Yerel seçimlerin konuşulmayan mahalleleri: Şiddet çok, destek yok
EMEP’in Pendik Belediye Meclis Üyesi adayı Necla Göçer, 20 yıldır AKP’nin yönettiği, cinayetin ve şiddetin çok sık yaşandığı ilçede ücretsiz kreşin, bakım ve sığınma evinin yokluğuna dikkat çekti.
Yerel seçimler adaylar arasındaki atışmalara sıkıştırılırken, İstanbul’un arka mahallelerindeki sorunlar gündem olmuyor. Emek Partisi’nden Pendik Belediye Meclisi’ne aday olan işçi Necla Göçer, Pendik’in, İstanbul’da kadına şiddette ikinci sırada olduğuna dikkat çekiyor: “Cinayetin ve şiddetin çok yaşandığı bir ilçe burası. Bakımevi yok, sığınma evi yok, ücretsiz kreş yok.”
10 yıldır Esenyalı Kadın Dayanışma Derneğine üye olan Necla Göçer yıllarca fabrikalarda çalışmış, evlendikten sonra işten çıkmış. Şimdi iki çocuğu ve eşi ile Pendik’e bağlı Ahmet Yesevi Mahallesi’nde yaşıyor. Seçimlerin yaklaşmasıyla birlikte Emek Partisinden Pendik belediye meclis üyeliğine aday olmuş.
Pendik, 750 bine yakın nüfusla, çoğunlukla emekçilerin oturduğu bir ilçe. 2004 yılından beri belediye yönetimi AKP’de. 20 yıldır aynı parti tarafından yönetilen bir ilçenin en büyük mahallelerinden biri ise Ahmet Yesevi Mahallesi. Tersane ve sanayi bölgesinde olan mahallede 20 bine yakın emekçi oturuyor. Van depreminin ardından Van’dan ağır bir göç almış. Son bir yıldır da deprem bölgesinden ağır bir göç var buradaki mahallelere.
“MAHALLE GÜVENSİZ, SERVİSLER EVLERE GİTMİYOR”
Belediye meclis üyeliğine aday olan Göçer, “Bu mahallede insanlar üç vardiya çalışır ve geceleri de işe gider, gelir. Her saat buradaki mahallelerde hareketlilik var. Ancak bu hareketlilik güvenli değil. Mahallelerde uyuşturucu çok yaygın. Kadınlar geceleri yürümek zorunda oldukları ara sokaklarda güvende değiller. Köpek saldırmasa köşe başında mutlaka kavga çıkıyor ve mutlaka birileri yaralanıyor. Doğal olarak işçi kadınların yaşamı çok zor. Hiçbir servis de evinin önünden alıp evinin önüne bırakmıyor” diyor.
Pendik’in, İstanbul’da kadına şiddette ikinci sırada olduğuna dikkat çeken Göçer, şöyle anlatıyor: “Cinayetin ve şiddetin çok yaşandığı bir ilçe burası. Bakımevi yok, sığınmaevi yok, ücretsiz kreş yok… Kadınları güçlendirecek hiçbir şey yok. Ancak bunların karşısında doğa yürüyüşleri var! Belediyenin bütçesinden kadınlara yüzde 1 gibi komik bir pay ayrılıyor. Bu payla da doğa yürüyüşleri, piknikler düzenleniyor. Bunlar yapılmasın gibi bir şey ifade etmiyoruz ancak siz kadını güçlendirecek hiçbir şeye pay ayırmazken doğa yürüyüşü yapıp ‘Kadına destek oluyoruz’ demek de hizmet olmuyor.”
“SON ÇARE SÜBYAN MEKTEBİ”
Çevredeki mahalleler de dahil olmak üzere kadınlara ve çocuklara yönelik hizmetlerin yetersizliğine dikkat çeken Göçer, kreş olmadığı için kadınların çocuklarını bırakabilecekleri bir yeri olmadığını ve son çare sübyan mekteplerine verdiklerilerini belirtiyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan her mitingde “Oy yoksa hizmet yok” tehditleri savuruyor. Bu hizmetler 20 yıldır AKP’nin yönettiği Pendik’e pek uğramış değil. Ancak Ahmet Yesevi’nin belediye hizmetlerinde ayrımcılığa uğradığını anlatan Göçer, “AKP’nin oy potansiyelinin olduğu mahallelerdeki sokaklara ışıklandırmalar yapılmış, kaldırımlar düzeltilmiş. Ancak diğerlerinde ışıklandırma yok. Mahallede bebek arabasıyla yürümek çok zor. Kaldırımlar bozuk, sokaklar bozuk… Arka sokaklarda ışık yanmaz… Bazı mahallelerde dönem dönem pis bir koku yayılıyor. Bu nedenle evleri sürekli böcek basıyor. Aileler çocuklarını sokaklara çıkaramıyor hastalık kapmaları korkusuyla” diye anlatıyor.
Peki hafta sonu mahalleli dinlenmek, sosyalleşmek için bir şey yapabiliyor mu Pendik’te? Göçer şöyle anlatıyor: “Erkekler sosyalleşebilecekleri tek alan olan kahveye gidiyor, kadınlar da evde temizlikle uğraşıyor. Mahallenin aşağısında bir kültür merkezi var. Oraya 40 yılda bir tiyatro gelir, yer bulursa çocuk oraya götürülür. Belki iki üç ayda bir çocukları sinemaya götürürler ama ona da ailecek gidilmez genelde. Anne ya da baba götürüyor çocukları. İki tane alışveriş merkezi var bu tarafta. Çocuklar yemek yiyorsa, anne veya baba bakar. Çocuklar oyun alanına giriyor, çocuk başına 200 lira. Sinemaya tek bırakamıyorsun, yanında illa girmek lazım çocuk küçükse. Yemeği falan derken hesap kabarıyor. Benim iki tane çocuğum var. Onları götürdüğüm zaman 1600 liradan aşağıya çıkmak çok zor. Otobüs saatleri ve sefer sayıları da çok az. Akşam ailecek eğlenmek için örneğin Kadıköy’e gitsen biraz geç saatte geri dönme şansın yok. Liseli gençler sahilden biraz olsun geç dönemiyor.”
Bu sorunlar karşısında neler yapılabileceğini sorduğumuzda Göçer, “Öncelikle tüm bu sorunları belediye meclisinde dile getirmek, emekçinin sesini oraya taşımak için adayım. Ancak bununla sınırlı değil. Emek Partisinin politikası birlikte yönetmek. Mahallelerde birimler oluşturmak. Sorunları beraber tartışıp, birlikte yönetip, çözümlere birlikte varmak” diyor.
