Genel Başkanımız Ercüment Akdeniz, İzmir ve Kocaeli başta olmak üzere İstanbul, Adana, Bingöl ve Diyarbakır’da devam eden işçi eylemlerini değerlendirdi.
Yayınladığı video ile işçilere seslenen Akdeniz, partisinin mücadele çağrısını da işçilerle paylaştı. “İşçi eylemleriyle dayanışmanın büyütülmesi” çağrısı yapan Akdeniz, “Bu devran böyle dönmeyecek. Bu kez emekçiler kazanacak, birlikte kazanacağız, işçi sınıfı kazanacak” dedi.
DÜZENLEMELERİN ETKİSİ EN FAZLA İKİ HAFTA SÜRÜYOR!
Akdeniz’in açıklamaları şöyle;
“Merhaba değerli işçi kardeşlerim, sizleri ve ailelerinizi selamlıyorum…
‘Seçim ekonomisi’ diyen AKP iktidarının yaptığı düzenlemeler, iyileştirmeler geçim derdine, derman olmuyor. Bu açıklamaların etkisi en fazla iki hafta sürüyor. Asgari ücret yine açlık ücretinin altına indi. Emekliler bu açlık ücretini dahi alamıyorlar. ‘İnsanca yaşam talebi’ artık en önemli talep haline gelmiş durumda.
Her koşulda zenginler kazanıyor, her koşulda yoksullar daha da yoksullaşıyor…
Sofradaki porsiyonumuz küçülüyorsa, çocuklarımızın beslenme çantasını her gün düşünüyorsak, ‘artık yeter, söz emekçinin’ deme zamanıdır.
PATRONLARIN ÇIKARINI MİLLETTEN ÜSTÜN TUTUYORLAR
Ama AKP ne diyor? ‘Artık yeter söz milletin’ diyor. Utanmadan, sıkılmadan bunu söylüyorlar. Sanki yıllardır muhalefetteler, sanki iktidarda değiller. Her gün meydanlardan ‘millet, millet, millet’ diyerek sesleniyorlar. AKP hükümetinin, milletten anladıkları nedir?
AKP hükümetinin, milletten anladığı, patronların çıkarıdır.
Patronların çıkarını, milletten üstün tutan AKP hükümeti, ‘milli güvenliği tehdit ediyor’ diye işçilerin grevlerini yasaklıyor.
İktidar, servet sahipleri daha da kazansın diye onlara hizmet ediyor. Ama yoksullar daha da yoksullaşıyor. Her gün bu ülkede yaşamak, daha da çekilmez hale geliyor.
https://www.youtube.com/watch?v=2kCn1hznmSc
FABRİKALAR KAYNIYOR…
Ancak, Türkiye’de sadece kara bir tablo yok değerli işçi kardeşlerim. Aynı zamanda güzel haberler geliyor. Adana’da saya işçileri, Antep’te döküm işçileri, Diyarbakır’da fırın işçileri, inşaat işçileri, moto kurye emekçileri ayağa kalktılar. Ford’da işçiler iş yavaşlatıyor. Metal fabrikaları, petrokimya fabrikaları kaynıyor…
Schneider’da, Bekaert’te işçilerin grevi yasaklandı. Ancak işçiler grev yasaklanı tanımıyor. AKP, 21 yıllık iktidarı boyunca işçilerin 20’nci grevini yasakladı. Ama bu kararı, Bekaert işçileri ‘tanımadıklarını’ söyledi.
Arkasından onları Schneider işçileri takip etti. Demek ki mücadele edince, direnince bütün engeller grev yasakları da aşılabiliyormuş, değerli kardeşlerim.
BAŞARABİLİRİZ!
İşte Türkiye işçi sınıfının izleyeceği yol, izleyeceği rota tam da bu rotadır değerli kardeşlerim. Biz Emek Partisi olarak çok net bir biçimde şunu söylüyoruz;
İlk olarak, ek zam talebiyle başlayan bu eylemleri dalga dalga bütün ülkeye yaymamız gerekiyor. Bu eylemleri topyekun bir mücadeleye çevirmemiz gerekiyor. Bunu başarabiliriz.
İkinci olarak zamların durdurulması… Temel tüketim maddeleri başta olmak üzere, zamların durdurulması için mücadeleyi, mitingleri, gösterileri hep birlikte yaymamız gerekiyor.
Üçüncü olarak işten atmalar… Ekonomik krizi gerekçe gösteren patronlar, ‘daralma’ diyerek işçileri kapının önüne koyuyor. Daha az işçiyle daha çok iş yaptırarak, karlarını arttırmanın yoluna bakıyorlar. İşten atmaların yasaklanması için el ele vermeliyiz.
Son olarak yeni bir mecra, yeni bir mücadele kanalı açmamız gerekiyor. Mevcut sendikal yapılar bu süreci taşımak ve götürmek kudretinde değiller.
Sendikal bürokrasi büyük bir engel olarak işçi hareketinin önünde duruyor. O yüzden bütün bu mücadeleleri birleştirip yeni ve mücadeleci bir sendikal hattı da hep birlikte açmak mümkün.
Fabrikada, iş yerinde, mahallede yaşamın her alanında ‘ekmek için, özgürlük için, adalet için’ bu mücadeleleri birleştirmemiz ve büyütmemiz gerekiyor.
Bunu yaparsak işçi sınıfı tarihin sahnesine çıkar, siyasete de damgasını vurur, ülkenin geleceğine de damgasını vurur.
Bu yaparsak, işçiler çocuklarının ekmeğini ve geleceğini de güvence altına almış olur. Bunu hep birlikte başarabiliriz. Bu devran böyle dönmeyecek. Bu düzen mutlaka ama mutlaka değişecek…
Bu kez emekçiler kazanacak, birlikte kazanacağız, işçi sınıfı kazanacak, halk kazanacak.
Buradan bütün Türkiye işçi sınıfına selam olsun.”
