Sevda Karaca grevdeki Temel Conta işçilerini ziyaret etti
240 gündür grevde olan Petrol-İş Aliağa Şubede örgütlü Temel Conta işçilerini ziyaret eden EMEP Milletvekili Sevda Karaca, “Patronların cüretini hep beraber kırmamız lazım” dedi.
Emek Partisi (EMEP) Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, 240 gündür grevde olan Petrol-İş Aliağa Şubede örgütlü Temel Conta işçilerinin fabrika önündeki direnişini ziyaret etti. Ziyarete Emek Partisi Emek Partisi İzmir İl Yöneticileri de katılırken, “Temel conta işçisi yalnız değildir” ve “Direne direne kazanacağız” sloganları atıldı.
Ziyarette konuşan Sevda Karaca, bir patron devleti ile karşı karşıya olunduğunu kaydederek, “Bizim onu değiştirebilmemizin tek bir olanağı var, o da işçilerin gerçekten mücadeleyle, bu yapıyı değiştirebilecek bir güce ulaşabilmesi. Siz ne kadar açık biçimde yaşadınız, grev kırıcılığını, buradaki bütün o haksızlığı, hukuksuzluğu rahat biçimde ortaya koyabiliyorlar. Bu tek bir patronun cüreti değil, patron sınıfının toplam cüreti. Ve gerçekten de kimsenin onlara laf etmeyeceklerine ilişkin çok açık bir cüretleri var. Bu cüreti hep beraber kırmamız lazım. Buraya Dersim Pertek’ten geliyorum. Orada Peri tekstil fabrikasında, işçi kadınlar aynı sizin gördüğünüz muamelelerle karşı karşıya kaldıkları için itiraz yükselttiler ve sendikalaştılar. O kadar çok benziyor ki sizin hikayenize. Mobbing, baskı, hakaret, ağır çalışma koşulları, molaların olmayışı, kadın işçilere özel sizin yaşadığınız gibi tehditler… En son önce kadınlar isyan etti. Şimdi bir haftaya yakın bir süredir Pertek’in ilk grevini yapıyorlar. Buradan da selamlarınızı ve mesajlarınızı onlara ulaştırmak isterim. 240 gündür ortaya koyduğunuz dirençle Türkiye işçi sınıfına ve kadın işçilere grev eğitmenliği yapacak deneyime ulaştınız” diye konuştu.

“İşçilerin sözünün süreçte etkili olabilmesi için dayanaklar oluşturmak istiyoruz”
Kürt sorununda demokratik ve halkçı çözüm için işçi ve emekçilerin taleplerini, sözlerini komisyona taşımak için çaba göstereceklerini dile getiren Karaca, iktidarın değil halkın sözünün, kalıcı bir barış isteyenlerin tartışmalarının komisyonda belirleyici olabilmesi için tartışmayı işçi ve emekçilerin olduğu her yere taşımak için buluşmalar yaptıklarını söyledi. “Barış, ülkenin her yerindeki emekçilerin en temel talebi olmak zorunda. İktidarın çözümden anladığı ile halkın çözümü aynı değil. Ama bu farklılığın bir etki yaratabilmesi için halkın da örgütlü bir biçimde sürece müdahale etmesi gerekli. Biz Emek Partisi olarak tartışmayı yalnızca komisyon masasında değil, işte böyle direniş alanlarında, işyerlerinde, işçi mahallelerinde de sürdürmek ve işçilerin sözünün bu süreçte etkili olabilmesi için dayanaklar oluşturmak istiyoruz. Eylül ayında ülkenin demokratikleşmesi ve işçi sınıfının ülke gündemini belirleyecek taleplerinin bütünlüklü bir biçimde ortaya konması için bir bildirge yayınlayacağız ve bunun işçilerin emekçilerin ekmek mücadelesi ile barış mücadelesi, insanca çalışma mücadelesi ile demokrasi mücadelesi arasındaki ayrılmaz bağları açık biçimde ifade eden bir çalışma olması için öncelikle emekçilere tartışacağız. Temel Conta işçilerinin hak hukuk tanımaz patron karşısında yaşadıkları, param var benim, bana her şey mübah diyen patron karşısında devlet tarafından yapayalnız bırakılması elbette en temel demokrasi sorunlarından biridir. Hak arayışında millî güvenlik bahanesiyle grevlerinin yasaklanması, mücadele ederken terörist damgası yemesi bu ülkenin en temel demokrasi sorunlarından biridir. Kürt sorununda demokratik ve halkçı çözüm öncelikle işçi ve emekçilerin hak mücadelesi için önemlidir, bu öneme uygun olarak işçi ve emekçilerin bu konuda daha fazla rol alması gerekir. Biz Emek Partisi olarak bu bakış açısıyla komisyonda yer alıyoruz” dedi.
“Demokratikleşmeden bahsedenler işçilerin yasasını gündeme alacaklar mı göreceğiz”
Demokratikleşme tartışmalarına ilişkin sözlerine devam eden Karaca, “Demokratikleşme tartışmasında birçok şey konuşulabiliyor. Ama kimse bu ülkenin yasaları işçileri koruyan maddeler taşıyor bunlar eksik, işçiler bu hakların yerine getirilmesini istiyor demiyor. Bu durum memleketin bütünüyle demokratikleşmenin bir parçası olarak değerlendirilmiyor. Biz sizlerin de imza attığı bir yasa teklifi verdik meclise. Bütün muhalefetin ortak imzasıyla verilmiş oldu. Neticeyi Ekim’de göreceğiz. Meclis açıldığında 50 bin işçinin imzasıyla ve çok daha fazlasının onayıyla işçilerin meclise taşıdığı yasa teklifini genel kurula alacaklar mı, bu onlar için bir sınav olacak. Hep beraber imzalarken mücadele ettik. Şimdi gündeme alınması için de mücadele edeceğiz. Yasalaştığı takdirde ise uygulanması için mücadele edeceğiz” ifadelerini kullandı.
“İşçilerin temel hakları yok sayılarak demokratikleşme olmaz”
Akabinde konuşan Petrol İş Sendikası Aliağa Şube Başkanı Hasan Toptan, hem ziyaret hem de sürecin başından bu yana yanlarında oldukları için Emek Partisi’ne teşekkürlerini ileterek, “Şimdi bir anayasa tartışması yürütülüyor memlekette. Ama biz buradan açıkça söylüyoruz: İşçilerin onaylamadığı, emekçilerin söz hakkı almadığı bir anayasa tartışması demokratikleşme getirmez. Grev hakkını yasaklayarak, işçinin direnişlerini, sendikal mücadeleleri bastırarak demokrasi inşa edemezsiniz. Biz bu tip uygulamalarla çokça kez karşı karşıya gelen bir sendikayız. Bugüne kadar defalarca grev kararlarımız ‘milli güvenlik’ bahanesiyle ertelendi. Yani bir yandan demokratikleşmeden bahsediliyor, bir yandan işçinin temel hakları yok sayılıyor. Bu ikisi bir arada yürümez” ifadelerini kullandı.
“Anayasamızı patronların ayağının altından almamız gerekiyor”
Ardından konuşan Petrol-İş Aliağa Şube Temel Conta İş Yeri Temsilcisi Sinem Kaya ise 240 gündür soğuk, yağmur, çamur demeden mücadele ettiklerini belirterek, “Tek yapılması gereken şey oturup masada TİS imzalanması. Ama Temel Conta patronu benim param var diyerek Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını ayaklar altına alıyor. Baktığımızda bunu bütün patronlar yapıyor. Bizim anayasamızı patronların ayağının altından almamız gerekiyor. Burada da işçilere, emekçilere, sendikalara çok iş düşüyor. Bizim en büyük şansımız Petrol-İş Sendikası bunu gururla söylüyoruz. Genel merkez, şubemiz, başkanlarımız her zaman yanımızda oldu” ifadelerini kullandı.
Buradaki mücadelenin yalnızca Temel Conta işçilerinin ve Petrol-İş’in olmadığını vurgulayan Kaya, “Az ileride Lezita grevi bitti. Yine Lastik-İş iki yerde örgütlenmeye çalıştı ve bu esnada işçiler işten çıkarıldı ve örgütlenmenin önünü kestiler. Yani burada bir sınıf mücadelesi var. Patronlar bize ‘işinize geliyorsa çalışın işinize gelmiyorsa çalışmayın’ diyor. Çünkü Temel Conta patronunun verdiği de Erenli Kauçuk’un verdiği de aynı. Biz bugün içeriden sırtımızda koca bir kamburla çıktık. Dışarı çıktığımızda omuzlarımız ağrıyordu. Bugün bizim omuzlarımız hafif. 240 gündür mücadele ediyoruz zorlukları da var ama geriye dönüp baktığımızda iyi ki hakkımız için sesimizi çıkarttık, grev dedik ve sesimizi duyurduk. Çünkü biz artık ezilmekten bıktık. ‘Benim param var’ diyen Temel Conta patronuna soruyoruz: Madem paran var neden bizi bu kötü koşullara mahkum etmeye çalışıyorsun” ifadelerini kullandı.
Ziyarette son olarak Dersim’in Pertek ilçesinde işten atmalara karşı direnişte olan Peri Tekstil işçilerine dayanışma mesajı ve selam gönderildi. Mücadele etmeden kazanım olmadığını ve direnerek öğrendiklerini belirten Sinem Kaya, “Sonuna kadar sesiniziz ve yanınızdayız. Buradan size selam olsun, direnen güzel kadın işçiler. Bizler sizlerle beraberiz, omuz omuza mücadele edeceğiz” ifadelerini kullandı.
