10 SORU-10 CEVAPTA MESLEK HASTALIKLARI
‘MESLEK HASTALIKLARINA KARŞI,
EMEĞİN SAĞLIKLI OLMA HAKKI İÇİN’ BİRLEŞELİM!
MESLEK HASTALIKLARINI SIFIRLAYALIM!
GİRİŞ:
Türkiye ölümlü iş kazalarında Avrupa birincisi… Türkiye’de her gün iş kazalarında ortalama 5 işçi yaşamını kaybediyor. Özellikle Soma faciasından sonra işçi cinayetleri gizlenemez hale geldi. İktidarı boyunca işçi cinayetlerine davetiye çıkaran AKP hükümeti, iş cinayetlerini önlemek yerine “kader-fıtrat” diyerek işçi cinayetlerinin/katliamlarının üzerini örtmeye çalışıyor. Ancak artık mızrak çuvala sığmıyor. İş kazalarına karşı, işçi cinayetlerine karşı hem işçilerin hem toplumun sesi giderek daha çok yükseliyor…
Ancak en az iş kazaları kadar önemli olan bir başka sorun daha var: Meslek Hastalıkları! İş kazalarını çoğu zaman gizlemek mümkün değil. İş kazası olduğu an, sonuçları da ortaya çıkıyor. Soma katliamında olduğu gibi işçi cinayetleri, aynı anda çok sayıda işçinin yaşamına mal olduğu için daha çok dikkat çekebiliyor. Ancak, çalışma faaliyeti ve yapılan meslek/iş nedeniyle ve gerekli önlemlerin alınmaması sonucunda görülen meslek hastalıklarının ortaya çıkışı daha uzun zaman alabiliyor. Öte yandan aynı işyerinde ve işte çalışan işçilerde meslek hastalıklarının görülme süreci daha kısa ya da uzun olabiliyor.
Kot kumlama işçilerinde görülen “silikozis” hastalığı gibi hızla ve kısa sürede çok sayıda işçinin hayatına mal olmadığı sürece meslek hastalıkları, buzdağının suyun altında kalan kısmını oluşturuyor… Türkiye’de meslek hastalıklarının yüzde 1’i bile tespit edilemiyor. Oysa Türkiye’de her yıl en az yüz bin çalışan meslek hastalığına yakalanıyor, binlerce emekçi yaşamını ve sağlığını kaybediyor. Meslek hastalıklarına karşı önlem alınmadığı için meslek hastalıkları adeta kar gibi büyüyor.
Bu nedenle, “10 Soru-10 Cevapta” başlıklı bu çalışmada, işçi sınıfının partisi olarak, sınıfımıza meslek hastalığına ilişkin temel bilgileri sunmayı amaçladık.
Bu çalışmada, meslek hastalığının tanımı, türleri, nasıl ve ne zaman ortaya çıktığı, meslek hastalıklarının tıbbi bir mesele olup olmadığı, önlenip önlenemeyeceğine ilişkin bilgileri bulabilirsiniz. Meslek hastalıklarına ilişkin Dünya’da ve Türkiye’deki mevcut durum, meslek hastalıklarının tespit edilmemesinin sonuçları, meslek hastalıklarına ilişkin patronlar ve devletin sorumluluğu ile işçilerin haklarına ilişkin bilgiler de çalışmada ilginize sunulmaktadır.
Meslek hastalıklarını önlemek mümkün! Meslek hastalıklarını kaynağında yok etmek de mümkün! Yeter ki birleşelim, örgütlenelim, birlikte mücadele edelim.
İşçi hayatlarını söndürenlere inat, meslek hastalıklarını birlikte sıfırlayalım!
1) Meslek hastalığı nedir?
Uluslararası Çalışma Örgütü’nün tanımına göre, “çalışma faaliyetinden kaynaklanan risklere maruz kalma sonucu oluşan hastalıklar” meslek hastalığıdır.
Örneğin kömür madeninde çalışan işçi, gerekli önlemler alınmazsa, kömür tozuna maruz kaldığı için “pnömokonyoz” adı verilen meslek hastalığına yakalanabilir.
Akü fabrikasında çalışan bir işçi, önlem alınmadığı takdirde, çalışırken maruz kaldığı kurşun nedeniyle “kurşun zehirlenmesi” ile karşı karşıya kalabilir.
Masa başında çalışan bir işçi, ergonomik çalışma koşul ve ekipmanları sağlanmadığı takdirde, boyun ve bel fıtığı gibi kas-iskelet sistemine ilişkin meslek hastalıklarına yakalanabilir.
O halde “meslek hastalığı nedir?” sorusuna yanıt verirken iki temel unsurdan söz etmek mümkündür. Birincisi, yapılan işin/mesleğin ve çalışma ortamının/sürecinin yol açtığı risklerdir. İkincisi ise bu risklere karşı gerekli önlemler alınmaması nedeniyle işçilerin bu risklere maruz kalmasıdır.
2) Meslek hastalıklarının türleri nelerdir, meslek hastalıkları ne zaman ve nasıl ortaya çıkar?
Meslek hastalığına neden olan etkenler dört grupta toplanmaktadır: Kimyasal nedenler, fiziksel nedenler, biyolojik nedenler ve psiko-sosyal nedenler.
Meslek hastalığına neden olan etkenler, insan vücuduna başlıca üç yolla girmektedir: Solunum, deri ve sindirim.
Meslek hastalıklarının sınıflandırılması farklı biçimlerde yapılmaktadır. Bununla birlikte meslek hastalıklarını ve meslek hastalıklarına yol açan başlıca etkenleri şu şekilde sınıflandırmak mümkündür.
Kimyasal Kaynaklı Meslek Hastalıkları
Başlıca Etkenler :a)Ağır metaller b)Aromatik ve alifatik bileşikler c)Gazlar
Fiziksel Kaynaklı Meslek Hastalıkları
Başlıca Etkenler a)Gürültü ve sarsıntı b) Tozlar c)Sıcak ve soğuk ortamda çalışma d) Düşük ve yüksek basınçta çalışma e)Radyasyon f) Ergonomi
Biyolojik Kaynaklı Meslek Hastalıkları
Başlıca Etkenler a)Bakteriler b) Virüsler
Psiko-Sosyal Kaynaklı Meslek Hastalıkları
Başlıca Etkenler a)Çalışma koşulları, ilişkileri ve süreleri b) İş güvensizliği d) Ağır iş yükü e) Meslek yıpranma f) Mobbing
Meslek hastalıkları sadece fiziksel sağlığımızı değil, psikolojik ve sosyal sağlığımızı da olumsuz etkiliyor. Her sektörde, her meslekte farklı meslek hastalıkları görülebiliyor…
İşçi sağlığı uzmanlarına göre, gerekli önlemler alındığı takdirde meslek hastalıklarını önlemek mümkündür. Ancak gerekli önlemler alınmazsa, risklere maruz kalan işçilerin meslek hastalığına yakalanması çoğu zaman kaçınılmazdır.
İş kazaları, gerçekleştiği anda hissedilir ve kazanın sonuçları ortaya çıkar. Ancak meslek hastalıkları, çok kısa sürede ortaya çıkabildiği gibi aylar, hatta yıllar sonra bile ortaya çıkabilir. Öyle ki, meslek hastalıkları işçi başka bir işe geçtikten, hatta emekli olduktan sonra dahi boy gösterebilir. Bu nedenle, meslek hastalıklarının “sinsi bir karakteri” olduğu vurgulanmaktadır.
Meslek hastalığı riski, işçinin meslek hastalığına yol açan etkenle karşılaştığı anda başlar. Bazı etkenler, kısa sürede meslek hastalığına yol açarken, bazı etkenler uzun vadede meslek hastalığına neden olur. Meslek hastalıkları, işçinin hastalığa yol açan etkenle ilk temasından 1 hafta ile 30 yıl sonra ortaya çıkabilmektedir. Meslek hastalığının ortaya çıkma süresi, etkenin düzeyine ve işçinin bireysel özelliklerine göre değişiklik gösterebilir.
Örneğin radyasyonlu ortamda çalışan bir sağlık teknisyeni, önlem alınmadığı için insan sağlığına zararlı düzeyde radyasyona maruz kalıyorsa bir süre sonra mesleki kansere yakalanabilir. Mesleki kanserin yani meslek hastalığının ortaya çıkış süresi, işçinin maruz kaldığı radyasyon dozajına ve işçinin özelliklerine göre daha kısa ya da uzun olabilir. Bu noktada önemli olan, işçinin sağlığına zarar verecek düzeyde radyasyona maruz kalmasının önlenmesidir, aksi takdirde mesleki kanser kapıda beklemektedir…
Benzer başka bir örnek ise “silika tozu”nun yol açtığı silikozis hastalığıdır. Maden işçilerinde silikozis hastalığı genelde en az 10 yıllık bir çalışmanın ardından görülebilirken, silika tozuna çok daha yoğun bir biçimde maruz kalan kot kumlama işçilerinde silikozis hastalığı 1-2 yıllık bir çalışmayla birlikte ortaya çıkabilmektedir.
3) Meslek hastalıkları, iş kazalarından daha mı az tehlikelidir?
Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) verilerine göre 2013 yılında, dünya genelinde 2 milyon 340 bin emekçi, mesleki (işle ilgili) nedenlerle hayatını kaybetmiştir. Bu ölümlerin, yaklaşık 2 milyonu meslek hastalıkları, geri kalanı ise iş kazaları nedeniyle gerçekleşmiştir.
Bir başka deyişle bir yılda meslek hastalık nedeni ile ölen işçi sayısı, iş kazası nedeniyle ölen işçi sayısının yaklaşık 6 katıdır. Bu nedenle, meslek hastalıklarının, meslek hastalıklarının iş kazalarından daha tehlikeli olduğunu söylemek bile mümkündür.
Öte yandan meslek hastalıkları, insan sağlığı üzerinde kalıcı hasarlar bırakabilmektedir. Meslek hastalıklarının olumsuz sonuçları, işçileri ömür boyu takip edebilmektedir. Mesleki kanser, silikozis gibi birçok meslek hastalığı ölümcüldür…
4) Meslek hastalıkları önlenebilir mi?
Tüm Dünyada meslek hastalıklarının yüzde 100 önlenebilir olduğu kabul edilmektedir. Yani gerekli önlemler alındığı takdirde, meslek hastalıklarının tümünü önlemek mümkündür.
Meslek hastalıkları kaçınılmaz değildir. Hiçbir mesleğin fıtratında hastalık yoktur. Meslek hastalıkları, işçilerin kaderi değildir!
5) Meslek hastalıkları ‘tıbbi’ bir mesele midir?
Meslek hastalıkları, tıbbi olarak tanısı konulan ve tedavisi yapılan hastalıklardır. Ancak meslek hastalıklarını tıbbi bir mesele olarak düşünmek doğru değildir.
Tüm meslek hastalıklarını önlemek, meslek hastalığı sayısını sıfıra indirmek mümkünken, ülkemizde yüz binlerce, dünyada milyonlarca işçinin meslek hastalığına yakalanmasının, sağlığını ve hatta yaşamını kaybetmesinin temel nedeni “kapitalizm”dir.
Yoğun emek sömürüsüne dayanan, “sermaye ve kar”ı her şeyin önüne koyan kapitalizm, iş kazaları ve meslek hastalıklarının temel kaynağıdır. Nasıl artık “iş kazası” yerine “iş cinayeti” deniliyorsa, “meslek hastalığı” yerine de “kar hastalığı” demek mümkündür.
Türkiye’de ve Dünya’da uygulanagelen yeni-liberal, emek düşmanı politikalar, daha çok meslek hastalığına zemin hazırlamaktadır. Özelleştirme, taşeronlaştırma, sendikasızlaştırma, güvencesiz istihdam biçimleri, artar çalışma süreleri, ağır çalışma koşulları, düşük ücretler, meslek hastalığı sorununu daha da derinleştirmektedir.
Daha fazla kar ve daha fazla sömürü için alınmayan her önlem, işçilere hem iş kazası, hem meslek hastalığı olarak geri dönmektedir…
Hiçbir meslek, hiçbir iş, kendiliğinden hastalığa yol açmaz. Her meslekte bazı riskler olabilir ancak bunların hepsi önlenebilir risklerdir. Gerekli önlemler alındığı takdirde meslek hastalıklarının tümünün ortaya çıkmasını önlemek mümkündür. Öyleyse, işçiyi iş ya da meslek hasta etmez. İşçiyi hasta eden, iş veya mesleğin yol açtığı risklere karşı gerekli önlemleri almayan patronlar ve gerekli önlemlerin alınmasını sağlamayan patron dostu iktidarlardır.
Sonuç olarak, “meslek” hastalıklarının nedeni ve sorumlusu, meslek değildir, iş değildir, işçi değildir. Sorunun kaynağı insan sağlığının önüne karı koyan kapitalizm, sorunun sorumlusu kapitalistler ve onların çıkarlarını koruyan iktidarlardır!
6) Meslek hastalıkları bu kadar önemliyse Türkiye’de neden gündeme gelmiyor?
Çünkü Türkiye’de meslek hastalıkları tespit edilmiyor. Türkiye’de yılda ortalama tespit edilebilen meslek hastalığı sayısı 500-600’ı geçmiyor. Meslek hastalıkları, iş kazalarından farklı olarak zaman içinde görüldüğü için, çok sayıda işçi aynı anda meslek hastalıklarında yaşamını yitirmediği için, meslek hastalıkları tespit edilmediği için yeterince gündeme gelmiyor.
Türkiye’de yalnızca üç meslek hastalığı hastanesi var. Meslek hastalıklarının tespiti için gerekli taramalar yapılmıyor. Meslek hastalığı tanısı konulması son derece bürokratik, zahmetli ve uzun bir süreç. Patronlar, meslek hastalıklarını gizlemek için ellerinden geleni yapıyor ve Hükümet de bu duruma göz yumuyor.
Oysa durum çok vahim…
7) Türkiye’de meslek hastalıklarında gerçek durum nedir?
Meslek hastalıkları sayısı ülkeden ülkeye değişiyor. Bununla birlikte her bin işçi için yılda 4 ila 12 arasında yeni meslek hastalığı beklenmektedir.
Bu verilere göre sadece sigortalı işçiler bakımından Türkiye’de her yıl 50 bin ila 150 bin arasında yeni meslek hastalığı vakası beklenmektedir. Tüm çalışanlar dâhil edildiğinde bu rakam daha da yükselmektedir.
Bu çerçevede Türkiye’de yılda en az 100 bin yeni meslek hastalığı beklenebileceği söylenebilir. Ancak Türkiye’de yılda ortalama 572 yeni meslek hastalığı tanısı konulabilmektedir. Bir başka deyişle Türkiye’de meslek hastalıklarının yüzde 1’i bile tespit edilememektedir.
Son istatistiklere göre Türkiye’de 81 ilin 53’ünde hiç meslek hastalığı tespit edilmemiştir. 99 farklı sektörün 62’sinde hiç meslek hastalığı tanısı konulmamıştır. Oysa meslek hastalıkları her ilde ve hemen hemen her sektörde görülmektedir.
Sosyal Güvenlik Kurumu istatistiklerine göre Türkiye’de yılda ortalama 6 işçi meslek hastalıkları nedeniyle hayatını kaybederken, 572 işçi de sürekli iş göremez hale gelmektedir.
Oysa Sağlık Bakanlığı bünyesindeki İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesi’nin internet sitesinde yer alan veriler, çok daha acı bir tabloyu gözler önüne sermektedir. Bu verilere göre Türkiye’de her yıl 2 binden fazla işçi meslek hastalıkları nedeniyle yaşamını yitirirken 6 binden fazla işçi sağlığını yitirmekte, malul hale gelmektedir.
Türkiye’de yüz binlerce, belki de milyonlarca emekçi, meslek hastalıkları ile karşı karşıyadır. Binlerce işçi her yıl meslek hastalıkları nedeniyle yaşamını yitirmekte ya da sağlığından olmaktadır. Ancak meslek hastalıklarını önlemek gibi bir derdi olmayan sermaye dostu iktidarlar, meslek hastalıklarının tespiti için de gerekli çalışmaları yürütmemektedir.
Türkiye’de Ankara, İstanbul ve Zonguldak’ta üç meslek hastalıkları hastanesi bulunmaktadır. Milyonlarca işçi için üç hastane yeterli olmadığı gibi Türkiye’de meslek hastalıklarının tespiti, izlenmesi ve önlenmesi için yıllardır adım atılmamaktadır.
Yasalar, sadece “sigortalı” işçilerin meslek hastalıklarını kabul etmektedir. 3,5 milyondan fazla kayıt dışı işçinin meslek hastalıkları, “meslek hastalığı” sayılmamaktadır.
Yasalar, meslek hastalıklarının tespitini kolaylaştırmak yerine zorlaştırmaktadır. Bir işçiye meslek hastalığı tanısı konulması aylar, hatta yıllar sürebilmektedir.
Emek düşmanı, sermaye dostu politikalar meslek hastalıklarını körüklemektedir. Özelleştirme, taşeronlaştırma, güvencesiz istihdam, esneklik, sendikasızlaştırma ve yoğun sömürü politikaları, meslek hastalıklarına davetiye çıkarmaktadır. Bütün bunlara, meslek hastalıklarının önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınmaması eklenince korkunç bir tablo ortaya çıkmaktadır. Sermaye dostu hükümetler ve patronlar milyonlarca emekçiyi meslek hastalıklarına sürüklemektedir. Meslek hastalıklarına zemin hazırlanması yetmezmiş gibi meslek hastalıklarının üzeri örtülmektedir…
8) Meslek hastalıklarının tespit edilmemesinin, meslek hastalıklarıyla mücadele edilmemesinin ne gibi sonuçları vardır?
Asıl önemli olan meslek hastalıklarını tespit etmekten ziyade, meslek hastalıklarını önlemektir. Ancak meslek hastalıklarının tespit dahi edilemediği koşullarda, meslek hastalıklarını önlemek olanaklı değildir.
Meslek hastalıklarının tespit edilmemesi ve meslek hastalığına yol açan etkenin/riskin önüne geçilmemesi, hem meslek hastalığına yakalanan işçi, hem de meslek hastalığı riski altındaki diğer işçiler bakımdan çok ağır ve olumsuz sonuçlara yol açmaktadır.
Örneğin, tozlu ortamda çalıştığı için mesleki astım olan bir işçiye, mesleki astım tanısı konulmaz, hastalığı ile yaptığı iş arasındaki bağlantısı tespit edilmez, işçiye sadece “astım” tanısı konulur ve tedavide hastalığın “mesleki” boyutu göz ardı edilirse ağır sonuçlar ortaya çıkabilecektir.
Şöyle ki, mesleki astımın ilk aşamasında tanı konulur, işyerindeki koşullar düzeltilir veya işçi başka bir işe sevk edilirse, hastalığın kalıcı tedavisi mümkündür. Ancak bunlar yapılmadığı, işçi aynı ortamda hastalığa neden olan toza maruz kalarak çalışmaya devam ettiği takdirde, mesleki astım daha da ilerleyecek, ağırlaşabilecek ve kalıcı hale gelebilecektir. Daha da kötüsü, ilerleyen mesleki astımına rağmen aynı ortam ve koşullarda çalışmaya devam eden işçi, ağır bir astım krizi geçirerek, hayatını kaybedebilecektir.
Sonuç olarak, meslek hastalıklarına tanı konulmaması, mevcut hastalığın tedavisini güçleştireceği gibi çok daha ağır ve yıkıcı sonuçlara kapı aralayabilecektir.
Öte yandan meslek hastalığına yakalanan bir işçiye meslek hastalığı tanısı konulmaması, aynı işyerinde çalışan ve aynı risklere maruz kalan diğer işçiler için de olumsuz sonuçlara yol açabilmektedir. Meslek hastalığına yol açan etkene en çok maruz kalan işçilerde, meslek hastalığı daha erken görülmektedir. Bu noktada, meslek hastalığı tanısının konulması ve hastalığa yol açan etkenin bertaraf edilmesi gerekir. Ancak tanı konulmadığında, bir süre sonra ayrı etkene maruz kalan diğer işçilerde de meslek hastalığı riski ortaya çıkmaktadır.
Bir başka deyişle, meslek hastalıkları, önüne geçilmediğinde kartopu gibi büyümektedir.
9) Meslek hastalıkları ile ilgili patronların ve devletin yükümlülükleri, nelerdir?
İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası, ilgili yönetmelikler ve yargı içtihatlarına göre patronların temel yükümlülükleri şunlardır:
– Patronlar, meslek hastalıklarına karşı her türlü önlemi almakla yükümlüdür. Bu önlemler, yasa ve yönetmeliklerde yazanlarla sınırlı değildir. Patronlar, ilim, fen ve tekniğin gerektirdiği tüm önlemleri almak zorundadır.
– Patronlar, meslek hastalığına yol açabilecek risklere ilişkin risk değerlendirmesi yapmak veya yaptırmak ve bu değerlendirmeye göre gereken her önlemi almakla yükümlüdür.
– Meslek hastalıklarına karşı, kişisel koruyucu ekipmanlar son çaredir. Patronlar, risklerle kaynağında mücadele etmek yani meslek hastalığına yol açan etkeni kaynağında engellemekle yükümlüdür. Patronlar, toplu koruma önlemlerine öncelik vermek zorundadır.
– Patronlar, işyerindeki işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek ve uyulmasını sağlamakla yükümlüdür.
– Patronlar, çalışanların işçi sağlığı ve iş güvenliği eğitimi almalarını sağlamakla yükümlüdür. Bu eğitimlerin meslek hastalıklarını da içermesi, işçilere meslek hastalıklarından korunma yolları da dâhil olmak üzere gerekli bilgilerin verilmesi gerekmektedir.
– Patronlar, çalışanlara işyerinde karşılaşabilecekleri sağlık riskleri ve bunlara karşı koruyucu önlemlerle ilgili bilgi vermekle yükümlüdür.
– Patronlar, meslek hastalıklarına karşı çalışanları sağlık gözetimine tabi tutmakla yükümlüdür. Patronlar in bu yükümlülüğü, işe giriş muayeneleri, işin devamı süresince yapılacak muayeneler, iş değişikliğinde yapılacak muayeneler ile meslek hastalığı sonrasında (talep halinde) yapılacak muayeneleri de kapsamaktadır.
– Patronlar, işyeri hekimi görevlendirmek ve çalışanların işyeri hekimi tarafından sunulacak tüm hizmetlerden yararlanmasını sağlamakla yükümlüdür (50’den az işçi çalıştıran işyerleri ile kamu kurum ve kuruluşlarında bu yükümlülük 1 Temmuz 2016’da başlayacaktır).
– Patronlar, 50 ve daha fazla çalışanın bulunduğu ve altı aydan fazla süren işlerin yapıldığı işyerlerinde “İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulu” kurmak ve bu Kurulun kararlarını uygulamak zorundadır.
– Patronlar, meslek hastalıkları da dâhil olmak üzere işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili konularda çalışanların görüşlerini almak ve işçi sağlığı/güvenliği çalışmalarına çalışanların katılımlarını sağlamakla yükümlüdür.
– Patronlar, meslek hastalıklarını bildirmekle yükümlüdür.
– Patronların bütün bu yükümlülükleri, iş kazaları için de geçerlidir.
-Patronların yükümlülüklerinin yanı sıra devletin de birçok sorumluluğu bulunmaktadır.
Devlet (hükümet, bakanlıklar…) meslek hastalıklarının önlenmesi, tespiti ve takibi için gerekli tüm çalışmaların yapılmasını sağlamak, gerekli denetimleri yapmak ve yaptırımları uygulamak, çalışanların meslek hastalıkları nedeniyle uğradığı gelir kaybını telafi etmekle yükümlüdür. Bu yükümlülük, bütçeden gerekli kaynağın ayrılması, gerekli kurumsal altyapının kurulması, yeterli sayıda teftiş personelinin istihdamı ve işçi sağlığı hizmetlerinin eksiksiz sunumunu da kapsamaktadır.
10) Meslek hastalıklarına ilişkin çalışanların hakları nelerdir?
– Çalışanlar, patronların her türlü yükümlülüğünü yerine getirmesini talep etme hakkına sahiptir.
– Patronların yükümlülükleri aynı zamanda çalışanların da haklarıdır. Çalışanlar, meslek hastalıklarına karşı her türlü önlemin alınmasını, risk değerlendirmesinin yapılmasını ve sonuçlarına uyulmasını, kendilerine eğitim ve bilgi verilmesini, sağlık gözetimi yapılmasını, işyeri hekimi istihdam edilmesini ve İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulu oluşturulmasını talep etme hakkına sahiptir.
– Çalışanlar, patronların yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde, ilgili yasal mercilere (Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı…) başvuruda bulunma hakkına sahiptir.
– Çalışanlar, kendi aralarından “çalışan temsilcisi” seçme hakkına sahiptir. Çalışan temsilcileri, İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulu toplantılarına katılmak, patrona öneride bulunma ve önlemlerin alınmasını istemek, işyerindeki işçi sağlığı ile ilgili tüm kayıt ve raporlara erişmek hakkına sahiptir.
– Çalışanlar, çalışmaktan kaçınma hakkına sahiptir. Ciddi ve yakın tehlikenin önlenemez olduğu durumlarda çalışanlar bu haklarını doğrudan kullanabilir, tehlikeli bölgeyi terk ederek, güvenli yerlere gidebilir. Ciddi ve yakın tehlikenin önlenebilir olduğu durumlarda, çalışanların bu haklarını kullanmaları İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulunun (kurul yoksa işverenin) onayı ile mümkündür.
– Çalışanlar, çalışmaktan kaçınma haklarını kullandıkları için işten çıkarılamaz. Çalışanların, çalışmaktan kaçındıkları süreye ilişkin ücreti ve diğer hakları eksiksiz ödenmek zorundadır.
– İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’nda “çalışmaktan kaçınma hakkı” son derece eksik ve kötü düzenlenmiştir. Ayrıca mevcut yasa maddesi, meslek hastalıklarını adeta göz ardı etmektedir. Bu durum, çalışanların, meslek hastalığı riski mevcut olduğu halde, çalışmaya devam etmek zorunda oldukları anlamına gelmez!
– Çalışanlar, patronun yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve önlem almaması nedeniyle meslek hastalığı riski oluşuyorsa çalışmama hakkına sahiptir. Bu hakkın yasal dayanağı Borçlar Kanunu’nun 408. maddesidir. Bu maddeye göre, yükümlülüklerini yerine getirmeyerek ve önlem almayarak meslek hastalıklarının oluşmasına zemin hazırlayan patron, çalışanların çalışma borcunu yerine getirmesini kendi kusuruyla engellemiş olur. Bir başka deyişle, bu nedenle çalışanlar, gerekli önlemler alınana kadar çalışmayı durdurursa, patronlar, çalışanlara tüm ücret ve haklarını ödemekle yükümlü hale gelir.
– Çalışanlar, meslek hastalıkları nedeniyle uğradıkları zararın tazmin edilmesi için dava açma hakkına sahiptir.
– Meslek hastalıkları nedeniyle, çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü azalan işçiler, ayrıca SGK’dan kayıpları oranında “sürekli iş göremezlik ödeneği” alma hakkına sahiptir.
– Çalışanların, bu hakları iş kazaları ve diğer işçi sağlığı ve iş güvenliği konuları bakımından da geçerlidir.
SONUÇ
MESLEK HASTALIKLARINA KARŞI BİRLEŞELİM!
MESLEK HASTALIKLARINI BİRLİKTE SIFIRLAYALIM!
Meslek hastalıkları kaderimiz değil. İş kazaları, iş cinayetleri kaderimiz değil. Çalışırken hastalanmak, çalışırken sakat kalmak, çalışırken hayatımızı kaybetmek kaderimiz değil.
Sağlıklı çalışmak, sağlıklı yaşamak en temel hakkımız.
Sermaye dostu iktidarların, iş kazalarını, meslek hastalıklarını engellemek gibi bir derdi yok.
Ancak bizim var!
İş kazalarını, meslek hastalıklarını, işçileri ve emekçileri sağlığından eden tüm olumsuzlukları engelleyebiliriz. Yeter ki birleşelim, yeter ki örgütlenelim, yeter ki birlikte mücadele edelim.
İşçi sağlığının buzdağının altındaki kısmını, meslek hastalıklarını hep birlikte gün yüzüne çıkaralım. Ortak taleplerimiz etrafında birleşelim, meslek hastalıklarını birlikte sıfırlayalım.
Bu çerçevede:
1) Meslek hastalıkları, iş kazaları ve işçi cinayetlerinin kaynağında yatan, sermaye dostu, emek düşmanı politikalara, özelleştirmelere, taşeronlaştırmaya, güvencesiz istihdama, sendikasızlaştırmaya, ağır çalışma koşullarına, uzun çalışma sürelerine ve hak ihlallerine derhal son verilmelidir. Emek eksenli politikalar uygulanmalı, güvenceli istihdam ve sağlıklı çalışma koşulları sağlanmalıdır.
2) Meslek hastalıklarının takibi ve önlenmesi için emek ve meslek örgütleri, işçi sağlığı uzmanları ve bilim insanlarının görüşleri esas alınarak derhal acil bir eylem planı çıkarılmalı, en riskli sektör ve işlerden başlayarak bu acil eylem planı ülke çapında uygulanmalı, meslek hastalıklarının önlenmesi için gerekli tüm tedbirler derhal alınmalıdır. Bugün üç ilde bulunan meslek hastalıkları hastaneleri tüm illerde yeterli sayıda kurulmalı; meslek hastalıkları hastaneleri sadece meslek hastalıkları ile ilgilenmelidir.
3) Meslek hastalıklarının tespiti önündeki tüm yasal ve bürokratik engeller kaldırılmalı; etkin, hızlı ve pratik bir tespit ve tanı sistemi uygulamaya konulmalıdır. Meslek hastalıklarının tespiti ve önlenmesi için ülke çapında gerekli sağlık taramaları derhal yapılmalı, meslek hastası olduğu tespit edilen tüm işçilerin tedavilerine yapılmalıdır. Meslek hastalıklarının görüldüğü ve görülebileceği tüm işyerlerinde, her türlü önlemin alınması derhal sağlanmalıdır. Yeterli sayı ve nitelikte iş müfettişi istihdam edilmeli; işçilerin meslek hastalığına yakalanmasına yol açan, gerekli önlemleri almayan, yükümlülüklerini yerine getirmeyen patronlar cezalandırılmalıdır.
4) İşçi sağlığı ve iş güvenliği hizmetlerini piyasaya terk eden, işçi sağlığını rant alanı haline getiren sistemden vazgeçilmeli, Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi adı altında faaliyet gösteren şirketler derhal kapatılmalıdır. İşyeri hekimleri ve iş güvenliği uzmanları, Türk Tabipleri Birliği, TMMOB ve üniversiteler tarafından eğitilmeli ve sertifikalandırılmalıdır. İşyeri hekimleri, iş güvenliği uzmanları ve diğer işçi sağlığı ve iş güvenliği emekçilerine, tam bir iş güvencesi ve mesleki bağımsızlık sağlanmalıdır.
5) İşçinin değil işin sağlığını merkeze koyan, işçi sağlığı ve iş güvenliği hizmetlerini piyasaya havale eden “İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası”, emek ve meslek örgütleri, işçi sağlığı ve iş güvenliği uzmanları ile bilim insanlarının görüşleri esas alınarak, baştan aşağı değiştirilmelidir. Yasanın merkezinde işçi ve işçi sağlığı yer almalı; “işçi denetimi” yasanın özünü oluşturmalıdır. İşçilerin, emekçilerin her aşamada gerekli önlemlerin alınmasını sağlayabilecekleri ve bu önlemleri denetleyebilecekleri yeni bir sistem oluşturulmalıdır. İşçilere, gerçek bir çalışmaktan kaçınma hakkı tanınmalıdır. Sendikal örgütlenmenin önündeki tüm engeller kaldırılmalı, tüm emekçiler sendikal haklarını özgürce kullanarak, sağlık ve güvenlikleri için mücadele edebilmelidir.
Emek Partisi 2015
