Sorular İşçilerden Yanıt Patronlardan

Sorular İşçilerden Yanıt Patronlardan

4 yıllık bir dönemin sonuna doğru Mecliste işçi ve emekçilerin bir temsilcisi olarak, çalışmalarımızın işçilerin sorunlarının Mecliste yansıtılması ve mücadeleye katkı olarak geri dönüşü acısından bir değerlendirme şüphesiz yararlı ve gereklidir.
Burjuva siyaseti açısından, seçilmiş temsilcilerin halkın sorunlarını bir siyaset malzemesi ve seçenleri etkilemek acısından kullandıkları bilinmekte. Özellikle bu kapsamdaki partilerin vekillerinin kürsü konuşmalarını onları etkilemek için değerlendirmeleri anlaşılır bir durum. Muhalefet partilerinin sanılanın aksine bu açıdan hiç de geri kalmadıkları teslim edilmelidir.
Bizim bu açıdan farklı yönümüz, konuların işçi sınıfının siyaseti ve perspektifi açısından dile getirilmesi kadar, bunların olabildiğince doğrudan işçinin emekçinin katılımı, kendisi tarafından ifade edilmesini sağlamak oldu. Mecliste vekillerin değerlendirmek istedikleri konular hakkında basın toplantısı yapmaları adettendir.

İŞÇİNİN SESİ RAHATSIZ ETTİ
Vekilliğe başladıktan sonra bu basın toplantısı kürsüsünü doğrudan talebi olan işçilere kullandırdık ve bir ilk denebilecek bu uygulama sonrasında diğer vekiller tarafından da zaman zaman yapılır oldu. Bu yöntem işçilerin kendi ağzından sorunlarını dile getirmenin yarattığı etkileri ortaya çıkartmış ve bir süre sonra Meclis Başkanlığı bundan rahatsızlığını başka gerekçeler ileri sürerek gösterip, engellemeye çalıştı. Ancak ben ve bu şekilde basın toplantısı yapan vekiller işçileri ve halk kesimlerini konuşturmaktan geri durmayarak Meclis Başkanlığının bu hakkın engellemesine boyun eğmedi.
Meclisin çalışma kuralları olan iç tüzük hükümleri sıkı ve yerine göre olumsuz yorumlama ve uygulamalarla son derece şekli ve sınırlı bir vekil katılımı, temsiliyeti yaratmakta. Gündem sıralamaları ve işleyiş vekillerin şarta tabi olmaksızın dilediklerince ve gerekli gördükçe söz alıp konuşmasına, düşünce sergilemesine olanak vermemekte. Bu nedenle çoğu zaman vekiller söz aldıkları yasa maddeleri ve önergeler üzerine konuşmaktan çok gündemdeki dile getirmek istedikleri hususları konuşmaktadır. Bu açıdan herhangi bir kısıtlama bulunmamaktadır. Görüşülmekte olan hususla alakalı alakasız konuşmakta, vekilin serbestisi vardır, yeter ki küfür hakaret vb. bir dil kullanmasın.

ARZU ETTİĞİ SORUYA ARZU ETTİĞİ BİÇİMDE
Meclisin halk adına denetim yollarından biri sözlü ve yazılı sorulardır. Konuyla ilgili bakanlıklara sorular yazılı olarak sorulur ve bir ay içinde yanıt beklenir. Sözlü sorularda farklı olarak ilgili bakan bu soruları genel kurulda sözlü olarak yanıtlar. Yasa maddeleri görüşülürken de bölüm sonlarında soru cevap uygulaması hayli sınırlı bir şekilde uygulanır. Bütün bu hallerde genel kurul salonundaki bakan genellikle arzu ettiği soruya arzu ettiği biçim ve keyfilikte ve hayli sınırlı bir sürede -kimsenin yanıtını gerçek anlamda alamayacağı şekilde- yanıt verir. Yazılı sorularda da benzer tutum görülür. Süresi içinde yanıt verilmediği gibi çoğu kez ilgili kurumdan verilmiş yanıt bakan tarafından imzalanarak gönderilir ve bu yanıtta bir çok hususun üzerinden es geçildiğini görürsünüz. Kimi kez Meclis başkanlığı yazılı soruların usulünce sorulmadığını, yorum yapıldığını vb. ileri sürerek geri gönderir. Yani vekillerin denetim adına en çok başvurduğu bu yol sonuç almak açısından pek işlevsel değildir. Ancak kimi zamanlar değiştirici ya da düzenleyici işlev taşıdığı nadir de olsa görülebilmektedir. Yani dile getirilen konuya bakanlığın el atması, bir uygulama yapması, müfettiş göndermesi, soruşturma açması vb. gibi.

BİR KEZ OLSUN İŞÇİYE SORMADILAR
Soru önergelerimizi, katıldığımız işçi ve halk toplantılarından, işçi ziyaretlerinde dile getirilen taleplerden, basında çıkan haberlerden, doğrudan Meclisteki makama, mail adrese yapılmış başvurulardan, Evrensel’de çıkmış işçi mektuplarından yola çıkarak hazırlıyoruz. Bunların bir kısmına yanıt verilmemiş o anlamıyla muhatapları tarafından ciddiye alınmamış olsalar da, sahipleri ve ilgi duyan emekçi çevrelerinde bir yankı yarattığı açık. Zaten Meclisin bu yönüyle sorun çözücü olmaktan ziyade bir teşhir işlevi gördüğü söylenmelidir.
Bu güne kadar 500 civarında verilen soru önergelerinin büyük bir kısmı işçi sorunları ve talepleriyle ilgilidir ve büyük bir bölümüne söylediğimiz sınırlılıkta yanıt verilmiştir. Dile getirdiğimiz hukuksuzluk keyfilik ya da yasa dışılık bir sınıf tavrıyla ele alınıp sermaye sınıfının gözünden ve ihtiyaçlarından yaklaşılarak gerekçeler üretilmekte, çoğu kez görmezden gelinerek arkasından dolanılmakta. Örneğin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı bir kez olsun sendikalaşma nedeniyle işçi atıldığını söylemedi. Bir kez olsun işçilere sorarak bir araştırma yapmak ihtiyacı hissetmedi.

ASIL SORUNU ÇÖZMEKTEN UZAK
İşçi ve emekçilerin sorunlarını Meclisçe ele alınmasının bir yolu da elbette Meclis araştırması usulüdür. Soma iş katliamı üzerinden böyle bir araştırma yapıldı ancak bilindiği üzere hiçbir derde deva olmadı. Meclis araştırma komisyonlarıyla yapılması gerekenler üzerine önerilerini raporlaştırır ve bunlar genel kurula sunulur. Bunlardan bir tanesi de son olarak oluşturulan ve benimde üyesi olduğum mevsimlik tarım işçilerinin sorunlarının ve çözüm önerilerinin araştırılması çalışması. Mart ayı sonu itibariyle 2 aylık çalışmanın sonucu Meclis kapanmadan raporlaştırılarak bütün partilere ulaştırılmış olacak. Burada da sorun esaslı yapısal nedenler ve çözüm yolları üzerinden ele almaktan çok iyileştirici ve insani düzenlemeler yönüyle ele alınmış olup, emekçi sınıflar açısından çok önemli bir sayısal kesimi oluşturan bu işçilerin sorunlarına çözümden ve yasal düzenlemeler yapmaktan uzak bir sonuç çıkacaktır.

SINIRLI DA OLSA…
Son olarak diyebileceğimiz genel kurul konuşmaları, basın toplantıları, soru önergeleri, Meclis araştırmaları, yasa teklifleri vb. yöntemlerle yürüttüğümüz Meclis çalışmamız hiç şüphesiz işçi ve emekçi kamuoyunda bir temsiliyetin olduğunu ve öz güven geliştirdiğini söyleyebiliriz. Halk nezdinde Meclise gelmek, oradan bir derdin ifade edilmesi, çözüm arayışı, bir yasa çıkartma ya da bir atama vb.nin sağlanması çabası halen bir karşılığı olan, beklenti oluşturan, henüz terk edilmemiş bir durumdur diyebiliriz. Bizlerle bir şekilde temasa geçmiş işçi ve emekçiler kendileriyle ilgilenilmiş olmasından, bir çaba sarf edilmiş olmasından memnuniyet duymakta; nelerin olup olamayacağını, Meclisin halk temsiliyeti açısından hangi sınıflara hizmet ürettiğini daha yakından görmesini sağlayarak emekçi sınıfların mücadelesine bir katkı koyduğu söylenebilir. Yani bütün sınırlılıklarıyla da olsa Mecliste bir işçi sınıfının vekili ve çalışma grubu olarak kamuoyunun bu sorunları görmesi takip etmesi yönüyle bir sorumluluğun yerine getirildiği söylenebilir. Esas mesele emekçilerin örgütlü ve partili mücadelesiyle bu birikimi iktidar mücadelesinin bir parçası ve dayanağı yapabilmemizdir.

Levent TÜZEL
HDP İstanbul Milletvekili

Paylaş: