2021 1 Mayıs’ının Gösterdikleri Ve Öğrettikleri Üzerinden Mücadeleyi Büyütelim

Emek Partisi (EMEP)’nin 2021 1 Mayıs’ına dair yaptığı değerlendirmeyi basına ve kamuoyunun dikkatine sunuyoruz. 

2021 1 Mayıs’ının Gösterdikleri Ve Öğrettikleri Üzerinden Mücadeleyi Büyütelim

2021 1 Mayıs kutlamaları koronavirüs salgını ve ekonomik kriz koşullarında, sermaye hükümetlerinin yasak ve baskıları altında gerçekleşti. Bu koşullara rağmen dünyanın bütün ülkelerinde işçiler ve sömürülen, ezilen bütün halk kesimleri, İşçi Sınıfının Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma günü olan 1 Mayıs’ta taleplerini coşkuyla haykırdıkları eylem ve gösteriler yaptılar. Sınıfsız, sömürüsüz, savaşsız yeni bir dünya ve gelecek özlemini dile getirdiler.

1- Son yıllarda peş peşe gelen ekonomik kriz ve salgınla ağırlaşan sömürü ve yaşam koşullarına karşı Türkiye işçi sınıfı ve emekçileri mücadeleyi elden bırakmadılar. Bir yanda Erdoğan hükümeti, Cumhur İttifakı ve kapitalist sömürücülerin salgını fırsata çevirme adı altında faturayı halka kesen politikaları sürerken bir yandan da buna karşı işçi ve emekçilerin mücadelesi sürdü. Erdoğan ve tek adam yönetimi sermaye güçlerinin çıkarlarını önceleyen fırsatçılığını 1 Mayıs kutlamalarını yasaklayarak devam ettirdi. Kendileri kongre salonlarını ve tarikat şeyhlerinin cenazelerini lebalep doldururken, işçilerin, emekçilerin miting taleplerine izin vermediler. Ancak, ekonomik, sosyal, politik saldırıları püskürtmek için birlik, mücadele ve dayanışmadan başka yol olmadığını bilen işçi ve emekçiler, tüm baskı ve yasaklamalara rağmen bu tutumlarını 1 Mayıs’ta da gösterdiler. İşçiler ve emekçiler, işsizlik, düşük ücret, güvencesiz çalışma ve ölümle yüz yüze sömürülmeye karşı taleplerini dile getirerek, Türk, Kürt, Arap ya da yerli mülteci ayrımı yapmadan, özgün kutlama örnekleri de sergileyerek fabrika ve işyerlerini 1 Mayıs alanlarına çevirdiler.

2- EMEP bu yıl ki 1 Mayıs çalışmalarını “Güvenceli iş, insanca yaşam, hak ve özgürlükler için 1 Mayıs’a!” sloganını temel alarak gerçekleştirdi. İş, ekmek, adalet ve özgürlük için hemen bütün illerde, ilçelerde hatta köylerde emekçi halkımız yaratıcı bir inisiyatifle 1 Mayıs’ı kutlarken, mücadele birikim ve deneyimine yenilerini ekledi. Henüz iş bırakmalar, genel grev ve genel direniş hattına girememiş olsa da fabrika ve işyerlerinde yapılan 1 Mayıs etkinlikleri moral oldu, geleceğe umut verdi. Partimiz bu inisiyatifi geliştirmek için ülke çapında yüzbinlerce bildiri, broşür dağıttı, afiş ve aydınlatma materyalleri çıkardı. İrili ufaklı işçi emekçi buluşmalarını da organize eden partimiz, yerellerde emek ve demokrasi güçleriyle birlikte hareket ederek, tek adam yönetiminin sömürü ve baskı politikalarına karşı birleşik mücadelenin güç kazanması için gayret gösterdi.

3- Tüm engel ve yasaklamalara rağmen ülkemiz 1 Mayıs’ı fabrika-işyeri kutlamaları ve yerellerde yapılan yaygın eylemlerle dikkat çekmiştir. İşçi sınıfı ve emekçilerde, özellikle genç ve kadın emekçilerde ortaya çıkan mücadele isteği önemlidir. Kutlamalara katılan gençler, gelecekleri için işçi sınıfının yanında saf tutarken, umutlarını da büyüttüler.

4- Belli başlı sanayi merkezlerinde işçiler, mücadeleci sendikalar/sendikacılar ve partimizin tutumu işçi inisiyatifini açığa çıkarmak bakımından belirleyici olmuştur. İşçi hareketinin baş belası olan sendikal bürokrasinin aşılmasında bu gayretler büyük önemdedir. Öyle ki; ülkenin birçok yerinde yaşadığı sorunlara karşı tutum almak isteyen, 1 Mayıs’ı bir hesap sorma gününe çevirmek isteyen işçilerin önü bir kez daha oynadıkları uğursuz rolleriyle sendikal bürokrasi tarafından kesilmiştir. “Dostlar alışverişte görsün” diye sadece fotoğraf çektirmek, “Yapmadı demesinler” diye sembolik bile denmeyecek bildiri okumaları yapmak… İşte bütün bunlar tabandan gelen mücadele eğilimini bastırmak ve perdelemek için tasarlandı.  Yasaklara karşı üretimi durdurmak ve 1 Mayıs’ı adına yakışır şekilde kutlamak şöyle dursun, sendika bürokratları işçilere utanmadan “Bu ağır koşullarda en azından işiniz var” diyebilmiştir. 1 Mayıs kutlamalarının gösterdikleri üzerinden mücadeleci, sınıf sendikacılığını yeniden tartışmak ve sendikaları bürokratik yönetimlerden kurtararak işçi sınıfının mücadele araçları haline çevirmek; ileri öncü işçilerin önlerinde temel bir sorumluluk olarak durmaktadır.

5- 1 Mayıs’ı alan tartışmalarına boğan, eylem ve etkinlikleri işçisiz yapmak pahasına küçük burjuva solculuğun alan fetişizmine hapsetmeye çalışan yaklaşımlar bu yıl da yine kendini göstermiştir. Bu yaklaşım, işçi sınıfının ortak ve birleşik gücünü göstermesini zayıflatan bir başka oyalayıcı etken olmuştur. Bu sınıf dışı tutuma prim veren sendikalar da elbette eleştirilmek zorundadır. İşyerlerinde iş bırakarak kutlamalar yapmayı küçümseyen tutumlar da bu sendikal anlayışlar tarafından desteklenmiştir.

6- İşçilerin, emekçilerin çeşitli sendikal çevrelerce alana çıkmasının engellenmesinin, iş durdurarak 1 Mayıs’ı kutlama girişimlerinin baskılanması; egemen siyasete karşı güya muhalefet adı altında toplanan çeşitli türden burjuva muhalif partilerin tutumu ile paraleldir. Birçok sorun karşısında “Aman sokağa çıkmayın” diyen burjuva muhalefetin izdüşümleri bu 1 Mayıs’ta da “Aman iş durdurmayalım, işimizden olmayalım, bizi alana çekmek istiyorlar, salgında alana mı çıkılır” vb. türden yaklaşımlarla kendini göstermiştir. İşçi sınıfı ve emekçiler sendikal bürokrasinin beslendiği burjuva siyaset ve beklenticilik karşısında uyanık olmak, birliğini ve mücadelesini ilerletmek zorundadır.

7- İşçi sınıfı mücadelesi, dışarıdan kendisine dayatılan tüm sınıf dışı tutumları reddetmek kadar kendi eksikliklerinden ders çıkarmayı ve öğrenmeyi de bilmeyi gerektirir. Partimiz, işçi ve emekçiler içindeki aydınlatma ve örgütlenme çalışmalarını bu yaklaşımla değerlendirip, güçlendirmeye ve daha da kararlılıkla sürdürmeye devam edecektir.

Yaşasın İşçi Sınıfının Birlik, Mücadele ve Dayanışması!

Yaşasın İş, Ekmek, Özgürlük Mücadelemiz!

Yaşasın Proletarya Enternasyonalizmi!

EMEK PARTİSİ (EMEP)

MERKEZ YÜRÜTME KURULU

TEILEN