YENİ YILDA UMUTLA DAHA GÜÇLÜ BİR MÜCADELEYE
Türkiye tarihinin ve dolayısıyla emekçilerinin çok büyük bir ekonomik yoksullaşmayı yaşadıkları bir dönemden geçtik, geçiyoruz. Kapitalistleri ihya eden, teşviklere boğan sermaye düzeni ve iktidarı ile karşı karşıyayız. Uyguladıkları ekonomi programları IMF, Dünya Bankası programı klasiğinden farksız. Uluslararası sermayenin ve örgütlerinin olduğu kadar ülkenin kapitalistleri için de hazırlanmış bol akçeli bir program. Sonuçları belli. İşçi sınıfı ve emekçilerin yoksullaşması, açlık sınırının altında ücret, iş cinayetleri, sendikasızlaştırma, özelleştirme, yeraltı ve yer üstü kaynakların yerli ve yabancı tekellere peşkeş çekilmesi, doğanın yağmalanması, basın ve ifade özgürlüğünün kısıtlanması, sansür, yasak, baskı ve şiddetin kalıcılaştırılması anlamına gelen bir program. İşçilerin öğle yemeğinde yemediği meyvesini evindeki çocuğuna götürmek zorunda bırakan bir program.
Bu programı uygulamak için ellerinde kalan en önemli silahları ise devletin ve tüm kurumlarının baskı aracı olarak kullanılmasıdır. Grev yasaklarıyla, adaletsizlikle, hukuksuzlukla, hakkını arayanların her türden şiddetle sindirme ile yüz yüze kaldığı bir baskı düzeni. Demokratik laik bir düzen diyen, siyasal özgürlüklerimiz diyen, ülkede yaşayan tüm halkların eşitliğini isteyen, işçisi, kamu emekçisi, öğrencisi, üretici köylüsü, kadını, erkeği, Kürdü, Türkü, Alevisi Sünnisi ile toplumun her kesimini baskıyla sindirmeye çalışan düzenin adı oldu tek adam düzeni, Cumhur İttifakı iktidarı.
“Ülkede demokrasi bölgede barış” diyenlerin tersine emperyalistlerle iş tutarak yayılmacı emellerinin peşinde koşan bir iktidarla karşı karşıyayız. Kendi özgürlüğünü Ortadoğu halklarının da özgürlüğünden ayrı görmeyenlerin taleplerini görmezden gelmek bir yana gözaltılarla susturmanın adı oldu bu iktidar sahipleri.
Çocuk ve kadın cinayetlerini “kader planı” diyerek, işçi cinayetlerini “bu işin fıtratında var” diyerek geçiştiren iktidar, “hayır” diyenlere ceza verip suçluları aklayan bir kara düzeni temsil etmiştir.
Umudu büyütelim!
Yaşananlar karanlık resmin tümünü yansıtmıyor elbette.
Önümüzdeki karanlığın içinde yayılan, onu dağıtacak ışığın da ortaya çıkmaya başladığını da görüyoruz. Geçmiş yıllardan da devralınan bu ışık demetini elinde yükseltmeye çalışarak yolunu arayan işçi sınıfı eylemleridir, umudumuzu büyüten.
Karanlığa baskılara inat; geleceğin güzel günlerini kuracak ellerin birleşmesinin de emareleridir bu ışık. Yasakları parçalayan metal işçilerinin özgür günlere olan güveninin ışığıdır ellerindeki güç. “İşten atılanlar kardeşimdir” diyerek onlar için fabrikasını terk etmeyerek hakkını alanların temsil ettiği günlerin ışığıdır ellerindeki.
Yüz binlercesinin alanları doldurduğu, yeni yılların umudunu ellerini birleştirerek gösterdikleri nice yıllarımız olsun. Umudu büyütecek nice mücadele yıllarımız olsun.
Gelecek; kadınıyla genciyle erkeğiyle her milliyetten emekçinin işçi sınıfı eliyle sosyalizmi kurduğu yıllarımız olacaktır. Umudumuzu büyütelim. Kurtuluş işçi ve emekçilerin, birleşik, kitlesel, örgütlü mücadelesindedir, kurtuluş kendi kollarımızdadır.
Seyit Aslan
Genel Başkan
