Barış ve Demokrasi İstiyoruz!

Barış ve Demokrasi İstiyoruz!

İNSANCA YAŞAM, BARIŞ VE GERÇEK BİR DEMOKRASİYLE MÜMKÜNDÜR!
1 Eylül Dünya Barış Günü’nü, katliamların, ölüm ve çatışmaların tüm ülkeyi sardığı bir ortamda karşılıyoruz.
15 Temmuz darbe girişimi başarısızlıkla sonuçlandı. Hükümetin yıllarca desteklediği, “ne istediler de vermedik” dediği bir cemaatin devlet kademelerine nasıl yerleştirildiğini gördük.
Ancak darbe girişiminin başarısız olması ülkeye barış ve demokrasinin geldiğini göstermiyor. Çünkü darbenin püskürtülmesinin hemen andından OHAL koşullarında yaşamaya mahkum edildik.
Akan kan durmadığı gibi her gün yeni ölüm haberleri alıyoruz. Her an her yerde bir bomba patlama tehlikesiyle karşı karşıyayız. “Korkmayın”, “sokağa çıkın” diyen hükümet yetkilileri yüzlerce koruma olmadan sokağa çıkamıyor.

ÇATIŞMASIZLIK ORTAMINA GERİ DÖNÜLMELİ
Bu kanlı tablonun iki ana sebebi var:
Birincisi, 2013 ile 2015 Temmuzu arasında süren “çatışmasızlık” sürecinde Türk’ü ve Kürt’üyle tüm halkımız yıllar sonra bir nefes almıştı. Halkın yüzde 80’i çatışmaların durmasını destekledi. Ancak, 7 Haziran seçimlerinde tek başına iktidar olamayan AKP hükümeti, “çözüm sürecini bozbolabına kaldırdı”. 30 yıllık savaş politikasını yeniden devreye soktu.
İki yıl boyunca tek bir insan ölmezken bugün iki bine yakın Türk’üyle Kürt’üyle sivil, asker, polis yaşamını yitirdi?
30 yıldır Türkiye ordusunun askeri operasyonlarla Kürt sorununu çözemediği ortada değil mi?
Geçim derdi yaşayan, ağır çalışma koşulları altında ezilen, sömürülen milyonlarca işçi ve emekçinin bu politikalardan bir fayda sağlamadığı, milliyetçiliğin halkları birbirine düşürdüğü görülmüyor mu?
Elbette görülüyor. Ancak AKP hükümeti, tam da bunu görerek, ölümleri kullanarak iktidarda kalmayı umuyor. Halka “milliyetçilik, din, imam” kendilerine “han hamam” layık görüyor.
AKP, diğer düzen partileri ve kapitalistler bu politikadan fayda sağlayabilir. Ancak emekçi halkın bu politikalardan payına yoksulluk, sömürü ve ölümden başka hiç bir şey düşmüyor.

AKP, IŞİD’İ İÇ SORUN HALİNE GETİRDİ
İkincisi; Suriye’de hükümetin yıllardır IŞİD, bugün de Ahrar-ur Şam gibi dinci terör örgütlerine desteği, terörü ülke içine taşıdı. Göz yumulan, Antep’te üs kurmasına izin verilen IŞİD, artık Türkiye’nin iç sorunudur. AKP Hükümeti, Esad’ı zayıflatmak adına yıllarca IŞİD’i destekledi. Ülke içindeki hücrelerine göz yumdu. Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş’un itiraf ettiği gibi, “Başımıza gelenlerin büyük kısmı Suriye politikasının sonucudur”.
AKP’nin tüm dış politikası çöktü. “Özür dilemeyiz” denilen Rusya’dan adeta af dilendi. “one minüt” denilen İsrail’le el sıkışıldı. “Esed’le olmaz”dan “Esad’lı geçiş süreci olabilir”e gelindi. “ABD’ye kafa tutma” iddiasındaki hükümet, ABD’nin Suriye politikasında hizaya geldi. İncirlik üssünü açtı, Malatya’ya NATO üssü yaptırdı. Cumhurbaşkanı lafta dünyaya meydan okudu; gerçekte ABD, Rusya ve İsrail’den aman diledi. Bütün bu süreçten zararlı çıkan yine bu ülkenin sömürülen ve ezilen emekçi halkları oldu.

İNSANCA BİR YAŞAM İÇİN
Emek Partisi, tüm emekçileri 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde bu kanlı tabloyu reddetmeye çağırıyor. İşçi sınıfı ve emekçilerin insanca bir ücret, çalışma ve yaşam koşulları için sermaye ve onun hükümetine karşı birlik olmaktan başka çaresi yok. Bu birliğin yolu savaş ve ölüm politikasını reddetmekten, barış ve gerçek bir demokrasi için mücadele etmekten geçiyor.
Bunun için;
* Hükümet Suriye’nin iç işlerine müdahale etmeyi bırakmalı, terör örgütlerine sağlanan tüm destek kesilmelidir;
* Çatışmasızlık ortamına geri dönülmeli, Kürt sorunu barışçıl yöntemlerle çözülmelidir!

Darbelere Hayır! OHAL Kaldırılsın!
İnsanca yeşam, barış ve demokrasi istiyoruz!

EMEK PARTİSİ

Paylaş: