TÜRKİYE NATO’DAN ÇIKMALIDIR
NATO, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulmuş; coğrafyanın altıda birini kaplayan sosyalizm ve halk demokrasilerine karşı öncelikle bir bariyer olarak düşünülmüştü. Aynı zamanda bütün ülkelerde gizli kontrgerilla örgütleri kurarak, orduları eğiterek, darbeler tezgâhlayarak hükümetler atayıp indirerek emperyalist sermayenin dolaşımını, ABD’nin politik hedeflerinin engelsiz gerçekleşmesini kolaylaştıran müdahalelerde bulundu.
NATO’nun defteri insanlık suçlarıyla doludur. Kitle katliamları, silahlı müdahaleler, darbeler, sendikacılara, politikacılara ve aydınlara karşı suikastler, Gladyo ve benzeri örgütler aracılığıyla iç muhalefetin bastırılması; dünyanın daimi bir ayardan geçirilirken uygulanan NATO yöntemlerinin çok azıdır.
20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren siyasal bağımsızlıklarını kazanmak amacıyla sömürgeciliğe karşı mücadele eden halklara yönelik gizli açık operasyonlarıyla NATO faaliyettedir.
Yeşil Kuşak Projesinin mimarlığını yaparak İslamcı-cihadist örgütleri besleyen ve onları sol-devrimci muhalefete karşı kışkırtan yine NATO’dur. Bu Yeşil kuşak adlı cihadist yığınak iki kutuplu dünyada ABD’nin nüfuzunu genişletmek için kullandığı araçlardan biri olmuştur.
Neoliberal reçetelerin zorla dayatılması için 1970 ve 80’lerdeki darbelerin arkasında da NATO vardır.
Doğu Avrupa’da Yugoslavya’nın parçalanmasını takiben sahnede beliren; özelleştirmelerde trafik polisliğe yapan, enerji nakil hatlarını yağmalayan güç yine NATO’dur.
NATO halkların ve dünya emekçilerinin tepesindeki Demokles Kılıcıdır. Bulaştığı kirli işler, pazarlıklar ve uyguladığı mafya yöntemleriyle kapitalist dünya düzeninin garantörü, diplomasinin tetikteki elidir.
NATO Doğu Avrupa’daki eski halk demokrasilerinin yıkılmasından sonra bu ülkeleri de kapsayarak kendisini genişletmiştir.
Bugün de Ukrayna, Finlandiya ve İsveç’in gündemdeki üyeliğiyle aynı amacı taşıyor. İsveç ve Finlandiya’nın üyeliğine veto koyan Türkiye yönetimi, NATO’da sahip olduğu itiraz hakkını pazarlık yapmak için kullanmış ve kullanmaktadır. Bu sırada söylenen sert sözler, iki adım ileri bir adım geri diplomasisi ‘evet’ oyu karşılığında koparılabileceklerin en büyüğünü koparmayı amaçlamaktadır. Finlandiya’ya veto zaten kaldırılmıştır.
NATO iki yıl önce yapılan zirve toplantısında kendisine Çin ve Rusya’yı düşman ilan ederek stratejisini yeniledi. Bu bağlamda da bütün üye ülkeleri çeperinde birleştirmeye çalıştı. Karadeniz’i bir Amerikan gölü haline gelecek biçimde üslerle kuşatan ABD’nin Akdeniz-Ege-Karadeniz’de; ayrıca Baltık Denizi ve Çin’in etrafında uyguladığı kuşatmanın başlıca gücü de NATO ve üyesi ülkelerdir.
Bu savaş kışkırtıcısı örgüt, halkların başına bela açmaya devam ediyor. Türkiye emekçilerinin de NATO’dan hiçbir çıkarı yoktur.
Türkiye NATO’dan çıkmalıdır.
NATO’nun genişlemesine hayır
NATO dağıtılmalıdır.
EMEK PARTİSİ
Genel Merkezi
