10 EKİM KATLİAMI’NIN TÜM FAİLLERİ VE SORUMLULARI CEZALANDIRILMALIDIR

Yaklaşık üç senedir devam eden, 103 insanın öldüğü 10 Ekim 2015 Ankara Gar Katliamının davası sonuçlandı. Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi 9 sanığa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi, bir sanığı da katliama iştirakten suç duyurusunda bulundu.  Diğer sanıklara da örgüt üyeliğinden çeşitli cezalar verildi. Fakat bu kararla yargılamada istenilen sonuç çıkmadı. Çünkü cezalandırılanlar sadece yakalanabilen IŞİD’li tetikçilerdi. Oysa mağdurlar, mağdur yakınları ve onların avukatları ile demokrasi güçleri katliam gününden itibaren adil bir yargılama için gerekli olanları birer birer açıkladı.

 

Birinci olarak, bu dava münferit bir cinayet davası gibi ele alınmamalıydı. IŞİD olarak bilinen şeriatçı örgüt, ülkemizde en büyüğü Gar Katliamı olmak üzere Suruç, Diyarbakır, Gaziantep, İstanbul gibi illerimizde de katliamlar gerçekleştirmişti. Bu katliamların failleri, azmettiricileri, yardım ve yataklık yapanları aynı örgütün üyeleri idi ve davalar birleştirilip faillerin irtibat ve örgütlü eylemlerinin açığa çıkarılıp cezalandırılması gerekirdi.

IŞİD katliamları ve cinayetlerinin açığa çıkarılması gereken bir diğer yönü, katillerin emniyet ve istihbarat görevlilerinden gördüğü destek, yardım, göz yumma vb. fiillerin incelenmesidir. Açıktır ki, emniyet ve istihbarat örgütlerinden destek, yardım ve hoşgörü görmeden bu katliam ve cinayetlerin gerçekleşmesi mümkün değildir. Kaldı ki, dava dosyasında bu konuda çok sayıda bilgi ve belge niteliğinde delil bulunmaktadır ama bu bilgi ve belgeler yargılama sürecinde dikkate alınmamıştır. Ayrıca bu tür terör örgütlerinin filizlendiği, beslendiği siyasi atmosfer dikkate alınmadan yapılan yargılamalarda katliamların hesabının sorulması ve cezalandırılması tamamlanmış olmayacaktır. IŞİD ve benzeri cihatçı terör örgütlerinin beslendiği siyasal zemin hükümetin uyguladığı dış politikalardan, Suriye ve Ortadoğu politikasından bağımsız değerlendirilemez. Bu nedenle, katliamların tetikçi örgütlerinin yanı sıra siyasi desteğinin de mahkum edilmesi gerekirdi.

 

Müştekilerin ve vekillerinin davanın insanlığa karşı işlenmiş suçlar kapsamında ele alınarak yürütülmesi talepleri de dikkate alınmamış, yargılama süreci sıradan adli bir olay gibi yürütülmüştür.

 

Başından beri Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi ve savcılık, müşteki ve avukatları ile demokrasi güçlerinin bütün taleplerine kulaklarını tıkayarak; yakalanan üç-beş faili cezalandırıp davayı bitirmeye çalışmış ve nihayetinde yakalanabilenlere verilen cezalarla davayı bitirmiştir.  Yargılama sürecinin bu noktaya bile gelmesinde ailelerin, müdahil kurumların ısrarlı takibi ve özellikle avukatların çaba ve emekleri etkili olmuştur.

 

Bu dava, biz bitti demeden bitmez. Gar katliamı başta olmak üzere IŞİD’in diğer katliamları insanlığa karşı işlenen suçlardır. Katiller zamanaşımından yararlanamaz. Tek tek bütün tetikçiler, bu cinayet örgütünün bütün üyeleri, destekçileri, siyasi hamileri yargılanıp cezalandırılmadan dava bitmiş sayılamaz. Bizler, bütün suçluların yargılanması ve cezalandırılması talebimizin takipçisi olmaya devam edeceğiz. Hukukçular, katliamların delillerini toplamaya ve kamuoyuna açıklamaya devam edecek.

 

Katliamların ülkemizdeki siyasi sorumlularının hesap vermesi mücadelesinden vazgeçmeyeceğiz. Bu sadece demokrasi mücadelesinin gereği değil, aynı zamanda yitirdiğimiz yoldaşlarımıza ve arkadaşlarımıza borcumuzdur.

 

Selma GÜRKAN

Genel Başkan

TEILEN