‘Baskın Seçim’in ilk sonuçlarının gösterdiği

24 Haziran milletvekili ve cumhurbaşkanlığı için yapılan “baskın seçim”, Erdoğan ve AKP-MHP ittifakı olan “Cumhur İttifakı”nın galibiyetiyle sonuçlandı.

Seçimde Recep Tayyip Erdoğan geçerli oyların yüzde 52.4’ünü alarak, oyları yüzde 30.8’de kalan Muharrem İnce’yi geçti. Böylece Erdoğan ilk turda seçilmiş oldu.

Seçimde AKP 42.4 (293 vekil) MHP 11.1 (53 vekil) CHP 22.7 (147 vekil) İyi Parti 10.0 (44 vekil) HDP 11.6 (67 vekil) düzeyinde oy aldı.

Kuşkusuz bu seçimin sonuçlarına ilişkin pek çok şey söylenebilir. Elbette söylenecek de. Ancak seçimden hemen sonra yapılan bir değerlendirme olarak, seçimin genel sonuçları itibariyle şunları söyleyebiliriz:

SEÇİMİN İLK SONUÇLARI

1) Tek parti tek adam rejimi için önemli bir adım: Türkiye dünden itibaren “başkanlık sistemi”ne geçmiştir. Erdoğan-Bahçeli ittifakı, gelmiş geçmiş en gerici ittifak olarak tek parti tek adam rejiminin inşası için önemli bir dayanak kazanmıştır.

Böylece Türkiye’nin halklarının bugüne kadarki demokratik kazanımları da büyük bir tehdit altına girmiştir.

2) Seçimin kazananı MHP oldu: Seçimin en sürpriz sonucu MHP’nin yüzde 11.1 oranında oy alması olmuştur. MHP, 1 Kasım seçimindeki oy oranını korumuş, İyi Parti’nin MHP’de beklendiği kadar bir bölünme yaratamadığı görülmüştür. MHP’nin oy oranını koruması, “Cumhur İttifakı”nın oy oranını yükselttiği gibi Erdoğan’ın yüzde 50’nin üstünde oy alarak seçilmesinin de başlıca dayanağı olmuştur. Kuşkusuz bunun, AKP’ye de bir faturası olacak, Bahçeli ve partisi AKP’nin önüne kendi şartlarını koyarak hem hükümette hem de Mecliste kendisini dayatacaktır. Özellikle iç ve dış politikada, hatta ekonomi politikalarında MHP’nin, ”koalisyonun küçük ortağı” değil “kurucu ortağı” olarak davranacağını, Erdoğan’ı “sınırlayan” bir rol oynayacağını söylemek yanlış olmaz.

3) Erdoğan ve partisi en çok oy kaybeden oldu: Erdoğan kazandığı ve MHP oylarını koruduğu için seçimin galibi görünen AKP, gerçekte bu seçimin en çok oy kaybeden partisi olmuştur. 1 Kasım seçimine göre AKP, 7.5 puan kaybetmiştir. Bu, AKP’nin oylarının yüzde 16’sını kaybettiği anlamına gelmektedir. Ki, bu aslında AKP’nin Genel Başkanı Erdoğan’ın da oy kaybıdır. “Cumhur İttifakı” kurulurken, “AKP’nin MHP’yi sırtında taşıdığı”ndan şikayet eden AKP’lilerin iddiasının tam tersine, 24 Haziran seçiminde “MHP, AKP’yi sırtında taşıyan parti” olmuştur.

4) CHP de oy kaybına uğradı ama: CHP de AKP gibi önemli oy kaybına uğradı. Bu oy kaybının bir yanı CHP’li seçmenin bir bölümünün barajı aşması için HDP’ye destek vermesine bağlansa da, genelde CHP’nin oy kaybına uğradığı bir gerçek. Ancak CHP belki oy kaybına uğramıştır ama Kürt sorununun çözümü konusunda, HDP ve kitlesiyle duygusal bir yakınlaşma sağlayan tutumuyla önemli bir girişim yapmıştır.

5) Muharrem İnce önemli başarı kazandı: Muharrem İnce, CHP’den sekiz puan daha fazla oy alarak, küçümsenmemesi gereken bir başarı göstermiştir. “Stratejik oy kullanma”dan dolayı bir “artı oy” almış olsa da İnce’nin bu başarısını, CHP için bir kazanım olduğu kadar, CHP’nin yakın gelecekte bir “iç hesaplaşma”ya girebileceğinin işareti olarak da görmek gerekir.

6) Demokrasi mücadelesi için HDP’nin başarısı çok önemli: Bu seçimin en kritik önemdeki partisi HDP idi. Bu yüzden de hem AKP seçim stratejisini önemli ölçüde HDP’nin barajın altına itilmesi üstünden gerçekleştirmeyi amaçlıyordu, hem de muhalefet bunun farkındaydı. Bu yüzden HDP’yi sevmeyenler de HDP’nin barajı aşmasını istiyordu. Elbette ki HDP, seçilmiş belediye başkanları, Demirtaş ve Yüksekdağ başta olmak üzere milletvekilleri ile binlerce parti militanının tutuklandığı, partinin çalışmasının fiilen yasaklandığı, cumhurbaşkanı adayının bile tutuklu olduğu koşullarda seçime girdi. Bütün bu ağır koşullara karşın yüzde 11.7 oy alıp 67 milletvekili çıkaran HDP, AKP’nin Meclis’te çoğunluğu almasının önünü keserken, aynı zamanda ‘Cumhur İttifakı’nın anayasayı değiştirecek gücü edinmesini de engelledi.

Dahası HDP’nin 67 milletvekili ile Meclise girmiş olması bölgede barış ve Türkiye’nin demokratikleşmesi mücadelesi bakımından son derece önemli bir dayanak olacak mahiyettedir.

DAHA İYİ BİR GELECEK İSTEYEN GÜÇLER CANLI

Erdoğan ve “Cumhur İttifakı” seçimi kazanmıştır ve önemli avantajlar edinmişlerdir. Ama seçim süreci boyunca gördük ki “Cumhur İttifakı” ve Erdoğan, din ve milliyetçilik gibi toplumun en geri duygularını istismar ederek, eskiden yaptıklarıyla övünüp yapmadıklarını “seçimden sonra yapacağız” diye vaat eden bir çizgiyi aşamamışlardır. Yani topluma “yeni” ve “daha iyi bir yaşam” vaat ederek kitleleri harekete geçiren bir seçim kampanyası yürütememişlerdir. Tersine İnce ve kısmen de diğer muhalefet partileri “yeni” ve “daha iyi bir gelecek” vaadini öne çıkarmış, özgürlük ve demokrasi talebi olan dinamik kesimleri harekete geçirmişlerdir. Bu özellikle İnce’nin mitinglerinde açıkça görülmüştür. Bu elbette seçim sonrası için demokrasi güçlerine; bu toplumun demokratik güçlerini daha da ileri bir mevziye çekme yükümlülüğünü getirmektedir.

Erdoğan-Bahçeli ittifakı da bunun farkındadır. Ve ilk fırsatta seçim sürecinde harekete geçen toplumsal kesimleri bölmek, karamsarlık yaymak, yığınları pasifize etmek için her imkanı kullanacak; bu kesimleri sindirerek mücadeleyi Meclis çatısı altına çekmek ve kontrol altına almak için elinden gelen her şeyi yapacaktır.

Bu yüzden de demokrasi güçleri, neden kaybettiklerini açıklamanın ötesinde, en geniş kesimleri harekete geçirecek girişimlerin geliştirilmesi için gerekli çabayı gösterme yükümlülüğünü öne çıkarmaktadır.

Denebilir ki dönemin en önemli görevlerden birisi, “tek parti tek adam rejimine” karşı olan güçlerin en azından dinamik kesimlerinin ortak mücadelesinin gerektirdiği girişimlerin hayata geçirilmesidir. Hele de sekiz ay sonra bir yerel seçim yapılacağı dikkate alındığında bu çok daha önemlidir.

YIĞINLARIN MÜCADELEYE ÇEKİLMESİ ARTIK DAHA ÖNEMLİ

Evet “Cumhur İttifakı” ve Erdoğan kazanmıştır ama, gerek ülkenin iç ve dış politikası gerekse yeni sistemin organizasyonu ile büyük ekonomik sorunlarla karşı karşıya olduğu dikkate alındığında, bu seçimin “kazananlar” için bir “Pirus zaferi” unsurlarını taşıdığı da bir gerçektir.

Seçimlerin yaklaşan krizin yol açacağı yıkım korkusundan dolayı bir buçuk yıl öne çekildiği hatırlandığında AKP-MHP ittifakının işinin kolay olmayacağı, bu büyük sorunlar karşısında çözümler üretmesinin çok zor olduğu açıkça görülecektir.

Tersine, krizin bir finans krizini aşarak emekçilerin yaşamlarını doğrudan etkileyen sonuçları olacağı da dikkate alındığında, asıl olarak;

– İşçi sınıfı ve emekçilerin kendi talepleriyle mücadeleye çekilmesi,

– Çeşitli halk kesimlerinin yer alacağı ve halk yığınlarında bir bilinç dönüşümü sağlayacak bir mücadele çizgisinde hareket edilmesi önemli olacaktır. Bunun için koşullar elverişli olduğu gibi 24 Haziran seçiminden çıkarılacak dersler de böyle bir mücadelenin önemini daha çok hissettirecektir.

Kısacası gerek seçim sürecinde yaşananlar gerekse seçimin ilk sonuçları, “tek parti tek adam rejimi”nin inşasına karşı mücadeleye devam edilmesi gereğine işaret etmektedir. Tartışmayı önümüzdeki günlerde bu mücadele ve ortaya çıkan imkanların gerçekleşmesi doğrultusunda yapılan tartışmalarla sürdüreceğiz.

İhsan ÇARALAN-Evrensel Gazetesi

TEILEN