Adana başta olmak üzere ülke toprakları Avrupa’nın çöp dökme alanı yapılmak isteniyor.

Adana’da gelişigüzel ortaya atılan atıklar buz dağının görünen yüzüdür. Türkiye, atıkların geri dönüşümü, plastik atıkların ekonomiye kazandırılması adı altında Avrupa’nın çöp dökme alanı haline getirilmek isteniyor.

Dünyanın en büyük plastik atık ithalatçısı Çin’in 2018 yılında plastik atık ithalatını yasaklamasıyla Avrupa’dan plastik atık ithalatında birinci sıraya Türkiye yerleşmiştir. Türkiye’nin 2019 yılında ithal ettiği 14 milyon ton atığın 582 bin tonu plastik atıktır. 2020 yılında ise yaklaşık 660 bin ton plastik atık ithalatı yapılmıştır. Plastik atığını gönderen ülkeler arasında 210 bin tonla İngiltere ilk sırayı alırken, Belçika 137 bin ton, Almanya ise 136 bin ton plastik atığı ülkemize göndermektedir. 16 yılda 196 kat artan plastik atık ithalatında, Adana’da rastgele atılan çöplerle ortaya çıkan bir gerçek vardır; o da geri dönüştürülebilir plastik atık adı altında çöp ithal edilmesidir. Görünen o ki kapitalist Avrupa bizim gibi ülkelerde “gelişen sektör” palavralarıyla değerlisini plastik işleme fabrikalarına, değersiz olan çoğunluğunu da boş alanlara döktürerek çöpünden kurtulmaktadır.   

İlk yıllarında atık ithalatını serbestleştiren AKP iktidarının Çevre Bakanı Murat Kurum, “Türkiye hiçbir zaman çöp ithalatı yapmamıştır” diyerek ithal edilen atıkların çöp olmadığını iddia etmektedir. Fakat Bakan aynı konuşmanın devamında “Nitekim 2021 yılının başında karışık plastik ithalatını da yasakladık” diyerek, ithal edilen plastik atıklarının hepsinin geri dönüştürülebilir olmadığını açık ederek çöp ithal edildiğini de kabul etmiş durumdadır.

“Türkiye, Avrupa’nın çöplüğü haline getiriliyor” diyerek atık ithalatına karşı çıkanları, “Önümüzü kesmek isteyen dış güçlerin lobi faaliyetlerine alet olmakla” suçlayan AKP’nin Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’a soruyoruz:

  1. Eğer gerçekten geri dönüştürülebilir plastik atık ithal ediliyorsa neden yola, arsaya, tarlaya dökülen atıklar artık baş edilemez boyuta ulaşmıştır?
  2. Çin’in bile atık ithalatını yasakladığı günümüzde, eğer dış güçler bizim değerli atık sektöründe önümüzü kesmek istiyorsa aynı dış güçler neden değerli atığını para vererek bize gönderiyor?
  3. Geri dönüşüm tesislerinde neden bu kadar çok yangın çıkmaktadır? 2020 yılında, geri dönüşüm tesislerinde 63 yangın çıkarken, bu yılın daha ilk 3-4 ayında bu kadar yangın çıkmasının sebebi yangın bahanesiyle atık bertarafı değilse, nedir?

Türkiye Atom Enerjisi Kurumu eski başkanının 1997 yılında “1150 ton nükleer atık Isparta’ya gömüldü ve 800 ton nükleer atık da Konya’da çimento fabrikasında yakıldı” sözleri hala hafızalarımızdadır. İzmir Gaziemir’de akü fabrikası bahçesine gömülen nükleer atıklar (santral çubuğu) hala oradadır ve köylüler o topraklar üzerinde hayvan otlatmaktadır. En son Adana’da yola, arsaya, tarlaya dökülen atıklar geri dönüştürülebilir atık ithalatı adı altında Türkiye’nin emperyalist kapitalizmin çöp sahası haline getirilmek istendiğinin göstergesidir.

Türkiye, Avrupa’nın çöp sahası değildir.

Bir an önce atık ithalatı diyerek normalleştirilen çöp ithalatına son verilmelidir.

SEDAT BAŞKAVAK

Genel Başkan Yardımcısı

TEILEN