İnsanca Çalışmak ve İnsanca Yaşamak için  HER YER 1 MAYIS

İnsanca Çalışmak ve İnsanca Yaşamak için HER YER 1 MAYIS

İşçi Emekçi Kardeş!
Cehennem gibi bir yılı geride bıraktık!
Soma ve Ermenek madencileri başta olmak üzere, iş cinayetlerinde 1886 kardeşimizi kaybettik.
Sadece bu bir yıl içerisinde tarihin en büyük işçi katliamları yaşandı… Yeni katliamların olmaması için ciddi hiçbir önlem alınmazken, sorumlular gizlendi, gerçek suçlulardan hesap sorulmadı.
Sanayi bölgelerinde, fabrikalarda, madenlerde, merdiven altı atölyelerde, torna tezgahlarında, inşaatlarda kaybettiklerimiz, sakat kalarak aramızdan ayrılan kardeşlerimiz, işçi sınıfının çalışma koşullarının canlı tanıklarıdır.
Bugün Türkiye’de yılda 350 bin işçi ve emekçi meslek hastalığına yakalanıyor. 120 bin kişiye geçici iş sağlayacağını söyleyen hükümet yüz binlerce kamu işçisini özelleştirmeler sonucu işinden etti. Yine bu iktidar döneminde, en çok enerji, maden ve inşaat işkollarında cinayet işlendi.
Çünkü ucuz kömür, çılgınca yükseltilen binalar, bu iktidarın kalkınma adını verdiği sömürü düzeninin motoru olarak işledi. Mümkün olan en kötü koşullarda, en az ücretle, en uzun süre çalıştırarak çarkı döndürüyorlar.
Biz öldük, onlar kazandı! Biz ölürken onlar kalkındı. Maden sahipleri ve müteahhitler, arpalığında belendikleri partiye kamyonla para taşıdılar. Biz üretirken öldük, onlar altın tabaklarda zıkkımlandılar.
İnsanca çalışmak ve insanca yaşamak hakkımızı kanımıza ve terimize hiç saygı duymadan çaldılar!
En düşük ücretle, en uzun süre sömürü! Onlar bunu istiyorlar.
Bunun için, sendikasız, sigortasız bırakıyor, taşeronlaştırma ve esnek çalışma yöntemleri uygulayarak bölüyor, zayıflatıyorlar. Sömürü katlanarak artarken bizim hayatımız kararıyor, yoksullaşıyor, iş güvencesi olmayan koşullara mahkum ediliyoruz.
Ödünç ve kiralık işçilik başta olmak üzere sömürünün olabildiğince yoğunlaştırıldığı bir üretim ve istihdam biçiminin egemen olduğu bir çark dönüyor.
Bu gidişe son deme zamanı çoktan geçti.
Birleşmek, mücadele etmek ve kazanmak zorundayız. 1 Mayıs, bütün dünya işçilerinin birlik, dayanışma ve mücadele gününde, bir kere daha, geride bıraktığımız yılın kirini pasını temizlemek için meydanlarda buluşalım. 7 Haziran’da yapılacak genel seçimler öncesinde sesimiz acımasız sömürü saraylarını yıkana kadar haykıralım…

BARBARLIĞI YENECEĞİZ
İŞÇİ SINIFI KAZANACAK
HALKLAR KAZANACAK

Birlik, Mücadele, Dayanışma
Grev yasaklarına karşı, sendikal hak ve özgürlükler için 1 Mayıs’a
Bir ülkede sendikal özgürlüklerden, toplu pazarlık hakkından söz edebilmek için olmazsa olmaz koşul grev hakkının varlığıdır. Sendika özgürlüğünü ve toplu pazarlık hakkını belirleyen tek ve en önemli unsur grev hakkıdır. Grev hakkının olmadığı ya da yasaklarla engellendiği bir ülkede gerçek anlamda sendikal özgürlükten ve demokrasiden söz edilemez.
AKP döneminde çok sayıda işkolunda grevler Bakanlar Kurulu tarafından fiilen yasaklanmıştır. İktidarın grevleri yasaklamasının arkasında temsilcisi olduğu sermayenin, kapitalistlerin istekleri ve çıkarları vardır. Grev yasakları sadece işçilerin sendikal özgürlüklerine yönelik bir saldırı değil, aynı zamanda işçilerin anayasal hakkı sendikalaşma hakkının gasbedilmesidir.
İşkolu barajı başta olmak üzere, işçi ve emekçilerin sendikal örgütlenmesi önündeki bütün engeller kaldırılmalı, grev hakkı değil lokavt yasaklanmalıdır. İşçiler, kamu emekçileri ve tüm emekçiler için toplu sözleşme, grev, genel grev, dayanışma grevi, hak grevi tamamen serbest olmalıdır.

Demokratik hak ve özgürlükler için 1 Mayıs’a
Hükümet, Türkiye’nin en temel demokrasi sorunlarını çözmek yerine attığı her adımda yeni sorunlar çıkarıyor. Demokratik hak ve siyasal özgürlük talepleri, baskı, tehdit ve şiddet politikaları ile karşılanıyor. Düşünceyi ifade etme ve örgütlenme özgürlüğü önündeki engeller artıyor. Basın yasaklarla, para ve hapis cezalarıyla, sansürle susturulmaya çalışılıyor.
Cumhurbaşkanı ve hükümet, başkanlık sistemi propagandasıyla “Tek Adam-Tek Parti Düzeni”ni sağlamlaştırıp, diktatörlük peşinde koşuyor. Toplumu sindirmek için “İç Güvenlik Yasası”nı çıkardı. Zaten kırıntı halinde var olan özgürlükler bu yasayla tamamen ortadan kaldırılıyor. Hükümet, devlet-polis şiddetine yasal kılıf hazırlayıp, sıkıyönetim uygulamalarını olağan hale getiriyor.
Bu politikalar kabul edilemez. Başta 12 Eylül faşizminin tekçi, gerici, anti demokratik Anayasası olmak üzere, Terörle Mücadele Yasası, YÖK Yasası, Seçim Yasası, Siyasi Partiler Yasası ve yeni çıkarılan İç Güvenlik Yasası iptal edilmelidir.
Tüm anti demokratik düzenleme ve uygulamalara karşı eşitlik, özgürlük ve demokrasi talepleri için 1 Mayıs’ta buluşalım.

Türk, Kürt, Arap bütün işçilerin birliğini ve dayanışmasını güçlendirelim!
Suriye’deki savaşın uzaması nedeniyle Türkiye’de sayıları belirgin bir şekilde artan mülteci işçilere yönelik ırkçı saldırılar kışkırtılıyor.
Kapitalistler, mülteci işçilerle, yerli işçiler arasında rekabeti körükleyerek, farklı milliyetlerden işçiler arasındaki bölünmeyi kullanarak, ücretleri olağanüstü düşürüyorlar. “Kayıt dışı” ya da “kaçak” işçi çalıştırmayı yaygınlaştırıyorlar. Böylece daha fazla sömürüp daha fazla kâr elde ediyorlar. Türkiye’de bulunan ve büyük bölümünün “geri dönme” koşulu bulunmayan Suriyeli mülteci işçiler, artık işçi sınıfının doğrudan bir parçası haline gelmiştir. Farklı milliyetlerden işçileri karşı karşıya getirme politikalarına ve ayrımcı uygulamalara işçi ve emekçiler olarak karşı çıkmalıyız.
Türk, Kürt, Arap başta olmak üzere bütün milliyetlerden işçilerin birliğini ve dayanışmasını güçlendirmeliyiz. 2015 1 Mayıs’ı bunu somut olarak alanlara yansıttığımız bir gün olmalıdır.

Barış ve kardeşliği savunalım, enternasyonal dayanışmayı büyütelim!
Silahların ebediyen susup, Kürt sorununun demokratik çözümünün sağlanması yıllardır hepimizin özlemidir. Halklar arasında barış ve kardeşlik duygularının güçlendiği bir ortamın yaratılması, barış düşmanları dışında toplumun tüm kesimlerinin ortak beklentisidir.
Yıllardır uygulanan çözümsüzlük politikalarıyla ağır bedeller ödenmiş, telafisi mümkün olmayan acılar yaşanmıştır. Bugün işçi sınıfının barış talebine sahip çıkması, silahların yerine demokratik siyasetin konuşmasında ısrarcı olması daha büyük acıların yaşanmaması için elzemdir.
İnsanca yaşamak, insan gibi çalışma koşullarına sahip olmak, çocuklarımızın güven içinde yaşayabileceği bir Türkiye’ye ulaşmak için Türk ve Kürt halkının eşit, özgür ve gönüllü birliğini savunmalıyız. Bu başta işçi ve emekçiler olmak üzere, sömürülen ve ezilen bütün herkesin öncelikli talebidir.
Türkiye’de ve bölgede savaşa, işgallere, emperyalist müdahalelere karşı barış ve kardeşliği savunmalıyız. Baskı ve sömürüye karşı ortak mücadeleyi yükseltmeliyiz. Bunun için bölgede ve uluslararası düzeyde sınıf kardeşlerimizle enternasyonal dayanışmayı büyütmeliyiz.

Şiddete ve sömürüye karşı eşitlik için bütün kadınlar 1 Mayıs’a
Uzun mesailer, düşük ücret dayatması ve ağır çalışma koşulları nedeniyle kadın işçilerin bedeni, ruhu ve sosyal yaşantısı en ağır darbeleri alıyor. Günde en az 10 -12 saat süren mesaisi eve gidince de bitmiyor kadınların. Ev işleri, yemek sorunu, çocuk bakımı derken ertesi günün mesaisi için dinlenmeye bile fırsat bulamayan kadın işçiler kelimenin tam anlamıyla tükeniyor.
Aile Paketi, İstihdam Paketi gibi politikalarla gözleri boyanmaya çalışan kadın işçiler, gerçek hayatın öyle olmadığının farkında. Emeği değersizleştirilerek dört duvar arasına hapsedilmek istenen kadınlara yönelik şiddet, hükümetin muhafazakâr ve erkek egemen politikaları sonucu artarak sürüyor. Ancak kadınlar buna sessiz kalmıyor ve bu politikalara her geçen gün daha da kitlesel olarak karşı çıkıyorlar.
Eşit işe eşit ücret sağlanmalıdır. Günde 8 saatten fazla zorunlu çalışmaya son verilmelidir. Her işyerine ücretsiz kreş açılmalı, değilse belediyelerin sağlayacağı ücretsiz kreş hakkı sağlanmalıdır. Rızaları olmadan gece vardiyalarında çalışmaya zorlanmamalıdır. Gece vardiyasında çalışanlar servisle evlerine kadar “güvenle” ulaştırılması ve kreş hakkı vazgeçilmezdir. Güvenceli işin yanı sıra güvenceli gelecek ve hem evde hem işte çalışan kadınların erken emeklilik hakkı da kadınların yakıcı talepleri arasında. Bunun yanı sıra işyerinde ayrımcı uygulamalara son verilmesi, kadın işçilerin taciz ve şiddete karşı korunması için özel önlemler alınmalıdır.
Bu acil ve somut talepleri elde edebilmek için bütün işçi ve emekçi kadınları 1 Mayıs’ta alanlara çağırıyoruz!

Bu ateşi söndüremezsiniz
1886’da Şikago’da toplanan Amerika İşçi Sendikaları Konfederasyonu, 8 saatlik işgünü için 1 Mayıs’ı grev ve 8 saat uygulamasını fiili olarak hayata geçirme günü olarak belirledi.
Alınan karar fabrikalara yayıldı. İşçilerin hepsinin dilinde aynı sözler vardı: “Biz sadece, fabrikada çalışan, akşam eve geldiğinde yemek yiyip yatan ve ertesi gün yeniden çalışan köleler değiliz. Düşünmek ve yaşamak istiyoruz.”
1 Mayıs 1886’da, grev ve gösterilere yarım milyon işçi katıldı. İşçilerin çoğu 3 Mayıs’ta da sokaklara çıktı. McCormick’e ait fabrikadan atılan ve grevde olan işçiler de miting yaptı. Miting sona ermek üzereyken McCormick fabrika düdüğünü çalarak, içerdeki grev kırıcıları dışarı çıkarttı. Grev kırıcıları protesto etmek için bir grup işçi fabrikaya yöneldi. İşçilere ateş eden polis, 4 işçinin ölmesine, onlarcasının yaralanmasına neden oldu.
Bu saldırıyı protesto etmek için 4 Mayıs’ta Haymarket Alanı’nda miting düzenlendi. Miting tam dağılırken, kürsünün önüne, nereden geldiği belli olmayan bir bomba atıldı. Bomba nedeniyle 7 polis öldü. Yüzlerce işçi asılsız ithamlarla tutuklandı. Tutuklanan işçilerden Albert R. Parsons, August Spies, Adolph Fischer 11 Kasım 1887’de idam edildi. İdam edilen işçi önderlerinin son sözleri tarihe yazıldı: “Burada bir kıvılcımı yok edeceksiniz, ama orada, önünüzde ve arkanızda her yerde başka kıvılcımlar çakacaktır. Bu, içten içe yanan bir ateş. Bu ateşi söndüremezsiniz.”
İkinci Enternasyonal, 1889’da Paris’te toplanan 1. kongresinde 1890 1 Mayıs’ında bütün ülkelerde genel grev uygulama kararı aldı. 1891’de yapılan 2. kongrede ise 1 Mayıs’ın İşçi Sınıfının Birlik Mücadele ve Dayanışma Günü olarak her yıl kutlanmasını kararlaştırdı.

1 MAYIS MARŞI*
Günlerin bugün getirdiği baskı zulüm ve kandır
Ancak bu böyle gitmez sömürü devam etmez
Yepyeni bir hayat gelir bizde ve her yerde

1 Mayıs 1 Mayıs işçinin emekçinin bayramı
Devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkların bayramı

Yepyeni bir güneş doğar dağların doruklarından
Mutlu bir hayat filizlenir kavganın ufuklarından
Yurdumun mutlu günleri mutlak gelen gündedir

1 Mayıs 1 Mayıs işçinin emekçinin bayramı
Devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkların bayramı
Vermeyin insana izin kanması ve susması için
Hakkını alması için kitleyi bilinçlendirin
Bizlerin ellerindedir gelen ışıklı günler

1 Mayıs 1 Mayıs işçinin emekçinin bayramı
Devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkların bayramı

Ulusların gürleyen sesi yeri göğü sarsıyor
Halkların nasırlı yumruğu balyoz gibi patlıyor
Devrimin şanlı dalgası dünyamızı kaplıyor

Gün gelir gün gelir zorbalar kalmaz gider
Devrimin şanlı yolunda bir kağıt gibi erir gider.

(*) 1 Mayıs Marşı, Bertolt Brecht’in Gorki’nin Ana romanından uyarladığı oyunun Türkiye’de perdelenmesi sırasında Sarper Özsan tarafından oyun müziği olarak yazılmış ve bestelenmiştir.

Paylaş: