…
Çünkü en çok ve ilk önce kadınların sesi kısılmalı, örgütlenmeleri, mücadele etmeleri engellenmeliydi!
En başta da politik kadınlar… Ekin Wan’ın ölü bedeni ibret olsun diye sokaklarda sergilendi. Dilek Doğan, Yeliz Erbay, Şirin Öter ‘şafak operasyonlarında’ üzerlerine kurşun yağdırılarak hunharca infaz edildi.
Kızkardeşlerimizin sesine ses vermek zorundayız!
Şiddetin giderek arttığı bu ortamda her yanımızı kuşatan ölüme karşı yaşam hakkımızı talep ediyoruz, bu saldırgan pervasızlığın, vahşetin derhal son bulmasını istiyoruz!
Şiddeti giderek artan bir savaşın ortasında, her yanını kuşatan ölüme karşı yaşamı savunan kadınları ellerindeki beyaz bayraklarıyla yalnız bırakmayacağız. Birbirine uzanan ellerimiz barışın inşasına umut olacak!
Tüm kadınlara çağrımızdır: Bugün bu savaşa ve topyekun imha operasyonuna ses çıkarmazsak, bu sessizlik boğazımıza yeni düğümler atar.
Şimdi yaratılan korku duvarlarını yıkıp, bu barbarlığa karşı birleşme zamanı. Kadınların bedenleri üzerinden pekiştirdikleri iktidarlarına karşı “eşitlik, özgürlük” taleplerini haykırma zamanı.
Kürt halkına, statü taleplerinden vazgeçirmek için savaş açan bu zihniyetin, bizler için de verebileceği ancak daha fazla baskı, şiddet ve ölüm olabilir.
Devlet şiddeti derhal durdurulmalıdır! Silahlar susmalı, acil olarak diyalog ve müzakere zemini yaratılmalıdır!
EMEK PARTİSİ
KADIN BÜROSU
