2019 İşçi Sınıfı ve Halkların Mücadelesinin Yükseldiği Yıl Olsun

2000 yılını “Milenyum Çağı” ilan eden egemen sınıfların yalanı çok sürmedi. Nitekim yeni bin yılın ilk 18 yılı, yine katmerlenen sömürü ile birlikte çatışma ve savaşların gölgesinde geçti.

“Milenyum Çağı” illüzyonu, zengin sınıflarla yoksullar arasındaki uçurumun daha da derinleşmesini sağladı. Tekelci kapitalizm yasalarının kaçınılmaz bir sonucu olarak ekonomik kriz çanları çalmaya başladı. Türkiye gibi kırılgan ülkelerde işçi sınıfı ve emekçiler bunun etkilerini daha derinden yaşadı.  Çok uluslu tekeller ve işbirlikçi kesimler krizi fırsata çevirmek üzere işçi ve emekçilere yeni vergi yükleri bindirdi. İşten atmalar çoğalırken çalışma saatleri yükseldi, çalışma temposu daha da arttırıldı.

Dünya genelinde 15 bölgede devam eden bölgesel çatışma ve iç savaşlar ne yazık ki on binlerce insanın canını aldı. Emperyalist barbarlığın deneme tahtasına çevirdiği Suriye’de kan akmaya devam etti. Savaş, açlık, kuraklık ve hastalıklar nedeniyle yer değiştirmek zorunda kalanların sayısı 258 milyona ulaştı.

Sömürü, savaş ve çatışmaların düzeninde kadın ve çocuklar daha çok şiddet, taciz tecavüz ve yoksullukla karşı karşıya kaldı.

Ekonomik kriz ve mülteci/göçmen akınlarını bir imkan olarak değerlendiren aşırı sağ ve faşist partiler, Avrupa başta olmak üzere bir çok ülkede iktidara gelmeye başladı. Kendi ülkelerinde işçi sınıfı ve demokrasi güçlerini baskılamak isteyen egemenler, yeni paylaşım kavgasına tutuşmak üzere de militarizme ve silahlanmaya sarıldı.

ABD, Rusya ve Avrupa emperyalistleri ve işbirlikçilerinin marifetiyle dünya halklarının kanı canı üzerinden egemenlik ve güç ilişkileri ile sınırlar yeniden şekillendirilmeye çalışıldı ve bu rekabet ve pazar kavgası sürecek görünüyor. 

Uluslararası dengelerde yaşanan oynamalardan kendine pay çıkarmaya çalışan Türkiye burjuvazisi de çoğunlukla AKP-Erdoğan iktidarının arkasında toplandı. “Eski Türkiye”nin kurumsal yapılarına meydan okuyan yeni rejim, “tek parti tek adam yönetimi” için 2018’i bir yol temizliği dönemi olarak ele aldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın büyük patronlara hitaben yaptığı konuşmada OHAL’i ve grev yasaklarını açık açık savunması ve “Bu tezgahı bozdurmayız” demesi sürecin en özlü sözlerindendi.

Türkiye 2018 yılı boyunca ağır hak ihlallerinin yaşandığı, Kürt kentlerinde belediyelere kayyımların atandığı, Havalimanı örneğinde olduğu gibi işçilerin topluca tutuklandığı, aydınların yargılandığı, gazetecilerin cezaevlerine gönderildiği bir ülke oldu. Bu dönemde yargıya güven azalırken KHK rejimi ile on binlerce insan işinden oldu. Halkın eğitim, sağlık, çevre ve kent yaşamına dair hoşnutsuzlukları arttı.

Nihayetinde emperyalist baskı ve işbirlikçi gericiliğin artması işçi sınıfı ve emekçilerin mücadelesini durdurmaya muvaffak olamadı. 2018 boyunca dünya ölçeğinde yaşanan grevler, Fransa’da ekonomik-sosyal taleplerle Macron iktidarını zorlayan Sarı Yelekliler, Türkiye’de yeni yıla grev ve direniş çadırlarında giren işçiler bunun kanıtı oldular.

2019’a girerken Emek Partisi, Türkiye işçi sınıfının ve bütün dünya halklarının yeni yılını kutluyor. EMEP, eşit ve özgür bir gelecek için işçileri birleşmeye, halkımızı ve demokrasi güçlerini birleşik ve örgütlü bir mücadeleye çağırıyor.

Selma Gürkan

Genel Başkan

TEILEN