Suriye’de Arap Alevi halkına yönelik katliam ve baskı politikaları son bulsun!

Suriye’de Arap Alevi halkına yönelik katliam ve baskı politikaları son bulsun!

Suriye’de Arap Alevi halkına yönelik katliam ve baskı politikaları son bulsun!

HTŞ’nin Şam dahil Suriye’nin bir kısmının kontrolünü ele almasının üzerinden 3 hafta geçti. Ülkedeki gerilim, kaos ve çatışma giderek yükseliyor. Suriye kaynayan kazan gibi.

Bilindiği gibi 8 Aralık günü HTŞ öncülüğündeki cihadist güçler, Şam’da yönetimi ele geçirdi. Beşşar Esad’ın devrilmesinin ardından iktidara gelmeye çalışan katliamcı cihatçı çeteler, Arap Alevi halkına yönelik katliam, aşağılama ve baskı politikalarını devreye soktu. Bu gerici güruh, sokak ortasında infazlar yapmakta, inanç merkezlerini yakmakta ve halka işkence uygulamaktadır.

Suriye’yi işgal eden İsrail’e karşı sesiz kalan bu güçler farklı din ve mezhepten Suriye halkını katlediyor.

Mezhepçi nefretle hareket eden bu gruplar, cesaretlerini emperyalist güçlerden, Körfez ülkelerinden ve AKP/MHP’nin yeni Osmanlı yayılmacı politikalarından almaktadırlar. Cihatçı gruplar mezhepçi nefretle hareket etmekte ve bu grupların emperyalist güçler ile Türkiye’nin bölgesel politikalarından cesaret aldığı aşikar. 2011’de Suriye’de bu çeteler eliyle başlatılan emperyalist saldırganlıkla; Alevilere, Hristiyanlara, Ezidilere, Kürtlere ve kendilerinden olmayan bütün ezilen halklara yönelik katliamlar ve soykırımlar gerçekleştirilmiştir.

Lazkiye, Tartus, Hama gibi şehirlerde yaşayan Arap Alevilere yönelik saldırılar ve infazlar gerçekleştirmektedir. Kendilerinden olmayan halklara yönelik gerçekleştirilen işkenceler, infazlar ve katliam tehditleri bölgemizde yaşayan halklar için de büyük tedirginlik yaratmaktadır. Hatay başta olmak üzere Suriye’de yaşayan Arap Alevilerin Türkiye’de on binlerce akrabası var.

Geçmişte yaşanılan ve neredeyse bütün dünyanın gözleri önünde gerçekleştirilen IŞİD’in, El Nusra’nın, ÖSO’nun yaptığı katliamlar hala hafızalarımızdadır.

Alevilerin Hama, Humus, Tartus, Lazkiye, Ceble ve Banyas’a yayılan son protesto gösterileri Halep’te kutsal gördükleri Hasibi Türbesi’nin yakılması ve buradaki görevlilerin katledilmesi görüntülerinin ortaya çıkmasından sonra başladı.

Suriye’de HTŞ Lideri Colani’nin mesajlarının aksine Aleviler ve Hristiyanlar başta dinsel-etnik azınlıklara yönelik saldırı ve baskılar artıyor. Alevilerin ve Hristiyanların yoğun oldukları yerlerde evlerinden alınan ve bir daha haber alınamayan insanların sayısının giderek artış olduğu söyleniyor. Arap Alevileri başta olmak üzere azınlıklara yönelik inançları üzerinden aşağılama, hakaret ve eylem görüntüleri sosyal medyada yayılıyor.

Başkent Şam’ın yanı sıra Hama, Humus, Tartus ve Lazkiye’de bu saldırı ve baskılara karşı kitlesel protestolar düzenleniyor. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) göstericilere HTŞ yönetimi tarafından ateş açılması nedeniyle ölü ve yaralıların olduğunu bildiriyor.

Suriye’de dünyanın dört bir yanından gitmiş cihatçılar var, 100’den fazla ülkeden gitmiş paramiliter güçlerin olduğu biliniyor. Bu Ortaçağ barbarlığı kafa kesiyor. Bu güçler, şimdiye kadar İdlib’de duruyordu, TSK da onları orada hem koruyordu hem tutuyordu. Şimdi onlar bütün Suriye’ye dağıldılar. Olmadık görüntüler, olmadık saldırılar oluyor. İç savaşı tetikleyecek bir süreç işliyor. Lazkiye’de bir saldırı, soykırım endişesi var.

Alevi olmak, cihatçılar tarafından katledilmek için yeterli bir sebep. Kürtler ise, iç savaşta kendi bölgelerinde yaşayan diğer azınlıklarla seküler-demokratik bir yönetim kurdukları için cihatçılar için ‘katli vacip’ bir diğer kesim olarak görülüyor. Bu nedenle HTŞ’nin önceli El Nusra ve IŞİD için Aleviler ve Kürtler öncelikli hedef oluyorlar. Emek ve demokrasi güçleri olarak bu saldırılara karşı birleşelim, mücadeleyi yükseltelim.

Kürtlere, Ezidilere, Hristiyanlara ve ezilen bütün halklara yönelik katliam tehditlerine karşı sessiz kalmayalım. Ortadoğu’nun ve bölgenin giderek daha fazla savaş bataklığına çekilmesine izin vermeyelim. Mezhep ayrımına karşı halkların eşit ve özgür yaşam talebini yükseltelim.

*Suriye’de bütün etnik ve dinsel-mezhepsel toplulukların kendilerini güvende hissedebilmelerinin ve barış içinde bir arada yaşamasının yolu, demokratik-laik anayasal bir yönetim modelinden geçiyor.

*Emperyalistler ve Türkiye dahil yabancı askeri birlikler Suriye’den derhal çekilmelidir.

*Farklı ulusal kimlik ve inançlardan oluşan Suriye halkı kendi kaderini kendi tayin etmelidir.

*Suriye’nin bugünü ve geleceği ancak antiemperyalist, barışçı, demokratik bir halk egemenliği ile garanti altına alınabilir.

*Alevi katliamı derhal durdurulmalı, Suriye’nin geleceğini Suriye halkları özgürce belirlemelidir.

Seyit Aslan
Emek Partisi Genel Başkanı

Paylaş: