99 Yıl Sonra 23 Nisan: Egemenlik Halkındır, Tek Adam Saltanatına Devredilemez

Saltanatın kaldırılması ve ulusal egemenliğin ilanından 99 yıl sonra Türkiye’deki siyasi tablo, beklenilebileceği gibi, bunca yıllık demokratik kazanımların zenginliğini ve çeşitliliğini yansıtmamaktadır. 99 yıl önce kişi ve aile saltanatının bertaraf edilmesi üzerine kurulan Cumhuriyet bugün bir tek adam rejimine, siyaset kurumları da bu bir tek kişiye bağlı organlara dönüştürülmüştür.

Egemenlik Milletindir sloganıyla açılan ilk Meclis’ten bu yana; millet, iktidar partisine oy veren, onun etrafında hizalanmış seçmenden ibarettir. Geri kalanların çeşitli etiketlerle etiketlendiği ve makbul görülmediği bir yerde millet, insanları kutuplaştırmaya odaklanmış bir nüfus mühendisliği kavramıdır. Meclis ise herhangi bir kanun üzerinde müzakere bile yapılamaz hale getirilmiş; yasama yetkisi elinden alınmış bir kalabalığa indirgenmiştir.

Bütün yetkileri kendinde toplayan bütün devlet kurumlarının kendisine bağlandığı tek adamın rejimi iç politikadan dış politikaya, siyasetten kültüre kadar bütün toplumsal sorunlar konusunda karar verici bir konumdadır. İç ve dış huzursuzlukların, işsizliğin, ayrıcalıkların, eşitsizliklerin başlıca sebebi haline de gelmiştir.

Bu rejimi yürütenler seçimlerin göstermelik olması için de çaba harcamaktadır.  En son yerel seçim sonuçlarını mundar etmek için yapılanlar, KHK ile kamu görevlerinden alınmış seçmenlerin oy kullanmasının seçim iptali için bir gerekçe haline getirilmeye çalışılması da göstermektedir ki, demokrasi görüntüyü kurtardığı sürece makbul olacaktır, iktidar partilerinin meşruiyetinin sorgulanmasını gündeme getirecek herhangi bir sonuç kabul edilmeyecektir.

Bu keyfi yönetim tarzında, hesap sorma, denge-denetleme süreçlerinin büyük oranda bertaraf edilmesinin sonuçları eşitsizliğin giderek derinleşmesi, devlet ve kamu kaynaklarının talan edilmesi, işçi ve emekçilerin birikimlerinin rant havuzu haline getirilmesidir.

Ulusal egemenliğin ilanının yüzüncü yılına az kala tarih aslında geriye çevrilmiştir. Ve bu nedenle halkın bizzat yöneteceği, denetleyeceği bir iktidar biçimi ihtiyaç haline gelmiştir.

Ancak iktidarların evdeki hesapları meydanlarda, grevlerde ve bazen sandıklarda bozulur. Eşitlik özgürlük ve kardeşlik için güçlü bir mücadele geleneğinin olduğu Türkiye’de iktidar güçleri bütün nüfusa diz çöktürmeyi başaramamıştır. Başaramayacaktır da.

23 Nisan’ın kendilerine ithaf edildiği çocuklarımızın her günlerinin bayram sevinci içinde, neşeyle geçmesi için; akşamları aç yatılmayan, sabahları hepsinin demokrasiye uyandığı bir ülke çocuklarımıza borcumuzdur. Çocukların emeklerinin sömürüldüğü, erken evliliklere zorlandığı, istismara ve şiddete maruz kaldıkları bir ülkede çocuk bayramı bir aldatmacadır. Ki bu yüzden de iktidar tarafından geçiştirilmekte ve mümkünse anılmamaya çalışılmaktadır.

23 Nisanlar çocuklar için sömürüsüz, sınıfsız, ayrıcalıksız bir dünya talebinin yükseltildiği bir gün olsun diye ve halkın gerçek egemenliği için mücadelemiz sürecektir. 

SELMA GÜRKAN

Genel Başkan

TEILEN