Emekçilerin ve yoksul halklarımızın her geçen gün karanlığa sürüklendiği bir süreçte siyasal mücadelenin belirleyiciliği reddedilemez! 

Emekçilerin ve yoksul halklarımızın her geçen gün karanlığa sürüklendiği bir süreçte siyasal mücadelenin belirleyiciliği reddedilemez! 

Emekçilerin ve yoksul halklarımızın her geçen gün karanlığa sürüklendiği bir süreçte siyasal mücadelenin belirleyiciliği reddedilemez! 

Dört yıldır onurla üstlendiğim DİSK Yönetim Kurulu Üyeliğinden, Emek Partisi Genel Başkanlığı’na seçilmemden dolayı DİSK yönetim kurulundan ayrılıyorum.

Türkiye’nin sorunlarının devasa boyutlara ulaştığı, emek, eşitlik, özgürlük, demokrasi ve barış mücadelesinin abluka altına alınarak sindirilmeye çalışıldığı, sermaye daha da palazlandırılırken emekçi halkımızın gittikçe yoksullaştırıldığı, vahşi bir sömürü düzeninin gerici faşist bir yönetimle sürekliliğinin sağlanmaya çalışıldığı karanlık bir dehlizde ilerliyoruz. 

Emekçilerin ve yoksul halklarımızın her geçen gün karanlığa sürüklendiği bir süreçte siyasal mücadelenin belirleyiciliği reddedilemez! 

Evet bugün Türkiye, “devletleşen bir parti” ve “tek lider” sultası altında bir felakete doğru sürüklenmekte, otoriter/baskıcı bir yönetim anlayışı yaşamın bütün alanlarında egemen kılınmaktadır. Baskı, korku, tedirginlik, endişe, güvensizlik ve sermaye palazlandırılırken emekçi halkımızın gittikçe yoksullaştırılması had safhadadır. “Ne oluyoruz”, “nereye gidiyoruz”, “daha neler olacak” kaygıları günlük hayatımızın önemli sorularından olmuştur.

Gericilik ve milliyetçilik harcıyla yeniden organize edilmeye çalışılan bu sistem karşısında insanlığın evrensel mutluluğu için umudunu yitirmeden, yılgınlık ve korkuya kapılmadan yürüyüşlerine devam edenlerin çabaları atölyelerden fabrikalara, işyerlerinden sokaklara, okullardan tersanelere doğru yayılıyor. 

Büyük sorunlar nasıl ki büyük çabaları göze alarak çözülüyorsa, büyük düşleri gerçekleştirmek de büyük fedakarlıklar gerektiriyor. İşte gün, büyük toplumsal fedakarlıkları yaratmak için küçük büyük demeden, az çok demeden, çaba harcama günüdür. 

Emekçilerin ve yoksul halkımızın her geçen gün karanlığa sürüklendiği bu süreçte siyasal mücadelenin önemi de kaçınılmazdır.

Bütün bu sorunların çözümü, kazanılmış hakların korunması, yeni demokratik hakların elde edilmesi ve emekçilerin, halklarımızın rahat nefes alabilecekleri bir atmosferin yaratılması ancak siyasal kazanımlarla sağlanabilir.

Bu düşüncelerden kaynaklı olarak, Konfederasyonumuzun 16. Genel Kurulu’ndan itibaren dört yıldır üstlendiğim DİSK Yönetim Kurulu Üyeliği görevimden, Emek Partisi Genel Başkanlığı’na seçilmemden dolayı DİSK Yönetim Kurulundan ayrılmış bulunuyorum.

Ancak şunun altını çizerek söylemek istiyorum ki, DİSK’te görevden ayrılmak bir sonuç değil, yeni bir başlangıçtır!..

1979 yılından bugüne kadar cam, metal, tekstil, kimya ve gıda işkollarında sendikal mücadele içerisinde örgütsel disiplin ve görev anlayışıyla üzerime düşen tüm görevleri yerine getirmeye çalıştım. Son olarak da 3 Kasım 2019 tarihinde gerçekleştirilen Gıda-İş 33. Olağan Genel Kurulu’nda Gıda-İş Genel Başkanlığı görevine getirilirken, 14-16 Şubat 2020 tarihlerinde düzenlenen DİSK 16. Genel Kurulu’nda DİSK Yönetim Kurulu üyeliğine seçildim.

Bu görevlerimi bundan sonra siyasal alanda sürdürmek için yönetim kurulunda ayrılıyorum.

Yolum yine eşitliğin, özgürlüğün, kardeşliğin, barışın, adaletin, demokratik hak ve özgürlüklerin sağlandığı bir ülke için verilen mücadelelerle dolu günlerinden geçecektir.

EMEK PARTİSİ

Genel Başkanı

Seyit ASLAN

*(Eski DİSK Yönetim Kurulu Üyesi)

Paylaş: