CIPOML: İş, ekmek ve özgürlük için 1 Mayıs’a!

Ekvador’dan Fransa’ya, Burkina Faso’dan Hindistan’a 29 siyasi parti ve örgütten oluşan, Türkiye’den de Emek Partisi’nin temsil ettiği CIPOML, 1 Mayıs çağrısı yaptı: Mücadeleyi yükseltelim!

Uluslararası Marksist Leninist Parti ve Örgütler Konferansı (CIPOML), “1 Mayıs’ta tüm dünyada güvenceli iş, ekmek ve özgürlük için mücadeleyi yükseltelim!” çağrısı yaptı.

Ekvador’dan Fransa’ya, Burkina Faso’dan Hindistan’a 29 siyasi parti ve örgütten oluşan, Türkiye’den de Emek Partisi’nin temsil ettiği CIPOML, 1 Mayıs için yazılı açıklama yayımladı.

Açıklamada, kapitalistlerin işçi sınıfı ve halklar üzerindeki sömürü ve baskıyı artırdığı pandemi döneminde bir avuç zengin servetlerini katlarken her gün 25 bin insanın açlıktan öldüğüne dikkat çekilerek 1 Mayıs’ın işçi sınıfının örgütlü gücünü gösterdiği bir gün olması gerektiğinin altı çizildi.

Tüm dünya işçileri ve emekçilerinin, işçi sınıfının Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma günü olan 1 Mayıs’ı özel tarihsel koşullarda kutlamaya hazırlandığına dikkat çekilen açıklamanın tamamı şöyle:

PANDEMİ ÜZERİNDEN SÖMÜRÜ VE BASKI ARTIRILDI

“Hemen her ülkede uluslararası burjuvazi, emperyalizm, kapitalist devlet ve burjuva hükümetler kovid-19 pandemisinin sınırlayıcı koşullarına da yaslanarak işçi sınıfı ve emekçilere yönelik kapitalist sömürü ve baskıyı artırmış bulunuyor.

Kısa zamanlı çalışma, ücretsiz izin, ücretlerde kesintiye gitme, kısa çalışma ödeneği gibi esnek çalışma biçimleri pandemi gerekçesiyle fiilen hayata geçirildi, işten atmalar yaygınlaştı. Son bir yılda on milyonlarca insan işini kaybetti, düzenli bir gelirden mahrum hale geldi.

İşini kaybedenlerin büyük bölümünü kadınlar oluşturuyor. Kadınlar bu süreçte kapitalist sömürü ve çifte baskıyı iliklerine kadar hissettiler. Ev içi şiddet başta olmak üzere kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri arttı.

Kapitalist krizle birleşmiş olan pandeminin olumsuz etkilerine karşı sosyal önlemler adı altında burjuva hükümetlerin uygulamaya koyduğu ‘ekonomik paket’ler, gerçekte kapitalist tekellere kaynak aktarmanın bir aracı olarak işlev gördü, görüyor. İşçi ve sömürülen halk kitlelerinin işsizlik, sefalet ve açlığın kollarına itildiği bu süreçte kapitalist tekeller ise kârlarını katladı.

EN KÜÇÜK HAK ARAYIŞI BASTIRILIYOR

“Sermayenin demokratik haklar ve siyasal özgürlükler alanındaki saldırganlığı, ekonomik ve sosyal cephedeki saldırganlığından aşağı kalmıyor. İşçi ve emekçilerin, kır ve kent yoksullarının, gençliğin ve kadınların en küçük hak arayışı dahi pandemi gerekçesiyle yasaklara konu oldu ve bu yasaklamalar sürüyor.

Halkların gösteri ve protesto eylemleri polis şiddetine, gözaltı ve tutuklamalara maruz kaldı, kalıyor. Almanya, Fransa ve İngiltere başta olmak üzere kapitalist devletlerle hükümetler bu tür polisiye önlemleri kalıcı hale getirmek amacıyla polis ve jandarmanın yetkilerini genişleten yasaları hayata geçirmek için çoktan harekete geçtiler. ‘Burjuva demokrasisi’nin beşiği sayılan ülkelerde bile siyasi gericilik hızla yükselirken, işçi sınıfına ve toplumsal halk muhalefetine yönelik gerici, faşizan uygulamalara daha fazla başvuruluyor.

KAPİTALİZM İNSAN VE DOĞAYA DÜŞMANLIĞI ARTIK GİZLENEMİYOR

İşçiler, kardeşler; gerçekler sonsuza kadar gizlenemez!

Pandemi süreci, kapitalist emperyalizmin, burjuva hükümetler ve sermaye cephesinin gerçek yüzünün işçiler, emekçiler ve ezilen halklar tarafından daha fazla görülmesini sağladı. Kapitalist sömürü ve emperyalist yağmayı, kapitalizmin insana ve doğaya düşman bir sistem olduğu gerçeğini uzun süre gizlemek mümkün değil. Hele işsizlikle yoksulluğun ve halka yönelik zorun tırmandırıldığı, kutuplaşmanın derinleştiği günümüz koşullarında hiçbir demagoji, kaba ve kara propaganda bu gerçeğin üzerini örtemiyor.

Nitekim gerçekler, işçi ve emekçilerin giderek daha geniş kesimleri tarafından görülüyor ve toplumsal muhalefet yükselişte. Şimdi birçok ülkede en çok işsizlik ve yoksulluk türünden sonuçlarına karşı mücadelenin yükseliyor olması, işçi sınıfı ve sömürülen kitlelerin kapitalizmi benimsedikleri ve tekellerin egemenliklerini reddedip değiştirmeyi istemedikleri anlamına gelmiyor. Tersine, toplumsal gerçeklerin ve kendi güçlerinin farkına vardıkça kapitalist egemenlik sisteminin değiştirilmesini talep edenlerin sayısı artıyor.

Günümüz kapitalizminin karşıt kutuplarının bir ucunda toplumsal zenginlikleri ürettikçe emeğine yabancılaşan ve yoksullaşan işçi sınıfı, diğer ucundaysa, işçi sınıfının ücretli köleleştirilmesi ve bağımlı ülkelerin yağmalanması temelinde yoğunlaşan sermaye birikimi ve gittikçe asalaklaşıp çürüyen bir avuç tekelci kapitalist bulunuyor.

ZENGİNLER SERVETLERİNİ KATLARKEN HER GÜN 25 BİN KİŞİ AÇLIKTAN ÖLÜYOR

OXFAM 2020 Raporu’na göre, 2019’da dünyadaki en zengin 2 bin 153 kişinin serveti, 4,6 milyar kişinin toplam servetinden daha fazla. En zengin yüzde 1’lik kesiminin serveti ise 6.9 milyar insanın toplam servetinin iki katından çok.

Jeff Bezos, Elon Musk, Bernard Arnault başta olmak üzere en zengin 10 kişinin serveti 2020 Mart’ı ile Aralık’ı arasında net 540 milyar dolar arttı. En önde gelenleri Zhong Shanshan ve Ma Huateng olan toplam 626 milyarderiyle Çin, milyarder bolluğunda dünyada ABD’nin ardından 2. sırada. Rapor, en zengin on kişinin üstelik pandemi dönemindeki 9 aylık servet artışıyla tüm dünyanın defalarca aşılanmasının mümkün olduğunu belirtiyor.

Madalyonun diğer yüzünde ise, Sahra-altı Afrika başta olmak üzere dünyanın çeşitli yerlerinde oluşmuş olan açlık bölgeleri bulunuyor. Dünyada her gün yaklaşık 25 bin kişi açlık nedeniyle hayatını kaybediyor. Aç insan sayısı, 2019’da 10 milyon artarak, 690 milyon kişiye ulaştı. Afrika’da çocuklar 1 dolarlık antibiyotikleri ilaç olarak alamadıkları için ölüyor, ama dünya kozmetik sektörüne harcanan para yılda tam 200 milyar dolar.

2011-2017 yılları arasında gerçek ücretler neredeyse hiç artmadı. Üstelik pandemi döneminde reel ücretler daha fazla gerilerken, aşıya ulaşmak başta olmak üzere sorunlar daha da büyüdü.

1 MAYIS’TA İŞÇİ SINIFININ GÜCÜNÜ GÖSTERELİM

“İşçi sınıfı ve emekçiler Kamboçya’dan, ABD’ye, Fransa’dan Hindistan’a, İtalya’dan Ekvador’a, Yunanistan’dan, Şili’ye, Türkiye’den, Brezilya’ya, Mısır’dan, Çin’e, Bolivya’ya …burjuva hükümetler ve sendika bürokrasisinin önüne koyduğu barikatı aşabildiği her yerde, grev ve direnişlerle bu kapitalist barbarlığa yanıt vermeye çalıştı.

Temel tüketim maddelerine yapılan zamlar, vergi artışları, işten atmalar, düşük ücretler ve yoksulluk artışıyla kötüleşen çalışma ve yaşam koşulları ve geleceğe güvensizlik birçok ülkede işçi ve halk kitlelerinin mücadelelerinin yükselişine yol açtı. İş, ekmek ve özgürlük talepleri boydan boya yer küreyi sardı.

2021 1 Mayıs’ına emekle sermaye, emperyalizmle ezilen halklar ve emperyalistlerin kendi aralarındaki çelişkilerin keskinleştiği, “çatışmalar”ın diplomasi alanından sahaya taşınma olasılığının daha çok arttığı bir süreçte gidiliyor.

Militan ve kitlesel bir 1 Mayıs sermayeye karşı işçi sınıfının gücünü dost-düşman herkese gösterecek. Güçlü bir 1 Mayıs, işçi sınıfı ve ezilen halklara hem daha ileri mücadelelere atılmaları için moral verecek, hem de mücadele mevzisinin pratik olarak bir adım ileriye taşınmasına hizmet edecek.

1 Mayıs’ın işçi sınıfı bakımından anlamı, en başta sermaye cephesi karşısında gücünü sınadığı bir gün olmasıdır. Bu yüzden işçi sınıfı 1 Mayıs’a en örgütlü haliyle katılmalıdır. Mümkün olan ve gücün yettiği her yerde, sendika bürokrasisinin 1 Mayıs’ın içini boşaltmasına meydan vermemek için, fabrika, işyeri ve tüm alanlarda en geniş katılımla yapılacak seçimlerle belirlenecek ‘1 Mayıs komiteleri’ oluşturulmalıdır.

İşçi sınıfı 1 Mayıs’ı anlamına uygun örgütlediği ölçüde yalnızca işsizliğin kucağına atılmış milyonlarca sınıf kardeşini değil, üretemez hale gelmiş yoksul köylüyü, yıkıma uğramış esnafı, kır ve kent yoksullarını, gençliği ve kadınları sermaye ve gericiliğe karşı verdiği mücadelede yanında bulacak. Ve 1 Mayıs, bir bakıma işçi sınıfı ve halkların mücadelesinde bir kaldıraç rolü oynayabilecek.

Sömürü ve talanda sınır tanımayan, artan hoşnutsuzluk ve tepkilere karşı önlem olarak zor ve şiddeti tırmandırmaya yönelen kapitalist tekeller karşısında bugün işçilerin payına iki iş düşüyor: Tek tek ülkelerde ve uluslararası ölçekte işçi sınıfının birliğini güçlendirip saflarını sıklaştırmak ve ezilen emekçi halklarla birlik ve ittifakını geliştirmek.

Öyleyse, 1 Mayıs’ı tarihsel anlamına yakışır şekilde en görkemli haliyle kutlamak için ileri!..

Yaşasın 1 Mayıs!

Yaşasın İşçi Sınıfının Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışması!

Güvenceli İş, Ekmek ve Özgürlük istiyoruz!

Yaşasın 1 Mayıs, Yaşasın Proletarya Enternasyonalizmi!

CIPOML – Uluslararası Marksist – Leninist Parti ve Örgütler Konferansı

TEILEN