“TEK ADAM DÜZENİNİN PARÇASI”
Emek Partisi İstanbul Milletvekili İskender Bayhan DDK’ya verilen yetkilerin Anayasa’ya aykırı olduğunu ama sadece bununla sınırlı kalmadığını belirterek “Bu aslında DDK’nin bir mahkemeye dönüştürülmesi, bir yargı kuruluna dönüştürülmesi, bir ceza verebilir duruma gelmesi, getirilmesi durumudur”
Yasayı “Bugünkü mevcut tek adam düzeninin gerici faşist bir devlet düzeni haline getirilmesi üzerine yürütülen politikaların bir parçası” olarak tanımlayan Bayhan şöyle devam etti: “Çünkü bir kez daha bu düzenleme ile gördük ki Erdoğan ve Cumhur İttifakı, en basit bir demokratik hakkın kırıntısına bile tahammülü edemiyor. Türkiye’deki kitle örgütleri, sendikalar, belediyeler, yerel yönetimlerdeki (kırıntı halinde de olsa) her tür demokratik hak ve örgütlenmeyi baskı altına alacak, tasfiye edecek, onların yöneticilerinin temsilcilerini görevden alabilecek ve işlevsiz hale getirebilecek.
Bayhan düzenlemenin “Kabul edilemez” olduğunu söyleyerek “Bu çok açık ki Türkiye’de gerici faşist bir rejim inşasının yeni bir adımı. Aslında bütünüyle mevcut yargı sistemini bypass ederek kendisini bir yargı kurumu gibi yetkilendiriyor. Yani ceza verebilir, görevden alabilir, yönetimlerin çalışmasını doldurabilir, fiilen bir kayyum atayabilir duruma getiriyor. Bu açıdan çok açık ki yargının bypass edilmesi mevcut” dedi.
“HEP BİRLİKTE KARŞI ÇIKMAK GEREKİYOR”
Asıl çarpıcı olan kısmın da “tek adam düzeninin, tek adam sisteminin ve sarayındaki yetkilerin tek elde birleşmesi yönünde bir adım atmış olmak. Yani bir anlamda tek adam rejimini gerici faşist bir rejim temelinde tahkim etmek” olduğunu söyleyen EMEP Milletvekili Bayhan, bu gelişimlerin hiçbirisinin anti demokratik saldırı politikalarından bağımsız olmadığını aktardı.
Bayhan “Bu ülkede Erdoğan iktidarı hem ekonomik hem de demokratik alanda yaşanan sorunların karşısında her sorunu, her bir problemi kendi yetkilerini artırarak tek adam iddiasını güçlendirecek bütün ve yetkileri kendi elinde toparlayacak bir fırsata dönüştürüyor” dedi. Bayhan şöyle devam etti: “Bu düzenleme aynı zamanda işçi ve emekçiler olarak grev yasaklarına, belediyelere kayyum atanmasına, Boğaziçi Üniversitesi başta olmak üzere bütün üniversitelerde hakim hale getirilen kayyum rektör uygulamasına, gazetecilerin tutuklanmasına, sosyal medya platformlarından düşüncesini dile getiren yurttaşlarımızın polis baskınlarıyla gözaltına alınmasına neden hep birlikte karşı çıkmamız gerektiğini de gösteriyor. Çünkü bu uygulamaların hepsi bütün yetkileri elinde toplayan Cumhurbaşkanı’nın, tek adam düzeninin bir ürünü. Ve bu yasa bu düzeni tahkim etmek için çıkarılmış bir yasa. Onun için bütün işçi ve emekçi kardeşlerimiz hem ekonomik haklarına hem de demokratik haklara birlikte sahip çıkma ve mücadeleyi büyütmek durumunda.”
