Çevreyi kirletiyor ama bağışını da veriyor dedirtecek bir uygulamanın yasa yoluyla bir kılıfa büründürülmesi yanlıştır

Partimiz Genel Başkan Yardımcısı Sedat Başkavak, Çevre Ajansı kanununun atıklara sebep olan şirketleri sorumluktan kurtaracağını ve yandaşa kaynak aktarımının yolunu açacağını belirtti.

Türkiye Çevre Ajansı Kurulması TBMM Genel Kurulunda kanun teklifi kabul edildi. Çevre Ajansının Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Biz ülkeyi şirket gibi yöneteceğiz” yaklaşımı ve politikalarına uygun olduğunu belirten Partimiz Genel Başkan Yardımcısı Sedat Başkavak, Ajansın gelirleri arasında yer alacak şartlı şartsız bağışların problemli olduğunu söyledi. “Çevreyi kirletiyor ama bağışını da veriyor dedirtecek bir uygulamanın yasa yoluyla bir kılıfa büründürülmesi yanlıştır” diyen Başkavak “Çevre Ajansı değerli atıklar üzerinden siyasi iktidara yeni bir gelir kapısı, atıklara sebep olan şirketlere de sorumluklarının türlü yöntemlerle arkadan dolaşmasına yarayacak olanaklar sunarken AKP yandaşı kimi kesimlere de kaynak aktarımı için yeni bir şirket kurulmuş olacak” değerlendirmesinde bulundu.

Partimiz Genel Başkan Yardımcısı Sedat Başkavak’ın değerlendirmeleri şöyle:

“ÜLKEYİ ŞİRKET GİBİ YÖNETECEĞİZ YAKLAŞIMI”

“Bakanlığın yapabileceği ve yapması gereken bir görev için ayrı bir mekanizma kuruluyor. Bakanlığın yerine yetki ve görevlerini kullanarak görev yapacak Çevre Ajansı aslında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Biz ülkeyi şirket gibi yöneteceğiz’ yaklaşımı ve politikalarına uygun ama ülke ve halkın çıkarlarına uygun olmayan bir durumdur.

Çevre Ajansının bütçesi genel bütçeden aktarılan tutarlar, şartlı şartsız bağışlar, yardımlar ve faaliyetlerden elde edilecek gelirler olarak belirtiliyor. Ajansın gelirleri arasında yer alacak şartlı şartsız bağışlar zaten problemlidir. Değerli atıkların yani geri dönüştürülebilir depozitoların doğada birikmesini önlemek ve ekonomiye kazandırmak üzere kurulacağı söylenen bir ajans neden ve kimden bağış alsın bu zaten bir soru işaretidir. Örneğin doğada en çok depozito atığına sebep olan plastik ambalajlı ürünler ile gazlı içecek. Su şirketleri sebep oldukları atık depozito bedellerinin daha düşük gösterilmesi için Çevre Ajansıyla bağış üzerinden yerine getirmediği görevinin bir kağıt üstünde yapılmış gibi gösterilmesini istemesinin önünde bir engel var mı? Hayır yok. Çevreyi kirletiyor ama bağışını da veriyor dedirtecek bir uygulamanın yasa yoluyla bir kılıfa büründürülmesi yanlıştır.

“ALACAĞI ŞARTLI BAĞIŞLARIN NERELERE AKTARILACAĞI ŞAİBELİDİR”

Şartlı şartsız bağış kısmının bir diğer yanı da Başkent Doğalgaz’ın Kızılay’a şartlı bağışı üzerinden Ensar Vakfına kaynak aktarımını akıllara getiriyor. Başkent Doğalgaz Kızılay’a verdiği 8 milyon dolarlık bağışın 75 bin dolarının Kızılay’da kalmasını, geriye kalan 7 milyon 925 bin dolarında Ensar Vakfın aktarılmasını şart koşarak yaptığı bağışta Kızılay üzerinden 7 milyon 925 bin dolara Ensar’a aktarılmıştı. Çevre Ajansı bu şekilde kurulduğunda alacağı şartlı bağışları nerelere aktaracağı tamamen şaibelidir. Ya da atığı fazla olan şirketlerin ödemek istemedikleri bedelleri şartlı bağış olarak ödeyerek kuracakları dernek, vakıf, eğitim, sağlık ve yardım kurumu gibi yerler üzerinden geri almalarının önünde bir engel olmadığı ya da olamayacağı da akıllara geliyor. Bir de tabi faaliyet gelirleri var ki, o nasıl olacak belirsiz. Hangi faaliyet üzerinden ne kadar gelir elde edecek bu faaliyet denilen işler kimlerle, iktidar yandaşı hangi şirket, vakıf ya da dernekle yapılacak sanıyorum kurulup faaliyete geçince göreceğiz. Çevre Ajansı kamu ayrıcalığından da faydalanmalı diyerek yapılan bağış ve yardımlardan veraset ve intikal vergisi, harç, damga vergisi ve emlak vergisi alınmayacak olması da gelirin hiçbir şekilde vergi vs nedeniyle kayba uğramadan kullanılmasını ya da aktarılmasını sağlamaya dönüktür. Bir de tabi herkesten bağış alabilecek bir kurumun dışarıdan müdahalelere açık ve kolay hegamonya kurulabilir olacağı açıktır.Reklam

YENİ BİR GELİR KAPISI

Bu haliyle Çevre Ajansı değerli atıklar üzerinden siyasi iktidara yeni bir gelir kapısı, atıklara sebep olan şirketlere de sorumluklarının türlü yöntemlerle arkadan dolaşmasına yarayacak olanaklar sunarken AKP yandaşı kimi kesimlere de kaynak aktarımı için yeni bir şirket kurulmuş olacak. Adı şirket olmayan ama hazineden kaynak alan, gelir elde etmek için gelir getirici faaliyet yürüterek bir nevi ticaret yapacak olan Çevre Ajansı bilindik AKP uygulamasının çevre soruna bulanmış halidir desek yeridir.

Ülke varlıklarının, bir mali denetime tabi olmayan Varlık Fonu aracılığıyla satışı buna örnektir. Enerji ve yer altı kaynaklarının maden şirketlerine peşkeşi için Varlık Fonu bünyesinde kurulduğu için kamusal denetimden yoksun olarak yabancı ortaklıklarda kurabilecek olan Maden Holding buna örnektir. Sadece hasta garantisi ile yetinilmeyip, elektrik, su başta olmak üzere tüm giderlerinin de döner sermaye yani sağlık emekçilerinin emeği ile biriken paradan ödenerek halk sağlığı ve sağlık sisteminin inşaat şirketlerine devredildiği şehir hastaneleri buna örnektir. Erken açığa çıktığı için kuramadıkları ama fırsatını kolladıkları Tarım Bakanlığını holdingleştirerek çoğunluk hissesini özel şirketlerin eline verecek olan Semerat Holding buna örnektir. Ülkeyi şirket gibi yöneteceğiz diyen AKP ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tarım ve yaşam alanlarından tutalım da yer altı ve üstü kaynaklarına kadar, enerji kaynaklarından tutalım da sağlık ve eğitim sistemine kadar şirketlere devrine yol açan bu uygulamalar ülke varlıklarının şirketler tarafından AKP eliyle sömürülmesidir.

Büyükşehirleri kaybedince otopark gelirlerinin büyükşehirlerden alınarak ilçe belediyelerine verilmesi. Belediyelerde ve iktidarda 18 yıldır yaptığı düzenlemelerle şehirleri yaşanmaz ve nefes alınmaz hale getiren AKP’nin kaynak vermediği büyükşehirlere bisiklet ve elektrikli scooterler için yol yapılmasını şart koşması da ilginç. AKP köy tüzel kişiliğine ait arazilerin satılarak geliriyle köy imar işlerinin yapılmasını da bu kanunun içine yerleştirdi. Böylece yol, su, kanalizasyon vb kamu hizmetlerini isteyen köylüye ‘kaynak yok’ ya da ‘plana aldık ama ne zaman yapılır bilinmez’ dedikleri köylülere ‘Her şeyi devletten beklemeyin arazinizi satın, işinizi yapın’ diyecektir.”

TEILEN