Yıllardır eğitimde yaşanan piyasalaştırma ve eğitimi dinselleştirme uygulamaları artarken, eğitimin kamusal niteliği giderek daraltılmaktadır. Okullarda, zaten sorunlu olan laik-bilimsel eğitim anlayışıyla bile çelişen uygulamalara imza atılmaktadır. Eğitimin içeriği bir taraftan “tek din, tek mezhep” anlayışı çerçevesinde biçimlendirilirken, diğer taraftan her biri ticari şirketler gibi faaliyet yürüten dini vakıf ve dernekler üzerinden eğitime yönelik büyük bir kuşatma başlatılmıştır.
Siyasi iktidar, vakıf sistemi üzerinden eğitim sistemini yeniden düzenlemek, yurt içi ve yurt dışında faaliyet yürütmek amacıyla, devlet eliyle “Maarif Vakfı” adında yeni bir vakıf kurarak ve bakanlığın bazı görevlerini bu vakfa devrederek eğitim sistemini kendi denetimindeki “paralel” vakıflar üzerinden biçimlendirmek istemektedir.
Maarif Vakfının tamamen devlet/iktidar destekli olması, gerek maddi gerekse siyasi gücünü kullanarak hareket edecek olması, Paralel ile mücadele adı altında kamu kaynaklarının doğrudan Cumhurbaşkanına bağlı gölge bir bakanlık gibi işe koşulacak bir vakfa aktarılması kabul edilemez. İktidar, eğitim alanında “paralel ile mücadele” adı altında yeni bir “paralel yapı” inşa etmekte, eğitim sistemini vakıflar üzerinden biçimlendirmenin adımlarını atmaktadır.
Gölge eğitim bakanlığı olarak kurulmak istenen bu vakıf AKP’nin eğitime yönelik gerici ve ticari emellerinin yansımasıdır. AKP’ye göre okullar “özel şirket”gibi organize olmalı ve yönetilmelidir. Bu zihniyete göre öğrenciler kamusal ve parasız eğitim hakkı olan birer yurttaş değil, parası kadar eğitim alabilen birer müşteridir. AKP iktidarının orta ve uzun vadede eğitimde oluşturmak istediği piyasacı ve gerici dönüşümün en somut halini Maarif Vakfının kuruluşunda görmek mümkündür.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın yasalarla kendisine verilmiş yükümlülüklerin bazılarını Maarif Vakfı adı altında, yönetimini iktidarın belirlediği başka bir yapıya aktarması, yıllardır eğitimde yaşanan çürümeyi daha da derinleştirmekten başka bir sonuç ortaya çıkarmayacaktır.
Mevcut eğitim sisteminin biriktirdiği sorunları daha da artıracak olan bu gerici dönüşüm karşısında çocuklarımızın ve gençlerimizin geleceğinin ipotek altına alınmasına sessiz kalamayız. Eğitim sendikaları, veliler, öğrenciler başta olmak üzere bütün halk kesimlerini, tekçi, akıldışı eğitim politikalarının karşısında bilimsel, parasız ve laik eğitimi savunan tüm toplumsal kesimleri bu yasal düzenlemeye karşı mücadeleye çağırıyoruz. Bu gerici kuşatma, bütün kamu hizmetlerinde olduğu gibi eğitimde de her şey kâr içindir ve saraydan yönetilir anlayışı ancak ortak mücadeleyle dağıtılabilir, geriletebilir. Çocuklarımız ve gençlerimiz başta olmak üzere bütün bir toplumun geleceğinin karartılmasına izin veremeyiz.
Öznur OĞUZ
Genel Başkan Yardımcısı
