1 Eylül Dünya Barış Günü’ne; ülke içinde ve sınırın ötesindeki savaş ve müdahalelerin büyütülerek sürdürüleceğine yönelik işaretlerin arttığı koşullarda giriyoruz. Ülkemizde ve Ortadoğu’da barış halkların acil talebi halin gelmişken, siyasi iktidar savaşın yarattığı yıkımı büyütecek politikalarında ısrar ediyor.
Bugün başımıza gelen birçok felaketin Suriye politikasının sonucu olduğunu bizzat Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş söylemektedir. Fakat ‘Fırat Kalkanı’ adı altında Cerablus’a operasyon düzenlemek ve buraya cihatçı çeteleri yerleştirmekle iktidar aynı yanlışta ısrar etmekte ve dahası Suriye’de barışçıl çözümü zorlaştırmaktadır. IŞİD ile işbirliğinin Antep’teki canlı bomba katliamında gördüğümüz gibi ülkeyi nasıl felaketlere sürüklediği ortadayken, IŞİD’den özünde farkı olmayan el Kaide uzantısı çetelerle işbirliğinde ısrar edilmesi ülkeyi yönetenlerin geçmişten ders almadığını göstermektedir.
Herkesçe bilinmektedir ki, Cerablus operasyonunun nedeni iktidarın Suriye-Rojava’daki Kürt kantonlarını bir tehdit olarak görmesidir. Bu operasyonun AKP-Erdoğan iktidarı ve desteklediği çeteler tarafından bugüne kadar Türkiye ile çatışmadan kaçınan PYD/YPG ve bir bileşeni olduğu Demokratik Suriye Güçleri ile bir çatışmaya dönüştürülmek istenmesi de bu gerçeği açıkça ortaya koymaktadır. Çünkü ülkeyi yönetenler güney sınırımızda Kürtlerin kendilerini yönetecekleri bir statüye sahip olmalarının ülke içindeki Kürtlere statüsüzlüğü ve çözümsüzlüğü dayatan politikaları uygulanabilir olmaktan çıkaracağı endişesini taşımaktadır. Dolayısıyla ülke içindeki savaş ve Rojava’ya müdahale politikası iç içe geçmiş durumdadır. Ve bu savaş ve müdahale politikasının nedeni iktidarın ülke içinde barışçıl çözümü reddetmesi ve sınırın ötesindeki halkların kendi kaderlerini tayin hakkını tanımamasıdır. Bu nedenle Türk ve Kürt halkları ile her milliyetten işçi-emekçiler için asıl tehdit, iktidarın halkları da düşmanlaştıracak ve karşı karşıya getirecek bu savaş ve müdahale politikalarında ısrar etmesidir. Bu politika aynı zamanda emperyalistlerin halkları karşı karşıya getirmesine ve yaratılan çelişkileri kullanarak kendi çıkarlarını dayatmasına da hizmet etmektedir.
Siyasi iktidarı, yanlış politikalarda ısrardan vazgeçmeye çağırıyoruz!
Bu ülkede halkların eşit koşullarda birlikte yaşayacağı bir geleceği kurmanın yolu savaştan değil; barış ve demokrasiden geçmektedir. Türkiye, Suriye’den derhal çekilmeli, içeride de silahlar susmalı ve eşit haklara dayalı demokratik çözüm yönünde adımlar atılmalıdır.
Barış, Halkların faşizme ve gericiliğe karşı ortak mücadelesiyle kazanılır. 1 Eylül bu gerçeğin simgesidir. Dünya Barış Günü’nde halklarımızı ve her milliyetten işçi-emekçileri, ülkemiz ve Bölge halkları için daha büyük acılara ve felaketlere yol açacak savaş ve müdahale politikasının son bulması için birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz.
Selma Gürkan
Genel Başkan
