Ermenek’te yitirdiğimiz 18 madencinin, Soma’da yitirdiğimiz 301 madencinin ve Siirt’te maden kazasının ve daha birçok ölüm kuyusunda kaybettiklerimizin acısı daha soğumamışken AKP
iktidarı yeni ölüm kuyuları açmak için kolları sıvamış durumda.
Meclis Plan ve Bütçe komisyonunda kabul edilen torba yasa tasarısında madenlerin özelleştirmesi yer alıyor. Bu yasanın çıkması ile TTK Türkiye Kömür İşletmeleri’ne bağlı madenler de özelleştirilecek. Özelleştirmelerin sonuçları bugüne kadar toplu katliamlardan başka bir şey olmamışken ve yüzlerce maden işçisinin katili kaçak ve denetimsiz özel sektördeki ölüm kuyularıyken, iktidar bunları engellemek yerine yenilerinin açılmasının önünü açıyor.
Torbadaki yasalarda hep işçi aleyhine yasalar çıktı.
Bugüne kadar işçi ve emekçiler umutla koşullarının düzelmesini, insanca çalışabilecekleri bir iş ve insanca yaşayabilecekleri bir ücret beklerken; iktidar biz işçilerin haklarını her geçen gün
daha da kötüye götürdü. Her defasında torbaya attıklarını karşımıza çıkardıklarında bir baktık ki bir hakkımız daha elimizden alındı.
OHAL’le grevlerimiz yasaklandı. Sendika dedik işten atıldık. Özelleştirmelerle, taşeronlaştırmalarla kölece çalışma koşulları tüm sektörlerde hüküm sürdü. Tüm bunlar yetmezmiş gibi kıdem tazminatlarımız da hedef tahtasına kondu.
İşçilerin ölümleri her gün haber bültenlerini süslüyor ve toplum işçi cinayetlerine adeta alıştırılıyor. Dur demedikçe her gün ama her gün biz işçilerin çalışma koşulları ve yaşam koşulları daha da kötüye gidiyor. İş cinayetlerinde ölümden kurtulanlarımız da meslek hastalıklarında sakatlanıyor, bir süre sonra kapı önüne konuluyoruz. Son olarak “Arabuluculuk” uygulamasında olduğu gibi işçilerin hak arayışının da önü tek tek kesilmek isteniyor.
Tam da böyle bir dönemde maden işçileri, başta ölüm kuyularına dur demek ve özelleştirme yasasını çöpe atmak için direnişe geçti. 2000 madenci kardeşimiz yerin altında hem kendileri
hem de Türkiye işçi sınıfının hakları için direniyor. Yerin üstünde olan madenci kardeşlerimiz de Zonguldak’ta, madenlerinin önünde direnişlerini sürdürüyor.
Şimdi bize düşen ise, madenci kardeşlerimizin seslerine ses katmak ve onların “İşçi Cinayetlerine Dur! Özelleştirme Ve Taşeronlaştırmaya Son!”, diyen çağrılarına katılmamızdır.
Bugün, geleceğimiz için maden işçilerinin mücadelesini sahiplenmeliyiz.
Unutmayalım ki, birleşen işçilerin haklarına hiçbir güç el süremez ve daima, birleşen işçiler kazanır!
Emek Partisi İstanbul İl Örgütü
