Basın Özgürlüğü Mücadelesini Bugüne Kadar Taşımış Bir Simge

Polislerce gözaltına alınan ve dövülerek öldürülen Evrensel Gazetesi Muhabiri Metin Göktepe, katledilişinin 25. yılında, İstanbul Esenler’de bulunan Kemer Mezarlığındaki mezarı başında anıldı.

Genel Başkanımız #ErcümentAkdeniz, anmada #MetinGöktepe gazeteciliğinin örnek bir gazetecilik olarak çok şey anlattığını söyledi. Göktepe’nin aynı zamanda Emek Partisi üyesi olduğunu hatırlatan Akdeniz, “O emekten, halktan, Türkiye’nin bağımsızlığından yana bir gazeteciydi. Kalemi ve deklanşörü de bunun için çalıştı” diye konuştu. “Mezarlıkların bir dili vardır” diyen Akdeniz sözlerine şöyle devam etti: “Burada bu anıtın mimarı Cengiz Bektaş’ı anmak istiyorum. Burada güneş ışınları olarak yansıttığı ve alev topundan parlattığı o sıcaklık Metin’i 25 yıl boyunca Metin’i Türkiye’nin önemli bir simgesi olarak tuttu. Sennur Sezer’in şiirinde geçen o çakıl taşları işçilerin, emekçilerin, kadınların, her birimizin harca birer çakıl taşı koyarak yüreklerini buraya gömdükleri bir anıttır bu anıt.” Pandemi koşulları nedeniyle anmaya katılamayan Fadime Göktepe’ye selam gönderen Akdeniz, “Paris Komünü sonrası işçilerin infaz mangaları tarafından infaz edildiğini gösteren bir kabartma anıt vardır. O anıtta Marienne ön önde kollarını açmış ve ‘durun onlar bizim çocuklarımızdır’ diyerek infaz mangalarının karşısında durmuştur. 25 yıldır işçilere, emekçilere, öğrencilere, buraya her geldiğimizde ‘Metin’imin partisi’ diyerek bize kol kanat geren, ellerini iki yana açarak onlara dokunamazsınız diyen Fadime Ana bizim anamızdır. O işte demokrasi mücadelesini, basın özgürlüğü mücadelesini bugüne kadar taşımış bir simgedir” dedi. Sakarya’da 7 işçinin hayatını kaybettiği, 127’sinin yaralandığı Coşkunlar havai fişek davasına gittiklerinde gördüklerini anlatan Akdeniz, “Hiçbir önlem alınmadan o işçiler öyle çalışmış. Ve göz göre göre ölüme gönderilmişler. İşte onun davasında Evrensel Muhabiri Hasret Gültekin Kozan kadınların isyanını çekerken polis engel olmaya çalıştı. O kadınlar ‘basın bizi çekecek, basın benim sesimi duyuracak’ diyerek polise müdahale eden de işçi kadınlar. Marinne’nin koruyucu eli ve Fadime Ana ile koruyucu Sakarya’daki işçi kadının koruyucu eli aynıdır” diye konuştu. Akdeniz sözlerini şöyle noktaladı: “Bu mirası sadece gazetecilerin faaliyetinin özgürlüğü olarak görmüyoruz. Türkiye’de siyasal özgürlüklerin, işçi sınıfı mücadelesinin ve halk iktidarının köşe taşlarından birisi olarak görüyoruz ve bunu yaşatmaya devam edeceğiz.” dedi

TEILEN