Bu yılki Dünya Anadil Günü yine Türkiye’deki egemen resmi dilin dışındaki diller üzerindeki baskı, yasak ve engellemelerin gölgesinde kutlanacak. Bu yasakçı ve tekçi politikalar nedeniyle birçok dil yok olma tehlikesi ile karşı karşıya… UNESCO’nun 21 Şubat Dünya Anadili günü öncesinde yayımladığı “Tehlike Altındaki Diller Atlası”na göre, Türkiye’de 15 dil tehlike altında.
Oysa insanların doğumlarından itibaren dünyayı kavramalarını ve ait oldukları toplumun kültürünü özümsemelerini sağlayan anadilin yasaklanması, kaybolunmasına göz yumulması insanların kimliklerinin yasaklanması anlamına gelmektedir!
Türkiye’deki egemen tekçi anlayışın tezahürü olarak bugüne dek başta Kürtçe’ye dönük olmak üzere çok çeşitli yasakçı, baskıcı ve engelleyici uygulamaya tanıklık ettik. İnsanlar Kürtçe konuştukları için hapis ve para cezalarına maruz kaldı. Daha birkaç gün evvel aramızdan ayrılan İpek Ateş’in 1980 askeri faşist darbe sonrası tutuklanan oğlu Kamber Ateş’i cezaevinde ziyaret ederken kendi dili olan Kürtçe konuşması yasaklandı diye, görüş gününde oğluna sadece ve sadece “Kamber Ateş nasılsın?” diyebilmesi bu ülkenin tarihinde ki nice kara lekeden biri olarak yerini almıştır.
Kürtçenin kamusal alanda kullanımının önündeki engeller hala İpek Ateş’in maruz kaldığı baskı koşullarından daha ileride değildir. Halkın uzun yıllara dayanan mücadelesinin sonucu olarak kazanılmış seçmeli derslerle ilgi iktidarın tutumu bunun en bariz kanıtıdır. Kürtçe öğretmen yetiştirmek için gerekli adımları atmayan, halen görev bekleyen Kürtçe öğretmenlerine atama hakkı tanımayan, seçmeli Kürtçe dersleri seçen aileleri fişleyen, vazgeçiren veya bu konuda talepte bulunan öğrenci sayısına ilişkin dahi şeffaf olmayan, hatta sokakta Kürtçe müzik yapan gençleri engelleyen iktidar ve güdümündeki kamu kurumları başta Kürtçe olmak üzere ezilen tüm halkların dillerine karşı ikiyüzlülüklerini sürdürmektedir.
Emek Partisi Bölge Örgü

Roja Zimanê Dayikê ya Cîhanê Pîroz Be”
