YERLİLİK, MİLLİLİK VE DİN KARDEŞLİĞİ PROPAGANDASININ EMEK CEPHESİNDEKİ KARNESİ NEDİR?
Emek Partisi İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, son dönem işçi grevleri ve devam eden eylemlere dair Meclis Genel Kurulunda gündem dışı söz alarak değerlendirmelerde bulundu.
Türkiye’yi yöneten saray iktidarının, özellikle işçi ve emekçileri aldatmak için yürüttüğü propagandada sevdiği üç sözcük olduğunu vurgulayan Bayhan, “Bunlardan biri millilik, diğeri yerlilik, bir diğeri de din kardeşliğidir” dedi.
İnsanca yaşayacak ve insanca çalışacak ücretler için fabrika hayatı ve işyeri hayatı için mücadele eden, bunun için grev ve direnişlerde bulunan, eylemler yapan işçi ve emekçilerin gözünden bu sevilen üç sözcüğün ne ifade ettiğini, ne anlam taşıdığını anlatan Bayhan şu ifadelerde bulundu: “Bir anlamda, yerlilik, millilik ve din kardeşliği propagandasının emek cephesindeki karnesini çıkarmaya çalışacağım. İstanbul’un batı ucunda iki fabrika var. Birisi As Plastik, diğeri Polonez. As Plastik işçileri 29 gündür, Polonez işçileri ise 91 gündür grevdeler”
“Diğer ucunda Tuzla’da yine iki fabrika var: MKB Rondo ve Tarkett fabrikaları” diyerek sözlerine devam eden Bayhan, “Bunun dışında Gebze’de Mersen, Bursa’da Eker Süt, Kocaeli’nde Bekeart, Soma’da Fernas, Antep’te Akcanlar, Eskişehir’de Sarar, Hatay’da Yolbulan, Çerkezköy’de Elba Bant, İzmir’de Lezita ve tabii son olarak Denizli’de Flidea tekstil işçileri var. Binlerce işçi kardeşimiz bu fabrikalarda ya grevdeler ya da direniş halindeler.” dedi.
Kamu işçilerinin de sorun ve taleplerine değinen Bayhan, “Binlerce kamu işçisi, sayıları 1 milyona varan kamu işçileri İstanbul, Eskişehir, Kayseri, Kocaeli, Sivas ve daha birçok kentte. Onlar da insanca yaşayacak ücret ve insanca çalışma koşulları talep ediyorlar” dedi.
İŞÇİ SINIFIMIZ YABANCI SÖMÜRÜCÜLERİN MÜLKİYETİNDE,
YASAL HAKLARINI KAZANMAK İÇİN MÜCADELE EDİYORLAR
İstanbul’da bulunan Polonez ve As Plastik fabrikası ile grev ve direniş devam eden diğer fabrikaların yabancı sermayeye ait olduğunu vurgulayan Bayhan, “Polonez fabrikası, %77 Ürdün sermayeli, %23 yerli sermayeli işbirlikçi bir sermayeye ait. Diğer bütün fabrikalar ise Fransa, Belçika, Almanya, Avusturya, İsveç gibi yabancı tekellerin, yani yabancı kapitalistlerin ve sömürücülerin mülkiyetinde.” ifadelerinde bulundu.
GREV HAKKI, TOPLU SÖZLEŞME HAKKI, İNSANCA ÇALIŞMA HAKKI, İŞ GÜVENCESİ HAKKI AYAKLAR ALTINDA
Bayhan, bu fabrikalarda grev hakkı, toplu sözleşme hakkı, insanca çalışma hakkı, iş güvencesi, işten atılma dahil her türlü yasal hakkın ayaklar altında olduğunu belirterek sözlerine şu şekilde devam etti:
“Hiçbiri, yabancı tekelin temsilcisi olan sömürücüler tarafından dinlenmiyor ve uyulmuyor. Ama ne oluyor? Onların karşısına dikilen, birliğini oluşturup sendikalaşan, toplu sözleşme yapmaya çalışan yüzlerce, binlerce işçi kardeşimizin karşısına jandarma ve polis yetkilileri, yöneticiler dikilip bu yabancı sömürücüleri koruyup onları eziyorlar.
Bacaklarını, kollarını kırıyorlar. Polonez’de olduğu gibi gözaltına alıyorlar. Fernas’ta, As Plastik’te olduğu gibi. Tabii yerli sermayedarların olduğu fabrikalar da bunlardan daha iyi değil. Yine demiryolu, kamu işçilerinin, özellikle kamu işçilerinin bulunduğu fabrikalarda, askeri iş kollarında, demiryollarında, karayollarında, sağlık ve diğer kamu iş yerlerindeki işçi kardeşlerimizin durumu da farklı değil. Özellikle savunma sanayisinde çalışan on binlerce işçi kardeşimiz, düşük ücretleri ve ağır çalışma koşullarından dolayı hak talep ediyor.”
SARAY İKTİDARI
SERMAYENİN EGEMENLİĞİNİ PERÇİNLEYECEK POLİTİKALARI SÜRDÜRÜYOR
Saray iktidarının sermayenin egemenliğini perçinleyecek politikalar sürdürdüğünü vurgulayan Bayhan, “Onların bütün ucuz emek sömürüsüyle oluşturdukları değerleri bayrakların altında yüzlerce dolarlık zenginlikler haline getirip dolar milyarderi olmak için kullanıyor. Ondan sonra da buna “yerli milli savunma sanayi” diyorlar” ifadelerinde bulundu.
İÇ CEPHE SÖMÜRÜCÜLERİN HİZMETİNDE
sömürü, daha fazla sömürü, daha fazla sömürü; vahşice, insafsızca sömürü
Son dönemlerde kullanılan “iç cephe” kavramına da değinen Bayhan “İç cephe kavramı tutturuldu. İşçilerin, emekçilerin karşısında kurulan bu iç cephede kimler var? Valiler var, kaymakamlar var, büyük kapitalist sömürücülerin hizmetkârları var. Yetmedi, bir de ruhban sınıfının büyük temsilcileri, müftüler.
Yani iç cephe dedikleri aslında bakarsanız, sermayenin ve sömürücülerin çıkarları için oluşturulmuş bir cephe. Bunun için bizlerle, özellikle Tanrı Dağı kadar Türk, Hira Dağı kadar Müslüman olduğunu söyleyenlere buradan seslenmek istiyorum ve işçi emekçi kardeşlerimi uyarıyorum. Onların kitabında sizin için yazan tek bir kavram var: sömürü, daha fazla sömürü, daha fazla sömürü; vahşice, insafsızca sömürü” diyerek sözlerini noktaladı.
20 EKİMDE TANDOĞAN MİTİNGİNDE BULUŞALIM
Son olarak 20 Ekim’de Ankara Tandoğan’da gerçekleşecek büyük mitinge de çağrı yapan Bayhan, konuşmasını şu sözlerle sonlandırdı:
“Bütün işçi emekçi kardeşlerimizi, on binlerle bu mitingde buluşmaya çağırıyoruz. Biz onlarla birlikte olacağız.
Tandoğan Meydanı’nda bu ülkenin işçi sınıfı iri, diri ve bir olacak ve bu sermaye terörüne hep birlikte yanıt verecek“
