Şırnak’ta kaçak kömür ocağında meydana gelen göçükte 7 işçi hayatını kaybetti. Tıpkı önceki iş cinayetlerinde olduğu gibi facianın geleceği önceden belliydi.
Geçen hafta İzmir, Aliağa, TÜPRAŞ’ta meydana gelen patlamalarda da 4 işçi yaşamını yitirmişti. Kurumsal statüsü olan işletmelerden kayıt dışı çalışan işyerlerine kadar her yerde çalışma sahası işçi için adeta mezar haline gelmiş bulunuyor.
ilineni tekrar söylüyoruz: İşçiler kaza sonucu değil uygulanan politikaların sonucu olarak yaşamlarını yitirmektedir. Aşırı kar hırsını tatmin etmek için maliyet kısıntısına gidilirken ilk el atılan, işçinin hayatını ilgilendiren güvenlik harcamalarıdır. Denetimsizlik, güvencesiz çalıştırma, taşeronlaştırma ve şirketlere iş kazaları karşısında yaptırımsızlık bu cinayetlerin yolunu açmaktadır.
Soma maden ocaklarında yaşanan katliamda 301 işçi hayatını kaybetmiş ve dava hala sürmektedir. Karar aşamasında mahkeme heyeti değiştirilmiştir. Daha önce Maraş’ta meydana gelen göçükte 9 işçi hala toprak altından çıkarılamamıştır. Bu işçi cinayetinde sorumluların bir kısmı sadece para cezası ile cezalandırılmış; bu kararı veren mahkeme heyetinin başkanı olan hakim Soma davasına atanmıştır.
Her işçi katliamı sonrasında ortaya çıkan gerçek aynıdır; denetimsizlik ya da denetim süreçlerinin doğrudan doğruya işverenler tarafından düzenlenmesi, bu ilişkinin kollama ve kayırmalara açık ortamı yaratması, gözle görülür risklerin denetim sırasında üstünün örtülmesi, ihmal, kaçak ya da taşeron çalışmanın işçileri güvencesizliğe mahkum etmesi faciaya davetiye çıkarmaktadır.
Cumhurbaşkanı, Saray’ın halka maliyeti veya israfla eleştirildiğinde “itibardan tasarruf olmaz” diyebilmektedir. Ancak siyasi iktidar işçiyi canından edecek maliyet kısıtlamalarının önünü açmaktan geri durmamakta, iş cinayetlerini olağanlaştıran yasadan yönetmeliğe kadar her türlü düzenlemeyi ısrarla yürürlükte tutmaktadır.
Akan her işçi kanından işverenler kadar siyasi iktidar ve devlet bürokrasisi sorumludur.
Hayatını yitiren işçi kardeşlerimizin ailelerine başsağlığı diliyor, insanca yaşam, güvenli gelecek ve güvenceli iş için, hakların ve özgürlüklerin korunduğu gerçek bir demokrasi için mücadelenin zorunluluğunu bir kez daha hatırlatıyoruz.
Şükran Doğan
Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı
